NASIL BAKARSAN / Seyfi GÜL
Seyfi GÜL

Seyfi GÜL

NASIL BAKARSAN



- Karamsar gözlüðümle-

Bayramdan çýktýk, yeni yýl geliyor. Allah kahretsin! Hastanedeyiz. Günlerdir sabahlara kadar ayaktayým, bir damla uyku uyumadým. Bir öksürük belasý baþýmýzda. Ateþler altýnda hastam. Gözümü ayýramýyorum. Arada bir göz kulak olsun diye birilerini çaðýrýp ihtiyaçlar için dýþarý çýkýyorum. Kafam hiç yerinde deðil. Yorgunluktan karþýmdakinin söylediðini duymuyorum. Duyduðumu zor anlýyorum. Özür diliyorum. Tekrar ettiriyorum. Dalga geçtiðimi sanýp ters bakanlar oluyor. Sabahýn ayazýnda elimde küçük su bidonlarý gece boyu tükettiðimiz sularý yeniden doldurmaya gidiyorum. Sokakta bir ben, bir de soðuktan gözleri akmýþ sokak kedileri, sokak itleri var. Þeytan þunlara tekme atmak nasýl zevkli bir þeydir diye dürtüp duruyor. Zor vazgeçiyorum. Þimdi sýcacýk yataðýmda mýþýl mýþýl uyumak vardý ya. Kýsmet iþte. Ýhtiyaç sadece suyla bitmiyor. Sanki evdekinin beþ misli fazla malzeme tüketiyoruz burada. Dönüyorum odaya evden getirilmeye unutulmuþ bir þeyler mutlaka çýkýyor. Bardak, tabak, çatal, kaþýk, peçete, kaðýt havlu, hastane yemeðinin zayýflýðýný takviye edecek yiyecek, bolca miktarda kutu meyve suyu, süt. Limon, illa limon bulunacak. Kirlenen yatak takýmlarý evden yenilenecek. Titiziz ya, kendi evimizden gelen, hastaneden verilenden daha dezenfekte ya. Hem gelen gidene hastaneden verilenleri kullanmýyoruz havasý da yaratýlacak ya.

Nedense bu tür þeyler hep beni bulur. Biri bitse diðeri kapýya gelir dayanýr.

Gün koþturmaca ile geçiyor. Doktor geliyor, hemþire geliyor, hastabakýcý geliyor, hizmetli geliyor. Bana da geliyorlar ara sýra. Oda trafiði yavaþlar gibi olunca refakatçi divanýnda þöyle ayaðýmý bir uzatayým diyorum. Pat! akþam temizliði için görevli kapýyý açýyor. Yerler kuruyana kadar koridorda turluyorum. Gün boyu ayaklarýma kara sular inmiþ, içimden ne olur “Allah’ým bu akþam azýcýk uyuyabileyim” diye dua ediyorum. Serum saati, antibiyotik saati, haznesine ilaç konulup buharý aðýz yoluyla solunan cihazýn çalýþtýrýlma saati, saatler o kadar birbiri ardýna sýralý ki, bir ara verip dünyada neler oluyor diye haberleri almaya televizyon salonuna uzanmaya vakit yok. Bu iþ böyle sürerse mümkünü yok ben burada duramayacaðým. Zaten günlerdir deðiþen pek bir þey yok. Hem deðiþse ne olacak ki ben burada dünyadan uzak bir cenderede yuvarlanýrken. Ayaklarýmý uzatýp çayýmý yudumlamak, arada sahile uzanmak, balýða, kalamara olta sallamak varken, toplanýp top peþinde koþturmak varken, internette dolanmak, güzel bir film seyretmek, maç izlemek varken ne iþim var benim burada.

Öffff, öf ki ne öf.


-Ýyimser gözlüðümle-

Güzel bir bayram geçirdik. Kurbanýmýzý kestik. Ýhtiyaç sahipleriyle, eþ, dost, akraba ile paylaþmanýn tadýný çýkardýk. Yýlbaþý yaklaþýyor. Çoluk, çocuk yeni bir yýla birlikte girmenin bir araya gelmenin hesaplarýný yaparken kýþ hastalýklarý bize de uðradý. Hastanedeyiz. Hastane eve yakýn, her türlü ihtiyaç için bir koþu gidip gelebiliyorum. Evden karþýlanmayacak ihtiyaçlar için dükkanlar, marketler iki adým uzaklýkta. Neredeyse günün 24 saati açýk bir yerler var. Hastam öksürük nöbetlerine tutuluyor, ateþler altýnda, ama gözleriyle bana “çok yorgunsun, beni býrak dinlenmene bak, sen hasta olacaksýn” dercesine bakýþý var ya, bütün yorgunluðum halsizliðim gidiveriyor. Ýhtiyaçlar için dýþarý çýkmam gerekiyor. Göz kulak olsun diye çaðýrdýklarým, “merak etme sen iþine bak biz zaten buradayýz, acele etme” deyip yardýmcý oluyorlar. Yorgunluktan sapýttýðým olsa da, karþýmdakiler beni anlamaya çalýþýyorlar. Sabah gündoðumunu sokakta karþýlýyorum. Çok uzun zamandýr bu saatlerde miskinlik edip kalkmadýðýma hayýflanýyorum. Güneþ kýþ ayýnda ancak bu kadar güzel doðar diyorum. Tepenin ardýnda önce flu bir fotoðraf oluþuyor, gökte tek kalmýþ sabah yýldýzýnýn hemen ardýnda. Sonra netleþmeye baþlýyor. Elimde küçük su bidonlarý. Sokak çeþmesinin baþýna yürüyorum. Oldum olasý buranýn suyunun tadýný bulamýyorum, baþka yerlerin sularýnda. Bu saatte yolda olmazdým böyle zorunlu bir sebep olmasaydý diye düþünüyorum. Balýk aðlarýnýn kenarlarýna uzanýp uyuklayan köpekleri, denizden dönmüþ teknenin sahile uzatýlan iskelesinin etrafýnda bir anfi tiyatronun tribünlerine düzgünce oturmuþçasýna balýk gözleyen kedileri bu halde görmek baþka saatlerde mümkün deðil.

Uyumak güzel de, uykuda geçen zaman ömrün yaþanmamýþ saatleri.

Hasta ihtiyaçlarý bitmiyor, bitse de onunla böyle günlerde hayatý paylaþmanýn verdiði haz daha fazlasýný getirip önüne koymaya teþvik ediyor adamý. Dünyayý önüne koyasýn geliyor ki; bir an önce acýsý azalsýn, sýkýntýsý bitsin tekrar hayatýnýn neþesi olsun diye. Daha temiz, daha saðlýklý bir yataða baþýný koysun diye yatak takýmlarýný deðiþtiriyorum.

Doktor, hemþire, hastabakýcý ve ben refakatçi, ekip halinde çalýþýyoruz. Semeresini de yavaþ yavaþ görüyoruz. Ýyileþme emareleri var. Ýyi yoldayýz. Olacak bu iþ, düzelecek. Yýlbaþýnda yine bir arada, çoluk çocuk evimizde olacaðýz.

Ohhh, ohh ki ne oh.

Hayatýn bu yönünü de yaþamak gerekli. Televizyondan, internetten, gazeteden uzaklaþmak, yaþadýðý dünyadan elini eteðini çekmek, bir süreliðine günlük yaþamdan uzaklaþmak, hatta günlerce uykusuz kalmak, aðýr bir yorgunluk verse de, rutin hayattan ayrýlmanýn kafamýzý boþaltýcý bir etkisi de var.

Hastane odalarýnda her zaman birileri var ve pek çoðunun yanlarýnda hasta olmayan birileri de var. Bir hastalýk belasýný beraber def etmeye çabalayanlar.

Karamsar gözlüðümüz hep takýlý, onun orada olmasýný, kalmasýný saðlayacak o kadar çok olay, durum, bahane var ki. Hem yardýma ihtiyacý olanýn, hem kendinin, her anýný zehir etmek mümkün. Her þeyi kötüye yormak daha kolay.

Oysa hayatýn iyimser gözlüðünü takmakta büyük fayda var. Saðlýk için, baþarmak için, amaca ulaþmak için, iyi olacaðýna inanmak için iyimser gözlerle bakmak.

Hasta olanlara acil þifalar, hastasý olanlara güç, kuvvet, gayret, saðlýk çalýþanlarýna sabýr ve baþarýlar ve herkeslere öncelikle saðlýklý bir yaþam dileklerimle...

Mutlu yýllar.


Seyfi GÜL




3 Ocak 2008 Perþembe / 2573 okunma



"Seyfi GÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...