ANTÝKÇAÐ’DA TRAGEDYANIN ÝÞLEVÝ / Oðuz ÖZÜGÜL
Oðuz ÖZÜGÜL

Oðuz ÖZÜGÜL

ANTÝKÇAÐ’DA TRAGEDYANIN ÝÞLEVÝ



Antikçað kent (polis) devletlerinin 4.Yüzyýlda girdiði çözülme süreci ve bu sürecin yol açtýðý politik-ideolojik bunalým o dönemin tragedyalarýnda yansýr.

Grek demokrasisi birçok bakýmdan çeliþkilerle doludur. Toplumun deðiþik katmanlarý arasýndaki belirli farklýlýklar artýk kalkmak üzeredir. Orta katmanlar hem üst hem de alt katmanlara yakýnlýk duymakta, kent yurttaþlarý da kimi zaman demokratik eþitlik, kimi zaman da yeni ayrýcalýklar için mücadele etmektedir. 5.Yüzyýlýn sonlarýnda orta katmanlarýn kamu yönetiminde sözü daha çok geçmeye baþlamasýna karþýn, egemenlik hâlâ soylularýn elindedir. Doðuþtan soyluluk, yerini zamanla para aristokrasisine ve bir rantiye devletine býrakýr. Sanatçýlar alt katmanlara pek de hoþ gözle bakmaz, hep soylulardan yana çýkar. Euripides ile Sofistler dýþýnda, 5. ve 4. Yüzyýlýn önde gelen bütün ozanlarý, düþünürleri aristokrasinin ve gericiliðin çýkarlarýna destek olurlar.

Tragedya, iþte bu sözümona “demokrasi”nin en mükemmel biçimde dýþavurumudur. Sistemin iç çeliþkileri, toplumsal katmanlarýn ve kültür taþýyýcýsý zümrenin ekonomik çýkarlarý arasýndaki çeliþki en belirgin þekilde tragedyada ifadesini bulur. Tragedyanýn dýþ biçimi, yani halkýn önünde sergileniþi demokratik, ama içeriði, yani kahramanlýk efsaneleri ve yarattýðý trajik-kahramanlýk duygusu ise aristokratiktir. Gerçi tragedya, saraylardaki seçkin topluluklara hitap eden eski kahramanlýk þiirlerinin ya da popüler olmuþ destanlarýn tersine, daha çok kalabalýklarý ve çok katmanlý kitleleri hedef alýr. Ama o da yüce ruhlu, olaðanüstü, seçkin insanýn alýþýlmýþ davranýþlarýna, ödün vermez soylu efendinin, kahramanlýk idealinin cisimlendirilmesine baðlý kalýr. Tragedyalarýn izleyici üzerinde yarattýðý etki güçlü bir topluluk duygusunu öngörür; ne var ki, tragedya da seçkin bir izleyici topluluðuna hitap eder. Bu topluluk tüm haklara sahip yurttaþlardýr. Tragedya yazarlarý iþte bu topluluðun sözcüleridir; görevleri, bu katmanlarýn egemenliðini haklý gösteren ve güvence altýna alan bir biçimde efsaneleri yorumlamaktýr. Bu þekilde mitlerin otoriter yorumlarýna dönüþen tragedyalarýn yazarlarýna da ruhani payeler verilir; bu yazarlar kendilerinden önce hiçbir ozana, hatta Homeros’a bile nasip olmayan bir saygý görür.

Klasik dönem sona erince tragedyanýn dili ve havasý deðiþir, günlük konuþmalara yaklaþýr, lirizmi benimser. Ayrýntýlara daha çok yer veren, ifade tarzýndaki kýsýtlamalarý kaldýrarak aþýrýlýklara yönelen tragedyada karakterler olaylardan daha ilgi çekici hale gelir. Bu geliþme, felsefede Sofistlerin düþünsel alandaki devrimine denk düþer. Böylece ortaya yeni bir sanatçý zümresi çýkar, onlar artýk Homeros çaðýnýn rapsodlarý gibi sýnýrlarý belli mesleki bir zümre deðildir, her türlü güvenceden yoksun da olsalar, demokratik bir yönetimin eðitiminde sözü geçecek, bu yönetime yön verecek kadar etkilidir, ilkesel yönden baðýmsýzdýr.

Bu hareket en önemli sanatsal ifadesini Euripides’te bulur. Grek aydýnlanmasýnýn bu biricik ozaný, köle ve kadýn sorunlarý gibi, kent yaþamýnýn güncel sorunlarýný da tartýþtýðý eserleriyle klasik tragedyanýn sonunu hazýrlar. Bunu sadece kahramanlýk idealinden arýnmýþ bir dünya görüþüne dayanarak yapmaz, üstelik insanlarý kör talihin oyuncaðý olarak gören kader düþüncesini kuþkucu bir biçimde yorumlayarak da gerçekleþtirir. Böylece bazý mitoloji kahramanlarýný bu özelliðinden sýyrýlmýþ, sýradan kiþiler halinde betimler. Örneðin Troya savaþýnýn baþkomutaný Agamemnon’u kapýldýðý korkudan kölesi Hekabe kurtarýr. Odysseus, gözünü kan bürümüþ, insanlýk dýþý, hilebaz bir yaratýða dönüþür. Argonotlar mitolojisinin atýlgan, cesur Ýason’u “Medea”da sefil bir bencil haline gelir vs.

Geleneksel ozan kavramýyla karþýlaþtýrýlýnca Euripides’in toplumsal yönden modern bir kiþilik olduðu görülür. Sofistler gibi onu da açýk seçik tanýmlamak mümkün deðildir: Meslekten edebiyatçý ve filozof, demokrat ve reformcu, hiçbir sýnýfa ait olmayan, toplumsal köklerinden kopmuþ bir kiþilik. Çaðdaþlarý, Aischylos Atina demokrasisinin yerleþmesi ve devamý için uðraþýr, mücadele ederken ve Sophokles de devlet yönetimine katýlma eðilimi gösterirken, ayný þeyleri Euripides için söyleyemeyiz. Bu büyük tragedya yazarý, Atina’ya duyduðu sevgiye karþýn politikadan uzak kalýr. Ama öte yandan eserleriyle çaðýnýn politik ve düþünsel tartýþmalarýna yine de canlý bir þekilde katýlýr; mevcut iliþkileri sorgular; polis toplumunun çeliþkilerini gerçekçi bir tarzda tragedyalarýnda sergiler.

Euripides’in eserleri Rönesans’tan günümüze kadar edebiyatý, görsel sanatlarý büyük ölçüde etkilemiþtir. Birçok yazar, Euripides’in tragedyalarýndaki temalarý yeniden ele alýp eserlerinde iþlemiþtir.


Kaynaklar
1.Soziologie der Kunst (Sanat Sosyolojisi), Arnold Hauser, DTV München, 1983.
2.Türk ve Dünya Edebiyatçýlarý, Cilt 2, Remzi Kitabevi, Ýst. 1987.
3.Mitoloji Sözlüðü, Azra Erhat, Remzi Kitabevi, Ýst. 1978.
4.Gesammelte Werke (Toplu eserler), Euripides.


Oðuz ÖZÜGÜL

oguzozugul@hotmail.com



11 Eylül 2010 Cumartesi / 2638 okunma



"Oðuz ÖZÜGÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...