Seyfi GÜL
FIRTINA
Güneþin en güzel battýðý yerde bu kez tekneler battý. Fýrtýna Foça’ya esaslý bir tokat attý.
Her zaman güzelliklerini fotoðraflamaya çalýþtýðýmýz engin gökler, mavi sular bu kez fýrtýna oldu uçurdu, dalga oldu vurdu. Öyle kinlenmiþ ki sanki, saatlerce yorulmadan, býkmadan, durmadan dövdü önüne düþeni. Canýný acýtmak, yakmak, zarar vermek deðildi denizden gelenin ereði. Parçalamak, daðýtmak, yok etmekti dileði.
Belki kimi kolay edinmiþti, ama bazýlarýnýn zor elde ettiði besbelliydi. Elinde avucunda olaný dalgalarýn sürüklemesi karþýsýnda yýllarýn çabasýnýn kayýp gittiðini seyretmekten baþka yapacak bir þeyi yoktu tufan baþladýðýnda. Uzaklarda olanlarýn, denize emanet ettiði malýn gittiðinden haberi olmayanlarýn hali daha bir garip. Birkaç gün sonra gelip bakýyor ki, oranýn coðrafyasý deðiþmiþ. Býrak tekneyi, kayýðý; beton, tahta iskelelerin yerinde yeller esiyor. Bir varmýþ bir yokmuþ gibi bir þey.
Ýnsan yaratýlmýþlarýn en güçlüsü, çünkü en akýllýsý. Böyle zamanlarda ise en aciz’i.

Büyük depremi yaþamýþ, aylarca o ortamda bir þeyler yapmaya, bir þeylere çare olmaya çabalamýþ hafýzamda küçük, kötü canlanmalar oluyor. Evler, sokaklar, iþyerleri yani orasý için dünya demek olan her þey þekil deðiþtirmiþ. Çökmüþ, batmýþ, yan yatmýþ ve binlercesinin son nefesini verdiði yer olmuþ bir diyar.
Ýnsanoðlu; her ortama en çabuk uyum saðlayaný, yaratýlanlarýn, en çabuk durum deðerlendirmesi yapabileni, þimdi ne yapayým diyebileni.
Daha iniltiler dinmemiþken, hayal meyal hatýrladýðý köþelerden, yýkýlmýþ evini zor bulmuþken, pek çok kiþi yeniden yaþam derdine dönmüþtü. Yýkýntýlar içinde kýzýnýn çeyiz bileziklerini aramaya baþlayanlar, kullanmadýðý yorganýnýn içine sakladýðý kefen parasýný bulmaya çalýþanlar, ne aradýðýný söylemeden günlerce, gecelerce evinin yýkýntýlarý tepesinden ayrýlmayanlar, diþinden, týrnaðýndan arttýrarak yaptýklarýný, týrnaklarýyla kazýyarak tekrar bulmaya uðraþanlar.
Ve...
Ýki evladýný da gömdükten sonra, “25 yýl önce buraya bu bavulla gelmiþtim, kýsmet yine sadece bu bavulla burayý terk ediyorum” deyip göç edenler.
Hatýrlamasý bile ürpertici. Hiç hatýrlanmak istenmeyen hatýralar kümesi.
Fýrtýna sürerken canýndan olma tehlikesiyle bir þeyler yapmaya giriþenler, fýrtýna sonrasý; batmýþ teknelerden denize savrulan að, mantar, kurþun, sepet, minder, direk, can yeleði, motor ve hatta tekne parçalarýný toplamaya çalýþýyordu. Birkaç parça fiber kalýntýsý, tahta tekne artýðý, halatlar, aneleler, mapalar, yüzen yakalama kancalarý, gönderler, yataklar, bin bir çeþit malzemeler elde, çaresizliðin, yakalanmýþlýðýn belgeleriydi sanki. Foça’yý “denize girilecek yer yoktan, denize girilmeyecek yer yok”a döndüren güzelim iskelelerin hali, “doða fazlalýklarý geri aldý”nýn vesikasý gibi.
Meteorolojik uyarýlarý dikkate alýp emniyetli yerlere kaçanlar, motorlar çalýþýr durumda kaçmaya hazýr bekleyenler, hasbel kader çabalayýp bir þeyler kurtaranlar geçmek bilmez saatler boyu yaþadýklarýný anlatýyorlar birbirlerine.
Ard arda gelen depremler, ardýndan esaslý bir fýrtýna, 2007’nin 10 Kasým'ýný unutulmaz kýldý.

Her felaketten geri kalan güzellikler de var tabii. Yýkýntýlar arasýndan çýkmaya ya da bir þeyler çýkarmaya yardýma koþan dost eli gibi, sularýn içinden bir umutla teknem saðlam çýkar diye ucu nerde olduðu görülmeyen halatlara asýlan dost eller gibi, sýrýlsýklam olan dostuna sýrtýndaki montu uzatýp ýsýtan dost yürekler gibi, güzel þeyler.
Doðal ya da doðal olmayan felaketler insanýn günlük yaþantýsýyla kapý komþusu. Her an biriyle yüz yüze gelmek ihtimal dahilinde. Her birine karþý tedbir almak, tedbirli olmak insan olmanýn da bir gereði. Zor günler için hazýrlanmak, zor günler için önlem almak þart.
Önlemi alýnamayacak felaketler içinse en iyi önlem, iyi günde dost edinmek çokça. Hani sadece o zor günlerde test edebileceðimiz türden dostluklar biriktirmek.
Seyfi GÜL
"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
Güneþin en güzel battýðý yerde bu kez tekneler battý. Fýrtýna Foça’ya esaslý bir tokat attý.
Her zaman güzelliklerini fotoðraflamaya çalýþtýðýmýz engin gökler, mavi sular bu kez fýrtýna oldu uçurdu, dalga oldu vurdu. Öyle kinlenmiþ ki sanki, saatlerce yorulmadan, býkmadan, durmadan dövdü önüne düþeni. Canýný acýtmak, yakmak, zarar vermek deðildi denizden gelenin ereði. Parçalamak, daðýtmak, yok etmekti dileði.
Belki kimi kolay edinmiþti, ama bazýlarýnýn zor elde ettiði besbelliydi. Elinde avucunda olaný dalgalarýn sürüklemesi karþýsýnda yýllarýn çabasýnýn kayýp gittiðini seyretmekten baþka yapacak bir þeyi yoktu tufan baþladýðýnda. Uzaklarda olanlarýn, denize emanet ettiði malýn gittiðinden haberi olmayanlarýn hali daha bir garip. Birkaç gün sonra gelip bakýyor ki, oranýn coðrafyasý deðiþmiþ. Býrak tekneyi, kayýðý; beton, tahta iskelelerin yerinde yeller esiyor. Bir varmýþ bir yokmuþ gibi bir þey.
Ýnsan yaratýlmýþlarýn en güçlüsü, çünkü en akýllýsý. Böyle zamanlarda ise en aciz’i.

Büyük depremi yaþamýþ, aylarca o ortamda bir þeyler yapmaya, bir þeylere çare olmaya çabalamýþ hafýzamda küçük, kötü canlanmalar oluyor. Evler, sokaklar, iþyerleri yani orasý için dünya demek olan her þey þekil deðiþtirmiþ. Çökmüþ, batmýþ, yan yatmýþ ve binlercesinin son nefesini verdiði yer olmuþ bir diyar.
Ýnsanoðlu; her ortama en çabuk uyum saðlayaný, yaratýlanlarýn, en çabuk durum deðerlendirmesi yapabileni, þimdi ne yapayým diyebileni.
Daha iniltiler dinmemiþken, hayal meyal hatýrladýðý köþelerden, yýkýlmýþ evini zor bulmuþken, pek çok kiþi yeniden yaþam derdine dönmüþtü. Yýkýntýlar içinde kýzýnýn çeyiz bileziklerini aramaya baþlayanlar, kullanmadýðý yorganýnýn içine sakladýðý kefen parasýný bulmaya çalýþanlar, ne aradýðýný söylemeden günlerce, gecelerce evinin yýkýntýlarý tepesinden ayrýlmayanlar, diþinden, týrnaðýndan arttýrarak yaptýklarýný, týrnaklarýyla kazýyarak tekrar bulmaya uðraþanlar.
Ve...
Ýki evladýný da gömdükten sonra, “25 yýl önce buraya bu bavulla gelmiþtim, kýsmet yine sadece bu bavulla burayý terk ediyorum” deyip göç edenler.
Hatýrlamasý bile ürpertici. Hiç hatýrlanmak istenmeyen hatýralar kümesi.
Fýrtýna sürerken canýndan olma tehlikesiyle bir þeyler yapmaya giriþenler, fýrtýna sonrasý; batmýþ teknelerden denize savrulan að, mantar, kurþun, sepet, minder, direk, can yeleði, motor ve hatta tekne parçalarýný toplamaya çalýþýyordu. Birkaç parça fiber kalýntýsý, tahta tekne artýðý, halatlar, aneleler, mapalar, yüzen yakalama kancalarý, gönderler, yataklar, bin bir çeþit malzemeler elde, çaresizliðin, yakalanmýþlýðýn belgeleriydi sanki. Foça’yý “denize girilecek yer yoktan, denize girilmeyecek yer yok”a döndüren güzelim iskelelerin hali, “doða fazlalýklarý geri aldý”nýn vesikasý gibi.
Meteorolojik uyarýlarý dikkate alýp emniyetli yerlere kaçanlar, motorlar çalýþýr durumda kaçmaya hazýr bekleyenler, hasbel kader çabalayýp bir þeyler kurtaranlar geçmek bilmez saatler boyu yaþadýklarýný anlatýyorlar birbirlerine.
Ard arda gelen depremler, ardýndan esaslý bir fýrtýna, 2007’nin 10 Kasým'ýný unutulmaz kýldý.

Her felaketten geri kalan güzellikler de var tabii. Yýkýntýlar arasýndan çýkmaya ya da bir þeyler çýkarmaya yardýma koþan dost eli gibi, sularýn içinden bir umutla teknem saðlam çýkar diye ucu nerde olduðu görülmeyen halatlara asýlan dost eller gibi, sýrýlsýklam olan dostuna sýrtýndaki montu uzatýp ýsýtan dost yürekler gibi, güzel þeyler.
Doðal ya da doðal olmayan felaketler insanýn günlük yaþantýsýyla kapý komþusu. Her an biriyle yüz yüze gelmek ihtimal dahilinde. Her birine karþý tedbir almak, tedbirli olmak insan olmanýn da bir gereði. Zor günler için hazýrlanmak, zor günler için önlem almak þart.
Önlemi alýnamayacak felaketler içinse en iyi önlem, iyi günde dost edinmek çokça. Hani sadece o zor günlerde test edebileceðimiz türden dostluklar biriktirmek.
Seyfi GÜL
"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
