Medyatikleþtirilmiþ Bedenler Üzerine Bir Deneme / Erol ÇINAR
Erol ÇINAR

Erol ÇINAR

Medyatikleþtirilmiþ Bedenler Üzerine Bir Deneme



Yüksel caddesinin köþesini dönmüþtüm ki, kalabalýk bir insan grubu ile burun buruna geldim. Her zaman ki gibi öðrenciler, siyasi parti temsilcileri baþkentte protesto için eylem hazýrlýðýndalar diye düþünürken bir çok insanýn ellerinde cep telefonlarý yüksek bir platform üzerinde yürüyen güzel kýzlarý kameraya aldýklarýný gördüm. Bu kadar merak pek olaðan sayýlmazdý. Neyse ki iþin aslý sonradan belli oldu. Yeni bir maðazanýn açýlýþý vardý ve günün popüler mankenlerinden birkaçý defile için sokaða kurulan podyuma çýkmýþlardý. Sonradan öðrendim ki bu mankenli açýlýþ televizyon kanallarýnda o gece bol bol boy göstermiþ. Mankenlerin ceviz kabuðunu doldurmayan beyanatlarý geceler boyunca programlardaki yerini almýþ.

Programý izlememiþ olmama raðmen az çok formatý hakkýnda fikir yürütebiliyorum. Hep böyle olmuyor mu? Önce, birkaç mankenin podyum görüntüleri gösterilir. Ardýndan dedikodu çarký baþlar. Söylenenler büyük puntolu yazýlar ile alt yazý olarak ekrandan geçilir. Muhabirin sözüm ona can alýcý sorularý ardý arkasýna gelir. Güzelliðin, ünlü olma hevesinin ve dedikodunun tek ölçüt sayýldýðý program böylece devam eder gider. Mankenlerin konuþma sýrasýnda sürekli anlamsýz anlamsýz sýrýtmasý veya baðýrýp çaðýrmasý, duruþunun bir manken edâsýndan çok kendini pazarlamaya yönelik olmasý bu müthiþ gösterinin olmazsa olmaz kurallarýdýr. Bu davranýþlara bir iki de ters mahalle aðzý ile verilen cevaplar eklenince heyecanlý saatler baþlar.

Ne yazýk ki son yýllarda ülkemizde iletiþim varolan anlamýný kaybetti. Çoðu televizyon kanalýna bir çeþit tekdüzelik hakim oldu. Ýzleyenlerini kasýp kavuran bir moda her gece evimize konuk olmaya baþladý. Dedikodu programlarýn varlýðý her bir kanalý sardý. Bu tür deðersiz sunumlara, televizyon gibi güçlü bir iletiþim aracýnýn böylesine hovardaca kullanarak yapýlan kiþisel tatmin gösterilerine halkýmýz çoktan kanmaya baþladý. Televizyon kanallarýnda boy gösteren manken, sarkýcý gibi kadýnlarýn ekran baþýndakilere mesajlar vermesi, içerdekilerle paralellik kurulmasý, onlarýn meta olarak öne çýkarýlmasý gecelerimizin vazgeçilmez programlarýný oluþturuyor. Ýzleyicilere, okuyuculara kendi kültürel kökenlerinden ve doðal sürecinden bir kopuþ yaþatýlýyor. Müthiþ bir yabancýlaþma mevcut. Yayýnlara ciddi bir tepki gösteren çýkmayýnca da bu ucube program formatý dedikodu programcýlýðýnýn âdeta deðiþmez nitelikteki þablonuna dönüþtü. O yüzden, dedikodu programlarý papaðan gibi tekrarlamaya dayalý bir sunum tarzýnýn seyircisine bilinç anlamýnda ne kazandýrdýðýný sorgulama zamanýnýn çoktan geldiði ve hattâ geçtiði aþikardýr.

Dedikodulu magazin programlarýnda duygusal alýþveriþler yok ama somut tahliller çok. Toplumla iliþkisi olmayan, orada baþlayan ve biten kurmaca dünya var sanki. Zihinler magazin kültürüyle iðdiþ edilirken, ekranlarda boy gösteren ünlülerin buradan para kazanmalarý an meselesi. Bu programlarda yaþlý kadýn portrelerine rastlanmýyor. Hepsi genç, güzel ve çekici. Topluma deþifre olmuþ, mahremiyeti kalmamýþ, tedirgin ama mutluluk oyunu oynayan kadýnlar. Oyuncakçý dükkanlarýnýn vitrinlerine konulan, cicili bicili elbiseler giyen Barbie bebekler gibi sergilenen kadýnlar. Televizyon programlarýnda hep ayný kiþiler topluma pompalanýyor. Oysa duygu karýþýklýðý yaratýyor bu sahte iliþkiler. Bu dünyanýn kadýnlarý süslü, püslü, yaldýzlý. Yalýn halleri yok. Gerçekci deðiller. Moda dergilerinin sayfalarýndan, onlarýn prototiplerinden üremiþ gibiler. Tamamen kimlik arayýþýndan uzak, yapýþtýrýlmýþ bir formül var. Saçlarý ayný renk. Konuþtuklarý kelime sayýsý, gittikleri mekanlar bile ayný. Çoðu fotokopiyle çoðaltýlmýþ gibi birbirinin týpkýsý. Yüz ifadeleri, gülümsemeleri ayný…. Hani görünüþte bakýyorsunuz Avrupalý. Dergilerden görüp yakalanmýþ ama kendi kimlikleri yok.

Toplum, bu kadýnlarý programlar sayesinde yapmacýk halleriyle kabul ediyor, deðerli kýlýyor. Programlarda onlara bol bol yer vererek, gerçek psikolojilerini gizleyerek, seyirciye sezdirmeden onlarý var ediyor, günlük ölümsüz kýlýyor ve þu ya da bu þekilde bu insanlarýn yaþamlarýna müdahil oluyor.

Þimdi bir deneme yapalým. Televizyondaki magazin programlarýný sesini açmadan izleyelim. Yalnýzca güzelliði ile algýlanan, ardýnda saklý psikolojik boþluðu bize hissettirmemeye çalýþan, sürekli diþlerini gösteren bu kadýnlarý izleyelim. Onlar kim bilir gerçek dünyada nasýl aþaðýlanmýþlardýr, hatta dövülmüþlerdir. Bütün bunlarýn hýncý, kini, acýsý birikmiþse de içlerine bu duygularla týka basa dolu olsalar da bunlarý hissettirmemeye çalýþýrlar. Belki çoðu kýrsal kökenlidir. Ama modern giysiler içinde, onlara alýþmýþ gibidirler. Ýçlerindeki yaralarý belli etmeden, medyanýn istediði kalýplaþmýþ pozlara bürünürler. Gövdelerinin güzelliði, bir kedi gibi gergin duruþlarý onlarýn gözündeki kýrgýnlýðý, mutsuzluðu, hýncý, kaygý ve güvensizliði, kapana sýkýþmýþlýðý kapatmaya yetiyor.

Diðer yandan bu programlar reyting rekorlarý kýrýyor. Bu durumda magazin programlarýný yok sayabilir miyiz?. Hayýr. Çaðýmýzýn insaný gergin. Çevre sorunlarý, tükenen doðal kaynaklar, aldatýcý bir maskelemeyle korkunç yok edici bir savaþ, kahpece siyasetler, insani deðerlerin parçalanýþý yok oluþu günümüz insanýný yormakta. Toplumdan çýkan toplumun çýkardýðý þeyler bu programlar. Hem toplumla birebir iliþkisi yok hem de olmasa bile var. O iliþki yaratýlýyor, toplumun bir parçasý gibi sunuluyor. Toplumun geliþmesi ile ilgili olmayan bir dünya ekranlarýmýzda. Programlar toplumun görmek istediði gizli alaný-nasýl gizliyse anlamadým- gösteriyor, hem de abartarak. Aðýrlýðýný hissetmiyoruz toplumun, toplumsal geri gitmelerin. Toplum tepkisiz, tepkisiz olmasýndan rahatsýzda deðil. Umarým, yaþananlar magazin denilen herzenin bir kez daha gözden geçirilmesi sonucunu doðurur.


Erol ÇINAR

erol.cinar@doruk.net.tr



22 Eylül 2010 Çarþamba / 2227 okunma



"Erol ÇINAR" bütün yazýlarý için týklayýn...