Tülin DURSUN
SATILIK EV
Cevahir Teyze böðürür gibi aðlýyordu. Baþýný havaya kaldýrýp, iki elini yanlara açtý.
“Allah’ým bunu da mý görecektim.”
Etrafta kimseler yoktu. Daha rahat akmasýna izin verdi gözyaþlarýnýn.
Bir eliyle mezarlýkta biten ayrýk otlarýný temizlerken, diðer eliyle de; göz yaþýnýn ve sümüðünün birbirine karýþtýðý yerleri temizliyordu.
“Güzel gözlü “Maviþ” oðlu. Gencecik yaþta kalp krizi geçirip, ölmüþtü. Ýki çocuk býrakmýþtý arkasýndan. Bir de gözyaþý hiç dinmeyecek anasýný.
Kaç yýlý geride býrakmýþtý Cevahir Teyze?. Hiç saymadý günleri. Torunlarýný büyüttü önce. Sonra kýzýnýn yardýmýna koþtu. Evi yoktu kýzýnýn. Ona kooperatiften bir eve girdi. Arabasýný da alýp, evlendirdi kýzýný da.
Aklýna kýzý gelince ulurcasýna aðladý yine Cevahir Teyze.
“ Allah’ým bu göz yaþý ne zaman dinecek?.”
Yukarýlardan bir yerden ses duyar gibi oldu;
“ Dinmeyecek!.”
“Doðru.” Diye düþündü Cevahir Teyze. Evlat acýsýný yaþayanýn gözyaþý hep akarmýþ.
Pýrlanta kalpli oðlu erken atýlmýþtý hayata. Babasý çok çektiriyordu anasýna. Bir an önce okulu bitirdi, çalýþmaya baþladý oðlu.
Dünyayý her an kendilerine zindan eden babalarý da erken ayrýlmýþtý aralarýndan. Geride sadece baþlarýný sokacak bir ev býrakarak.
Cevahir Teyze; kocasýndan kalan eski evi müteahite verip; yerine üç daire almýþtý. Bir daireyi oðluna oturmasý, bir daireyi de iþ kurmasý için vermiþti. Bir diðerinde ise kýzýyla ikisi oturdular önce.
Oðlu ölünce, birini oðlunun çocuklarýna verdi. Söz verdiði daireyi evlenince aldý kýzýna.
Daha dinç sayýlýrdý Cevahir Teyze. Altmýþ üç yaþýndaydý. Geçirdiði kalp krizi ve beyin kanamasýna raðmen iyi idare ediyordu kendi deyiþiyle. Yalnýz yaþamaktan sýkýldý. Oðlu; Emekli Sandýðýndan karne çýkarmýþtý da bu huzur evine yerleþebilmiþti. Ah Maviþ oðlu!. Hep düþünmüþtü anasýný.
Huzur evinde kalmaya baþladýðýndan beri, biraz huzura ermiþti. Gün oluyor aðlýyor, dakika oluyor gülüyordu.
Birçok arkadaþý da olmuþtu bu geciken yaþýnda. Huzur evi sakinleriyle gezilere çýkýyor, dolaþýyordu. Sýkça tiyatro ve eðlence yerlerine katýlýyordu arkadaþlarýyla.
Cevahir Teyzenin eli hiç boþ durmazdý. Dantel ve örgü iþleri yapardý. Bütün arkadaþlarýna banyo lifleri örüp, hediye ediyordu. Kendinden daha yaþlý ve düþkün olanlara yardýmcý oluyor; onlarý banyoya sokup, yýkýyordu. Saf, tertemiz bir anaydý Cevahir Teyze.
Hafta sonlarý bazen sýkýldýðý oluyordu. Her sýkýldýðýnda önce oðluna uðruyor; sonra da buraya gelirken kapattýðý evini havalandýrmaya gidiyordu.
Kýzý eskisi gibi yanýna uðramýyordu. Torunlarýný da seyrek görür olmuþtu.
“ Keþke eskisi gibi para biriktirsem de, onlara hediyeler alabilsem. Oðlumdan kalan maaþ sadece buranýn giderlerine yetiyor.” Diye düþündü Cevahir Teyze.
Ýki haftadýr evini dolaþmamýþtý. Huzur evi sakinlerinden Saniye haným’ ýn tansiyonu yükseldiðinden onu yalnýz býrakamamýþtý. Kadýncaðýz þimdi iyiydi. Bu hafta sonu evini dolaþacak belki de eksik kalan beþ milyar için satacaktý.
Bugün cumaydý. Kahvaltýdan sonra Saniye Haným’ ý yoklar, ona akþam burada olmayacaðýný söylerdi. Yaþlý kadýn merak ederdi.
“ Saniye Teyze; yeðenin tembihledi bak!. Sakýn ekmeyi, tatlýyý ve tuzu fazla kaçýrma!. Yarýn akþama doðru gelirim. Kal þimdi saðlýcakla.”
“ Güle güle.” Dedi Saniye Haným; geçirdiði felçten ne dediði anlaþýlmayarak. Cevahir Teyze anlamýþtý.
Cevahir Teyze sokaðýna gelince, derin bir nefes aldý. Gençliðinin geçtiði bu mahalleyi hep özlüyordu. Kendi evine gelmiþti. Satmadan evvel son kez oðlunun duasýný da burada okuturdu.
Apartman kapýsý açýktý. Anahtarýný çýkardý, kilide soktu. Anahtar kilide girmedi. Hay Allah!... Karýþtýrmýþtý herhalde?. Çantasýndan baþka anahtar çýkardý. Tam kilide sokarken kapýsýnda duran paspasýn deðiþtiðini gördü. Zili çaldý Ýçeriden sesler geliyordu. Bir kez daha bastý zile. Kapý açýldý.
“ Buyurun!. Kimi aradýnýz?.”
“ Kýzým ben yanlýþ mý geldim acaba?.”
“ Bilmem ki teyze!. Kimi arýyorsun?.”
“ Kimseyi aramýyorum. Evime geldim. Anahtar kilide uymadý, þaþýrdým. Paspas deðiþmiþ, yine þaþýrdým. Ne oluyor kýzým?. Benim evimde ne arýyorsunuz?.”
“Haa!!!.. Þimdi anladým. Siz bu evin eski sahibi olan teyzesiniz.”
“ Ne dersin sen çocuðum?. Ben evimi satmadým ki; yeni sahibi siz olasýnýz!.”
Üst kattan Melek Hanýmýn sesini duydu Cevahir Teyze. Kendisine sesleniyordu. Baþýný kaldýrýp, merdiven boþluðundan yukarý baktý.
“ Ne oluyor Melek Kardeþim?. Bunlar da kim, haberin var mý?.”
“ Gel yukarý Cevahir Kardeþim.”
Cevahir Teyzenin kalbi sýkýþýyordu. Yine de çýktý bir kat yukarý.
“ Ah Cevahir ah!!.. Gir içeri. Sana o kadar söyledim; kýzýna þu vekaletnameyi verme diye!. Yok!. Yok anam dinletemedim sana!.”
“ Hadi söyle Melek!. Ne oldu?.”
“ Ýki hafta önce senin kýz geldi buraya. Hiç öyle cama, kapýya “SATILIK” yazmadan, el altýndan satmýþ evi. Önce karþý geldik. Bize vekaletnameyi gösterince bir þey yapamadýk.”
Cevahir Teyze o gece hasta yattý Melek Haným’ýn evinde.
Sabah soluðu mezarlýkta aldý. Ýþte þimdi bu mezarda yatan oðluyla dertleþiyor, Allah’a sýðýnýyordu.
“ Ben üç, beþ gün sonra elden, ayaktan kesilince ne olacak halim. Kim bakar bana?.”
Durdu. Etrafýna baktý yine.
“ Kýzým; öz kýzým benden habersiz evimi satýyor, beni eli, kolu baðlý býrakýyor. Evimi de kaybettim. Ýki kiþilik odadan, tek kiþilik odaya geçmek için beþ milyar istiyorlar. Ben de evimi satar; geri parayý da kýzýma veririm diyordum. Þimdi bana beþ milyarý vermemek için kaçýyor benden. Bu ne iþtir Allah’ým?.”
Yukarýlardan bir yerlerden, bir ses duydu Cevahir Teyze;
“ Bre kadýn!. Sen bilmez misin?. Baba oðluna bað baðýþlamýþ, oðul babadan bir salkým üzümü esirgemiþ.”
Cevahir Teyze bir eliyle ayrýk otlarýný kopardý, diðer eliyle de gözyaþlarýný sildi.
“ Doðru Allah’ým doðru!.” Dedi.
Akþam, farkýna varmadan geçirdiði felçli ayaðýný sürüyerek mezarlýktan çýktý. Huzur evine doðru gitmek için belediye otobüsüne bindi..
Belediye otobüsünün þoförü onu fark ettiðinde; akþam olmuþtu. Cevahir Teyzenin bedeni çoktan buz gibiydi. Kim olduðunu öðrenmek için çantasýna baktýlar. Huzur evindendi. Dantel ve örgüden kazandýðý paralarla torunlarýna açtýðý banka defterini de kimliðinin yanýnda buldular.
tülin dursun ISIRGAN OTLARIM
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Cevahir Teyze böðürür gibi aðlýyordu. Baþýný havaya kaldýrýp, iki elini yanlara açtý.
“Allah’ým bunu da mý görecektim.”
Etrafta kimseler yoktu. Daha rahat akmasýna izin verdi gözyaþlarýnýn.
Bir eliyle mezarlýkta biten ayrýk otlarýný temizlerken, diðer eliyle de; göz yaþýnýn ve sümüðünün birbirine karýþtýðý yerleri temizliyordu.
“Güzel gözlü “Maviþ” oðlu. Gencecik yaþta kalp krizi geçirip, ölmüþtü. Ýki çocuk býrakmýþtý arkasýndan. Bir de gözyaþý hiç dinmeyecek anasýný.
Kaç yýlý geride býrakmýþtý Cevahir Teyze?. Hiç saymadý günleri. Torunlarýný büyüttü önce. Sonra kýzýnýn yardýmýna koþtu. Evi yoktu kýzýnýn. Ona kooperatiften bir eve girdi. Arabasýný da alýp, evlendirdi kýzýný da.
Aklýna kýzý gelince ulurcasýna aðladý yine Cevahir Teyze.
“ Allah’ým bu göz yaþý ne zaman dinecek?.”
Yukarýlardan bir yerden ses duyar gibi oldu;
“ Dinmeyecek!.”
“Doðru.” Diye düþündü Cevahir Teyze. Evlat acýsýný yaþayanýn gözyaþý hep akarmýþ.
Pýrlanta kalpli oðlu erken atýlmýþtý hayata. Babasý çok çektiriyordu anasýna. Bir an önce okulu bitirdi, çalýþmaya baþladý oðlu.
Dünyayý her an kendilerine zindan eden babalarý da erken ayrýlmýþtý aralarýndan. Geride sadece baþlarýný sokacak bir ev býrakarak.
Cevahir Teyze; kocasýndan kalan eski evi müteahite verip; yerine üç daire almýþtý. Bir daireyi oðluna oturmasý, bir daireyi de iþ kurmasý için vermiþti. Bir diðerinde ise kýzýyla ikisi oturdular önce.
Oðlu ölünce, birini oðlunun çocuklarýna verdi. Söz verdiði daireyi evlenince aldý kýzýna.
Daha dinç sayýlýrdý Cevahir Teyze. Altmýþ üç yaþýndaydý. Geçirdiði kalp krizi ve beyin kanamasýna raðmen iyi idare ediyordu kendi deyiþiyle. Yalnýz yaþamaktan sýkýldý. Oðlu; Emekli Sandýðýndan karne çýkarmýþtý da bu huzur evine yerleþebilmiþti. Ah Maviþ oðlu!. Hep düþünmüþtü anasýný.
Huzur evinde kalmaya baþladýðýndan beri, biraz huzura ermiþti. Gün oluyor aðlýyor, dakika oluyor gülüyordu.
Birçok arkadaþý da olmuþtu bu geciken yaþýnda. Huzur evi sakinleriyle gezilere çýkýyor, dolaþýyordu. Sýkça tiyatro ve eðlence yerlerine katýlýyordu arkadaþlarýyla.
Cevahir Teyzenin eli hiç boþ durmazdý. Dantel ve örgü iþleri yapardý. Bütün arkadaþlarýna banyo lifleri örüp, hediye ediyordu. Kendinden daha yaþlý ve düþkün olanlara yardýmcý oluyor; onlarý banyoya sokup, yýkýyordu. Saf, tertemiz bir anaydý Cevahir Teyze.
Hafta sonlarý bazen sýkýldýðý oluyordu. Her sýkýldýðýnda önce oðluna uðruyor; sonra da buraya gelirken kapattýðý evini havalandýrmaya gidiyordu.
Kýzý eskisi gibi yanýna uðramýyordu. Torunlarýný da seyrek görür olmuþtu.
“ Keþke eskisi gibi para biriktirsem de, onlara hediyeler alabilsem. Oðlumdan kalan maaþ sadece buranýn giderlerine yetiyor.” Diye düþündü Cevahir Teyze.
Ýki haftadýr evini dolaþmamýþtý. Huzur evi sakinlerinden Saniye haným’ ýn tansiyonu yükseldiðinden onu yalnýz býrakamamýþtý. Kadýncaðýz þimdi iyiydi. Bu hafta sonu evini dolaþacak belki de eksik kalan beþ milyar için satacaktý.
Bugün cumaydý. Kahvaltýdan sonra Saniye Haným’ ý yoklar, ona akþam burada olmayacaðýný söylerdi. Yaþlý kadýn merak ederdi.
“ Saniye Teyze; yeðenin tembihledi bak!. Sakýn ekmeyi, tatlýyý ve tuzu fazla kaçýrma!. Yarýn akþama doðru gelirim. Kal þimdi saðlýcakla.”
“ Güle güle.” Dedi Saniye Haným; geçirdiði felçten ne dediði anlaþýlmayarak. Cevahir Teyze anlamýþtý.
Cevahir Teyze sokaðýna gelince, derin bir nefes aldý. Gençliðinin geçtiði bu mahalleyi hep özlüyordu. Kendi evine gelmiþti. Satmadan evvel son kez oðlunun duasýný da burada okuturdu.
Apartman kapýsý açýktý. Anahtarýný çýkardý, kilide soktu. Anahtar kilide girmedi. Hay Allah!... Karýþtýrmýþtý herhalde?. Çantasýndan baþka anahtar çýkardý. Tam kilide sokarken kapýsýnda duran paspasýn deðiþtiðini gördü. Zili çaldý Ýçeriden sesler geliyordu. Bir kez daha bastý zile. Kapý açýldý.
“ Buyurun!. Kimi aradýnýz?.”
“ Kýzým ben yanlýþ mý geldim acaba?.”
“ Bilmem ki teyze!. Kimi arýyorsun?.”
“ Kimseyi aramýyorum. Evime geldim. Anahtar kilide uymadý, þaþýrdým. Paspas deðiþmiþ, yine þaþýrdým. Ne oluyor kýzým?. Benim evimde ne arýyorsunuz?.”
“Haa!!!.. Þimdi anladým. Siz bu evin eski sahibi olan teyzesiniz.”
“ Ne dersin sen çocuðum?. Ben evimi satmadým ki; yeni sahibi siz olasýnýz!.”
Üst kattan Melek Hanýmýn sesini duydu Cevahir Teyze. Kendisine sesleniyordu. Baþýný kaldýrýp, merdiven boþluðundan yukarý baktý.
“ Ne oluyor Melek Kardeþim?. Bunlar da kim, haberin var mý?.”
“ Gel yukarý Cevahir Kardeþim.”
Cevahir Teyzenin kalbi sýkýþýyordu. Yine de çýktý bir kat yukarý.
“ Ah Cevahir ah!!.. Gir içeri. Sana o kadar söyledim; kýzýna þu vekaletnameyi verme diye!. Yok!. Yok anam dinletemedim sana!.”
“ Hadi söyle Melek!. Ne oldu?.”
“ Ýki hafta önce senin kýz geldi buraya. Hiç öyle cama, kapýya “SATILIK” yazmadan, el altýndan satmýþ evi. Önce karþý geldik. Bize vekaletnameyi gösterince bir þey yapamadýk.”
Cevahir Teyze o gece hasta yattý Melek Haným’ýn evinde.
Sabah soluðu mezarlýkta aldý. Ýþte þimdi bu mezarda yatan oðluyla dertleþiyor, Allah’a sýðýnýyordu.
“ Ben üç, beþ gün sonra elden, ayaktan kesilince ne olacak halim. Kim bakar bana?.”
Durdu. Etrafýna baktý yine.
“ Kýzým; öz kýzým benden habersiz evimi satýyor, beni eli, kolu baðlý býrakýyor. Evimi de kaybettim. Ýki kiþilik odadan, tek kiþilik odaya geçmek için beþ milyar istiyorlar. Ben de evimi satar; geri parayý da kýzýma veririm diyordum. Þimdi bana beþ milyarý vermemek için kaçýyor benden. Bu ne iþtir Allah’ým?.”
Yukarýlardan bir yerlerden, bir ses duydu Cevahir Teyze;
“ Bre kadýn!. Sen bilmez misin?. Baba oðluna bað baðýþlamýþ, oðul babadan bir salkým üzümü esirgemiþ.”
Cevahir Teyze bir eliyle ayrýk otlarýný kopardý, diðer eliyle de gözyaþlarýný sildi.
“ Doðru Allah’ým doðru!.” Dedi.
Akþam, farkýna varmadan geçirdiði felçli ayaðýný sürüyerek mezarlýktan çýktý. Huzur evine doðru gitmek için belediye otobüsüne bindi..
Belediye otobüsünün þoförü onu fark ettiðinde; akþam olmuþtu. Cevahir Teyzenin bedeni çoktan buz gibiydi. Kim olduðunu öðrenmek için çantasýna baktýlar. Huzur evindendi. Dantel ve örgüden kazandýðý paralarla torunlarýna açtýðý banka defterini de kimliðinin yanýnda buldular.
tülin dursun ISIRGAN OTLARIM
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
