Tarýk Dursun K.
Bir Kasabada Yaþamak (ya da )Taþralý Olmak
Herkesin bir taþrasý, bir kasabasý varmýþ; büyük kentlerin insanlarýna aþýladýðý bir virüsmüþ bu. O kasabalar, o taþralar size göre baþka imiþ, bana göre baþka, onlara göre daha baþka.
Ýnsanlarýn yaþadýklarý ya da kýyýsýndan köþesinden yaþayabildikleri kentlere karþý deðiþken yaklaþýmlarý vardýr. Kimimiz içinde yaþýyor olmamýza karþýlýk, yine de kentin farkýnda olmayýz.
Çünkü kent vardýr, kendi yaþamadýðý gibi içinde yaþayanlarý da hayattan haberdar etmez. Bir uyuþukluðu, bir vurdum
duymazlýðý beraberinde taþýr. Yoldan yordamdan uzaktýr, her türlü iletiþimden ayrý düþmüþtür, Ýnsanlarý zamaný bölmüþler, birer robot gibi yaþamaktadýrlar.
Saatler hep aynýdýr; her gün her saat, o saatte nelerin yapýlacaðýnýn göstergesi iþlevini görür.
Uyanma saatidir, okula ve daireye gitme, dükkan açma saatidir; sofrayý toplama saatidir; bulaþýk yýkama, soðan ayýklama, tencereyi ateþe vurma saatidir.
Öðle sonrasý saatleri, en aðýr yürüyen saatlerdir. Yine her gün öðle sonrasý olur ve aðýr aðýr yürüyerek önce paydos saatlerine, sonra da eve dönme, yemek yeme, misafirliðe gitme, radyo ya da televizyon izleme, yatma, seviþme ve düþ görme saatleri gelir, baþlar ve biter.
Büyük kent, insaný robotlaþtýrmýþtýr, bu yüzden her þey kuru ve mekanik yürür. Büyük çalkantýlarýn oluþturduðu büyük serüvenler büyük kentlerde yaþanýr, taþrada deðil. Özellikle de sizin hayat denizinizin kýyýlarýnda ne met olur, ne cezir.
Siz onlarý gazetelerin ikinci sayfalarýnda gýpta ile, üçüncü sayfalarýnda ise dehþetle izler, okur, öðrenir; birinciler için yürek burkulmasý, ikinciler için de bir tür "iyi ki ben/biz öyle deðilim/deðiliz"li gizli bir gönenme duyulur. Bu olgu, ayrýca televizyon ekranlarýnda özel izlenceler ya da sýradan haber bültenlerinde de gösterilerek, (adeta zorla) izlettirilerek pekiþtirilir.
Küçük kasabalarda diyelim ki Foça’da iþte bu/bunlar yoktur,
Tarýk Dursun K.
"Tarýk Dursun K." bütün yazýlarý için týklayýn...
Herkesin bir taþrasý, bir kasabasý varmýþ; büyük kentlerin insanlarýna aþýladýðý bir virüsmüþ bu. O kasabalar, o taþralar size göre baþka imiþ, bana göre baþka, onlara göre daha baþka.
Ýnsanlarýn yaþadýklarý ya da kýyýsýndan köþesinden yaþayabildikleri kentlere karþý deðiþken yaklaþýmlarý vardýr. Kimimiz içinde yaþýyor olmamýza karþýlýk, yine de kentin farkýnda olmayýz.
Çünkü kent vardýr, kendi yaþamadýðý gibi içinde yaþayanlarý da hayattan haberdar etmez. Bir uyuþukluðu, bir vurdum
duymazlýðý beraberinde taþýr. Yoldan yordamdan uzaktýr, her türlü iletiþimden ayrý düþmüþtür, Ýnsanlarý zamaný bölmüþler, birer robot gibi yaþamaktadýrlar.
Saatler hep aynýdýr; her gün her saat, o saatte nelerin yapýlacaðýnýn göstergesi iþlevini görür.
Uyanma saatidir, okula ve daireye gitme, dükkan açma saatidir; sofrayý toplama saatidir; bulaþýk yýkama, soðan ayýklama, tencereyi ateþe vurma saatidir.
Öðle sonrasý saatleri, en aðýr yürüyen saatlerdir. Yine her gün öðle sonrasý olur ve aðýr aðýr yürüyerek önce paydos saatlerine, sonra da eve dönme, yemek yeme, misafirliðe gitme, radyo ya da televizyon izleme, yatma, seviþme ve düþ görme saatleri gelir, baþlar ve biter.
Büyük kent, insaný robotlaþtýrmýþtýr, bu yüzden her þey kuru ve mekanik yürür. Büyük çalkantýlarýn oluþturduðu büyük serüvenler büyük kentlerde yaþanýr, taþrada deðil. Özellikle de sizin hayat denizinizin kýyýlarýnda ne met olur, ne cezir.
Siz onlarý gazetelerin ikinci sayfalarýnda gýpta ile, üçüncü sayfalarýnda ise dehþetle izler, okur, öðrenir; birinciler için yürek burkulmasý, ikinciler için de bir tür "iyi ki ben/biz öyle deðilim/deðiliz"li gizli bir gönenme duyulur. Bu olgu, ayrýca televizyon ekranlarýnda özel izlenceler ya da sýradan haber bültenlerinde de gösterilerek, (adeta zorla) izlettirilerek pekiþtirilir.
Küçük kasabalarda diyelim ki Foça’da iþte bu/bunlar yoktur,
Tarýk Dursun K.
"Tarýk Dursun K." bütün yazýlarý için týklayýn...
