GEZELÝM GÖRELÝM / Prof.Dr.Serkan ODAMAN
Prof.Dr.Serkan ODAMAN

Prof.Dr.Serkan ODAMAN

GEZELÝM GÖRELÝM



Þöyle bir baktým, tam iki aydýr yazmýyormuþum. Bazen insan günlük iþlerine öyle bir dalýyor ki, en keyif aldýðý þeylerin bile farkýna varmýyor. Bu süre içinde gezdim, hem de çok gezdim. Hiçbiri zevk için deðildi, ancak elbette ben bunlarý zevke de çevirebildim, bir gün Edirne’deydim, bir baþka gün Elazýð’da, sonra bir baktým Kars’a uzanmýþým, bir ara Kocaeli dedim, Çerkezköy dedim, elbette aralarda durmadan Ýstanbul vardý, ama bir tanesi Þile’deydi ki tadýna doyum olmaz. Araya bir de yurt dýþý sýkýþtýrýp Bulgaristan dedim. Edirne’deki muhabbet, Elazýð’da Harput’un gizemi, Kars’ta ise bambaþka bir kültürle yoðrulmuþ insanlarla sohbet. Hepsi güzeldi, hepsi bizimdi.

Hemen Türk Hava Yollarý’ndan bahsetmeliyim. Ben çok sýk seyahat eden biriyim ve yolculuklarýmýn neredeyse tamamý uçakla oluyor. THY sayesinde ilginç rekorlarým da mevcut. Ankara’da tam üç defa beþer saat beklemek gibi mesela. Bulgaristan yolunda az kalsýn THY bana yeni bir rekor armaðan edecekti. Sabah 04.10 uçaðýna 06.30’da binerek enayiliðin zirvelerini birlikte tattýk diðer yolcu adaylarýyla. Gündüz vakti böyle gecikmelere zaten alýþýðýz ama sabahýn saat dördünde “bir önceki uçaðýn gecikmesi” palavralarýna artýk sanýrým karnýmýz tok. Söylene söylene Ýstanbul’a indik ama ne mutlu ki sonrasýnda Sofya yolunda sorun yoktu. Dokuz Eylül Üniversitesi Avrupa Çalýþmalarý Merkezi Müdürü sýfatýyla gittiðim VUZF Üniversitesi’nde birçok anlaþmanýn temellerini attýk. VUZF’nin üst düzey bir yetkilisinin sözleri ise çok ilginçti. Avrupa Çalýþmalarý Merkezi’nin Müdürü olduðumu öðrenince, “neden” dedi. Avrupa’nýn 5, Dünya’nýn 16. büyük ekonomisi olan Türkiye neden Avrupa Birliði’ne girmek ister? Ben de tebessümle, “belki de bize ihtiyacýnýz olduðunu düþünüyoruz” dedim. Gerçekten de büyüklüðümüzü Bulgaristan’da da anlamak mümkün. Artýk güç gösterisi savaþlarla olmuyor, teknolojiyle, ekonomiyle oluyor. Ýtiraf etmeliyim ki çok etkilendim, zira Türk þirketleri çoktan Sofya’da yol almýþlardý. VUZF ise Türk öðrencileri heyecanla beklediðini bana anlatmaya çalýþýyordu. Bulgar polisinde bile bir itibar bir itibar, görmeyin gitsin. Ay yýldýzlý pasaportu gören hemen saygý gösteriyordu. Ne var ki, bu saygýnýn arkasýnda bir tedirginlikleri olduðunu hissetmediðimi de söyleyemeyeceðim. Çok yakýndýk, çok güçlüydük ve kudret genlerimizde vardý.

Doðu bloðuna ait eski eþyalarýn Sofya sokaklarýnda satýlýyor olmasý beni hüzünlendirdi. Bir dönem kapanmýþtý ve þimdi o dönemin sýrlarýný en fazla 10-15 Levaya alabiliyordunuz. Sofya þehri etkileyici. Bugünle dün arasýnda bir yerlere sýkýþmýþ. Halk hala yeteri kadar para kazanamýyor, bu nedenle çoðunda eskiye özlem devam ediyor. Buna karþýlýk lüks arabalarýn bazýlarýný Türkiye’de henüz görmedim. Fakirin bol olduðu yerde elbette zenginler de olacaktýr. Bu eþyanýn tabiatýnda vardýr.



Sadece Sofya’yla sýnýrlý kalmayarak Plevne ve Plovdiv’e de uzandýk. Balkan daðlarýnda gecenin bir yarýsý araba kullanmak hem heyecanlý hem de biraz ürkütücüydü. Plevne’de Gazi Osman Paþa’nýn destan yazdýðý savaþ alanýna ve oradaki müzeye gittiðimizde ise hem duygu dolu dakikalar yaþadýk, hem de Bulgar rehberin anlattýklarý ve gördüðümüz resimlerle gururumuz incindi. Nedense ölenler hep fesliydi. Ancak bilmiyorlardý ki, onlarýn akýllarý sýra olumsuz gösterdikleri ölüm, aslýnda Türklerin þehadet dedikleri ve ulaþýlabilecek en yüksek mertebeydi. Halbuki Türkler orada ölmek için ayaða kalkmýþlardý ve bu cesareti bir destana çevirebilmiþlerdi. Tuna nehri akmam diyordu, duvarýmý aþmam diyordu, adý þanlý Osman Paþa Plevne’den çýkmam diyordu. Ancak Plevne’de bugün tarih göz göre göre saptýrýlýyordu ve biz þu kelimeleri söylüyorduk: “Türkiye’ye gelmeli ve bir de orada bizleri dinlemelisiniz”.

Kasým ayý baþýnda bu defa Paris’teyiz. Çok sevdiðimiz ülkede, en güzel þehirde, ýþýklar þehrinde. Bakalým orada heybemize neler katýp sizlere getireceðiz.


Prof.Dr.Serkan ODAMAN




26 Eylül 2010 Pazar / 2924 okunma



"Prof.Dr.Serkan ODAMAN" bütün yazýlarý için týklayýn...