Tülin DURSUN
SAÐ TOPUK DAHA YÜKSEK OLSUN MUSTAFA AMCA
Sað ayaðýný yere basarken, erkeklerin bakýþlarý oynak kalçalarýna takýldýðýný hissetmesi utandýrýyordu kadýný. Yýllardýr alýþamamýþtý buna. Þehvet okunan gözlerden, bu pis býyýklý adamlardan iðreniyordu. Orta yaþlara gelmiþti artýk. Onca yýl erkeklerin tacizlerine boyun eðmeden yaþamayý biliyordu. Karþý çýkmayý, onlarý alt etmeyi küçücük yaþýnda öðrenmiþti. Üç kardeþin en büyüðü idi. Babasýnýn karþý koymasýna raðmen liseyi bitirmiþ, bir devlet dairesinde çalýþmaya baþlamýþtý. Nurten kendini bildi bileli hep çalýþýyordu.
Ýlkokula baþladýðýnda yaþamla ilk kez karþýlaþýyordu. Altý, yedi yaþ çocuklarýnýn bütün acýmasýzlýklarý üstüne devrilmiþti.
“ Topal. Topal!”
Gece yataðýna yattýðý zaman minik ellerini yukarýya kaldýrýyor, çocuk dilinde yüreðini konuþturuyordu;
“ Allah Baba, ne olur bana yardý et! Ayaðýmý çabuk iyileþtir olur mu? Arkadaþlarýmla ip atlamak, seksek oynamak istiyorum. Koþmak istiyorum. Hem babama söyle Allah’ým, beni doktora götürsün. Olur mu Allah’ým?
Günler, aylar ve yýllar geçtikçe Nurten’in dualarý deðiþti. Her þeyi kabullenmiþ, Allah’la arasýna sýnýr koymuþ, isyanlarý durmuþ ve kendini kardeþlerinin yetiþmesine adamýþtý.
Nurten’in içindeki fýrtýnalarý kimseler bilmedi, kimseler anlamadý. O hep veren bir abla, söz dinleyen evlât olmuþtu.
Ýlk aþkýný anýmsadý. Ýçinden bir þeyler koptu Nurten’in. Lisede beraber okuduðu Kemal’e gönlünü kaptýrdýðýnda baþýna gelecekleri hiç düþünmemiþti. Kemal sýnýfýn çalýþkanýydý. Nurten ders sorma bahanesiyle yakýnlaþmaya çalýþtýðý bu gençten çok utanýyordu. Kemal de Nurten’e karþý boþ deðildi. O her yanýna geliþte yanaklarý kýzarýyor, gözlüðünün camlarý terden buharlaþýyordu. Esmer delikanlý oldukça da yakýþýklýydý.
Bir gün Kemal Nurten’e kitap sayfalarý arasýnda mektup verdi.
“ Bak Nurten! Bu kitabý yutmalýsýn ki cebiri verebilesin. Takýldýðýn yer olursa ara beni.”
“ Sað ol Kemal. Çok iyisin.”
“ Cevabýný da beklerim.”
“ Ne cevabý?”
Demeye kalmadan uzaklaþmýþtý Kemal. Nurten bir anlam veremedi buna. Kitaba baktý uzunca. Eve vardýðýnda kavrulmuþ et kokusunun sokak kapýsýna kadar yayýldýðýný hissetti. Belli ki babasý yine yoldan gelmiþti. Yine içki içiyordu. Yanýlmadýðýný kapýdan içeri girince anladý.
“ Nerede kaldýn kýz?”
“ Ancak geldim baba.”
“ Ancak gelmiþmiþ. Aksak ayaðýnla bir haltlar karýþtýrmýyorsun inþallah?”
“ Aman herif! Kýza söylediðine bak hele? Duyan da üvey evladýna diyor sanacak.”
“ Konuþmayýn da rakýyý tazeleyin.”
“ Hadi kýzým koþ, ellerini yýka da yardým et biraz. Sesini daha fazla çýkarmadan baban.”
Nurten elindeki kitaplarýný, defterlerini kýz kardeþiyle paylaþtýðý odaya fýrlatarak banyoya girdi. Kendinden dört yaþ daha küçük kardeþi Ayten ablasýnýn kitaplarýný toplamak için yere eðildi. Yerde duran beyaz bir kâðýdý alýp okumaya baþladý. Bitirince babasýna koþarak mektubu verdi. Avni Efendi okuma yazma bilmediði için;
“ De çekil git baþýmdan hele! Nurteeen! Gel kýz buraya!”
“ Efendim baba?”
“ Ne diyor bu kancýk? Okuyuver bakalým.”
Nurten kardeþinin elinden mektubu alýnca yazýyý hemen tanýdý. Kemal’in yazýsýydý bu. Kendisine yazýlmýþtý. Sözü nereye getireceðini bilemeden;
“ Bu benim okuldan geliyor baba. Veli toplantýsý var da.”
“ Ýyi, kes! Anladýk. Anan gelir.”
“ Baba! Ablam yalan söylüyor.”
“ Ayten!”
“ Yalancý! Ne olacak yalancý.”
Nurten o akþamý kazasýz, belasýz atlatmýþtý içi korkuyla dolsa da.
Liseyi bitirdiðinde ilk aþký Kemal üniversite için Ýstanbul’a gelince ayrýlmýþlardý. Zaten ailesi bu topalý gelin olarak almayacaktý. Kemal anlatmýþtý evde konuþulanlarý. Nurten çok aðlamýþtý bu sözlere.
Nurten çok ýsrar etmesine raðmen babasýný üniversite için ikna edemeyince devlet dairelerinden birine girmiþti. Yýllarca iþi ve evi arasýnda topal ayaðýný sürükleyip durdu. Evdeki iþleri de yorucu ve bezdiriciydi. Kendine hiç zaman ayýramýyor, arkadaþlarýna bile gidemiyordu.
Nurten’in ayaðý aldýðý kilolar yüzünden aðrýyordu. Bu öyle bir aðrýydý ki, beline ve sýrtýna da vuruyordu. Babasý ona ayaðýna uygun, sakatlar için olan ortopedik ayakkabý almasýný yasaklamýþtý. Evlerindeki çamaþýr makinesi eski tip, merdaneliydi. Çamaþýr makinesinin baþýnda belinin ve sýrtýnýn daha çok aðrýdýðýný hissetti. Aðrý sol tarafýnda daha fazla oluyordu. Bir gün sobaya atýlacak odunlardan bir tanesini sað ayaðýnýn altýna koydu. Ýki ayaðýnýn yüksekliði ayný olunca bedeninde aðrýdan eser de kalmamýþtý. Nurten biliyordu artýk.
Evden gizlice arttýrdýðý parasýyla ayakkabý yapan Mustafa Usta’ya gitti. Siyah bir çift kundura yaptýrdý.
Mustafa Usta güleç yüzüyle karþýladý Nurten’i.
“ Nurten Kýzým, hayýr ola?”
“ Mustafa Amca, bana bir çift kundura yapar mýsýn? Sað topuk daha yüksek olsun. Giydiðim zaman iki ayaðýmýn yüksekliði ayný olmalý.”
Bundan sonra Nurten yýlda iki defa yaptýrdý bunlardan. Biri yazlýk, diðeri kýþlýk. Yeni kunduralarýný taþýdýðýndan beri daha bir güzelleþmiþti Nurten. Dudaðýndaki gülümseme çok yakýþmýþtý ona. Artýk onun sað bacaðýndaki aksamayý kimse fark etmiyordu. Güvenle bakýyordu yaþama, geleceðe.
Bir Pazar günü yolda rastladý Kemal’e. Ýlk aþký, ilk heyecanýna. Aradan geçen on bir yýl yýpratmýþtý adamý. Bakýþtýlar gizlice. Karýsý bir kýz çocuðunun elinden tutuyordu. Yine karný doluydu. Nurten dimdik yürüdü adamýn yanýndan geçerken. Kemal bu güzel kadýna bakarken içinin piþmanlýkla dolduðunu hissetti.
Caným arkadaþým A'ya sevgim ve hasretimle...
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Sað ayaðýný yere basarken, erkeklerin bakýþlarý oynak kalçalarýna takýldýðýný hissetmesi utandýrýyordu kadýný. Yýllardýr alýþamamýþtý buna. Þehvet okunan gözlerden, bu pis býyýklý adamlardan iðreniyordu. Orta yaþlara gelmiþti artýk. Onca yýl erkeklerin tacizlerine boyun eðmeden yaþamayý biliyordu. Karþý çýkmayý, onlarý alt etmeyi küçücük yaþýnda öðrenmiþti. Üç kardeþin en büyüðü idi. Babasýnýn karþý koymasýna raðmen liseyi bitirmiþ, bir devlet dairesinde çalýþmaya baþlamýþtý. Nurten kendini bildi bileli hep çalýþýyordu.
Ýlkokula baþladýðýnda yaþamla ilk kez karþýlaþýyordu. Altý, yedi yaþ çocuklarýnýn bütün acýmasýzlýklarý üstüne devrilmiþti.
“ Topal. Topal!”
Gece yataðýna yattýðý zaman minik ellerini yukarýya kaldýrýyor, çocuk dilinde yüreðini konuþturuyordu;
“ Allah Baba, ne olur bana yardý et! Ayaðýmý çabuk iyileþtir olur mu? Arkadaþlarýmla ip atlamak, seksek oynamak istiyorum. Koþmak istiyorum. Hem babama söyle Allah’ým, beni doktora götürsün. Olur mu Allah’ým?
Günler, aylar ve yýllar geçtikçe Nurten’in dualarý deðiþti. Her þeyi kabullenmiþ, Allah’la arasýna sýnýr koymuþ, isyanlarý durmuþ ve kendini kardeþlerinin yetiþmesine adamýþtý.
Nurten’in içindeki fýrtýnalarý kimseler bilmedi, kimseler anlamadý. O hep veren bir abla, söz dinleyen evlât olmuþtu.
Ýlk aþkýný anýmsadý. Ýçinden bir þeyler koptu Nurten’in. Lisede beraber okuduðu Kemal’e gönlünü kaptýrdýðýnda baþýna gelecekleri hiç düþünmemiþti. Kemal sýnýfýn çalýþkanýydý. Nurten ders sorma bahanesiyle yakýnlaþmaya çalýþtýðý bu gençten çok utanýyordu. Kemal de Nurten’e karþý boþ deðildi. O her yanýna geliþte yanaklarý kýzarýyor, gözlüðünün camlarý terden buharlaþýyordu. Esmer delikanlý oldukça da yakýþýklýydý.
Bir gün Kemal Nurten’e kitap sayfalarý arasýnda mektup verdi.
“ Bak Nurten! Bu kitabý yutmalýsýn ki cebiri verebilesin. Takýldýðýn yer olursa ara beni.”
“ Sað ol Kemal. Çok iyisin.”
“ Cevabýný da beklerim.”
“ Ne cevabý?”
Demeye kalmadan uzaklaþmýþtý Kemal. Nurten bir anlam veremedi buna. Kitaba baktý uzunca. Eve vardýðýnda kavrulmuþ et kokusunun sokak kapýsýna kadar yayýldýðýný hissetti. Belli ki babasý yine yoldan gelmiþti. Yine içki içiyordu. Yanýlmadýðýný kapýdan içeri girince anladý.
“ Nerede kaldýn kýz?”
“ Ancak geldim baba.”
“ Ancak gelmiþmiþ. Aksak ayaðýnla bir haltlar karýþtýrmýyorsun inþallah?”
“ Aman herif! Kýza söylediðine bak hele? Duyan da üvey evladýna diyor sanacak.”
“ Konuþmayýn da rakýyý tazeleyin.”
“ Hadi kýzým koþ, ellerini yýka da yardým et biraz. Sesini daha fazla çýkarmadan baban.”
Nurten elindeki kitaplarýný, defterlerini kýz kardeþiyle paylaþtýðý odaya fýrlatarak banyoya girdi. Kendinden dört yaþ daha küçük kardeþi Ayten ablasýnýn kitaplarýný toplamak için yere eðildi. Yerde duran beyaz bir kâðýdý alýp okumaya baþladý. Bitirince babasýna koþarak mektubu verdi. Avni Efendi okuma yazma bilmediði için;
“ De çekil git baþýmdan hele! Nurteeen! Gel kýz buraya!”
“ Efendim baba?”
“ Ne diyor bu kancýk? Okuyuver bakalým.”
Nurten kardeþinin elinden mektubu alýnca yazýyý hemen tanýdý. Kemal’in yazýsýydý bu. Kendisine yazýlmýþtý. Sözü nereye getireceðini bilemeden;
“ Bu benim okuldan geliyor baba. Veli toplantýsý var da.”
“ Ýyi, kes! Anladýk. Anan gelir.”
“ Baba! Ablam yalan söylüyor.”
“ Ayten!”
“ Yalancý! Ne olacak yalancý.”
Nurten o akþamý kazasýz, belasýz atlatmýþtý içi korkuyla dolsa da.
Liseyi bitirdiðinde ilk aþký Kemal üniversite için Ýstanbul’a gelince ayrýlmýþlardý. Zaten ailesi bu topalý gelin olarak almayacaktý. Kemal anlatmýþtý evde konuþulanlarý. Nurten çok aðlamýþtý bu sözlere.
Nurten çok ýsrar etmesine raðmen babasýný üniversite için ikna edemeyince devlet dairelerinden birine girmiþti. Yýllarca iþi ve evi arasýnda topal ayaðýný sürükleyip durdu. Evdeki iþleri de yorucu ve bezdiriciydi. Kendine hiç zaman ayýramýyor, arkadaþlarýna bile gidemiyordu.
Nurten’in ayaðý aldýðý kilolar yüzünden aðrýyordu. Bu öyle bir aðrýydý ki, beline ve sýrtýna da vuruyordu. Babasý ona ayaðýna uygun, sakatlar için olan ortopedik ayakkabý almasýný yasaklamýþtý. Evlerindeki çamaþýr makinesi eski tip, merdaneliydi. Çamaþýr makinesinin baþýnda belinin ve sýrtýnýn daha çok aðrýdýðýný hissetti. Aðrý sol tarafýnda daha fazla oluyordu. Bir gün sobaya atýlacak odunlardan bir tanesini sað ayaðýnýn altýna koydu. Ýki ayaðýnýn yüksekliði ayný olunca bedeninde aðrýdan eser de kalmamýþtý. Nurten biliyordu artýk.
Evden gizlice arttýrdýðý parasýyla ayakkabý yapan Mustafa Usta’ya gitti. Siyah bir çift kundura yaptýrdý.
Mustafa Usta güleç yüzüyle karþýladý Nurten’i.
“ Nurten Kýzým, hayýr ola?”
“ Mustafa Amca, bana bir çift kundura yapar mýsýn? Sað topuk daha yüksek olsun. Giydiðim zaman iki ayaðýmýn yüksekliði ayný olmalý.”
Bundan sonra Nurten yýlda iki defa yaptýrdý bunlardan. Biri yazlýk, diðeri kýþlýk. Yeni kunduralarýný taþýdýðýndan beri daha bir güzelleþmiþti Nurten. Dudaðýndaki gülümseme çok yakýþmýþtý ona. Artýk onun sað bacaðýndaki aksamayý kimse fark etmiyordu. Güvenle bakýyordu yaþama, geleceðe.
Bir Pazar günü yolda rastladý Kemal’e. Ýlk aþký, ilk heyecanýna. Aradan geçen on bir yýl yýpratmýþtý adamý. Bakýþtýlar gizlice. Karýsý bir kýz çocuðunun elinden tutuyordu. Yine karný doluydu. Nurten dimdik yürüdü adamýn yanýndan geçerken. Kemal bu güzel kadýna bakarken içinin piþmanlýkla dolduðunu hissetti.
Caným arkadaþým A'ya sevgim ve hasretimle...
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
