En Mavi, Mavi / Tarýk Dursun K.
Tarýk Dursun K.

Tarýk Dursun K.

En Mavi, Mavi



Niçin Ege'de köylerle kasabalarý inatla deniz kýyýlarýnda yaparlar? Niçin köylerle kasabalar her bükte, her koyda ve her girinti ve çýkýntýlarla bezeli kýyýda ve denizin tam aðzýndadýr?

Genelde sýrtýný ovaya yaslamýþlardýr. Ovalar bir dantel gibi aðýrdan aðýra (ve) için için bereketli topraklarý adeta bir burgu gibi oyarak karanýn içlerine doðru usuldan usula sokulur.

Tek katlý, çift katlý, denize yüzünü dönmüþ duvarlarý beyaz badanalý evlerin yan yana dizilendiði sokaklarýn hepsi denize çýkar. Çarþýlarý denize bakar. Bir ufacýk çýkmada (hemen hemen her kýyý baþýnda ya da ucunda size karþýcý olacak) bir eski kale kalýntýsý, yýkýk bir geçmiþ zaman evi, suskun mermer artýklarý güneþ altýnda parlayarak, kimileri de sokulgan denizi hiç mi hiç umursamaksýzýn geçmiþ zamanlardan kalma dikkatlerini denizden göðe vurmuþ o göz alan mavilikte toplarlar ve boysuz daðlardan gelen yabani kekik, hamut ve bayýr nanesi yüklü rüzgarlara kucak açarlar.

Eskiden bu kýyýlar kendi baþlarýna idiler; gelensiz ve gidensiz. Yol dedikleri de sapa, uçurumlarla dolu ve sürekli yokuþlarla haþýr neþir; yazlan tozlu topraklý ve kýþlan balçýk yollarda gidiþ geliþler ancak damalý "jeep-taksi"lerle yapýlýrdý, ben biliyorum. (En yakýn kasaba merkezine her gün günü birlik; o da ancak sabahlan çok erken saatlerde bir kaptý- kaçtý kalkar, yolcularýný (büyük çoðunluðu hasta, mahkemeye iþi düþmüþ, devletin tapucusuyla, candarmasý ve tahsildarýyla bitmez tükenmez takýntýlarý olan uzak yakýn nahiyelilerle köylülerdi.

Yol üzeri sürüsüne bereket, irili ufaklý kimi tekinsiz adalar vardýr. Birçoðunu yaban güvercinleriyle ada tavþanlarý esir almýþlardýr. Sulan bilmez nice kaptanlar, bismillah çekip bu irili ufaklý adacýklarýn arasýndan bir kývrým, bir büklüm, bir doðru çizgi bularak denizi geçmeye kalkýþmýþlardýr, ama sonra her birinin baþlarý dertten derde girmiþtir.

Derler ki; yüreklerine kötü cinlerin çöreklendiði çýrýlçýplak denizkýzlarý (mavi saçlý, mavi gözlü, mavi mermerden bedenleri ýþýl ýþýl) bu adacýklarýn en geçit veren yarlarýnda durur, beklerler; duymamýþ ve inanmamýþ motorculara iþmar edip tatlý türküler, sýcacýk öpüþlerle onlarý seviþmeye çaðýrýrlarmýþ.

Çaðrýyý duyup arkalan sýra o denizkýzlarýna takýlýp gidenin vay haline artýk!

Ege'de yýlýn bir mevsiminde gözün gördüðü her þey maviye çalar; Gökyüzüne bakarsýnýz, bulutsuzdur ve mavidir; makilere ve kaya incirleriyle diken incirlerine bakarsýnýz, mavidirler; daladikenleriyle eþekhýyarlarý güneþte mavileþip mavilerin mavisine meydan okur, baþ kaldýrýrlar.

Sular da mavidir, ne var ki, arada bir de olsa, esen ince bir yel mavi yüzünü yavaþtan kýrýþtýrýr ve (denizin tek beyazý onlardýr) kuzucuk dalgalarýna yol verirler.

Mavi yolculuðun asýl vakti zamaný bu maviler mavisi dönemdedir; bilmiþ olun diye söylüyorum.

Türü ne olursa olsun, ister motorlu, ister yelkenli, isterse gelip geçerken kuðu süzülüþüyle yedi iklim dört bucakta parmak ýsýrtmýþ bir tekne olsun; herhangi birinde olmak, gerçekten de bir mutluluktur, ama mavi yolculuða çýkmýþ bir teknede olmanýz koþuluyla elbette.

Dolunay olur ve esen ne kadar bilinen bilinmeyen soylu soysuz rüzgâr varsa, hepsi de o saat þýrp diye durur. Hiç esmez. Çevreden geceyi baskýnlayan acayip bir koku gelir size kadar. Belki hâlâ üç beþ bahçede yalnýzlýða salýnan yýlký atlarý gibi terkedilmiþ üç beþ mandalina aðacýnýn sarý gözlü çiçeklerinden gelen bir kokudur, belki dere yataklarýnýn birikinti sularýnda kendilerine hayat bulmuþ birkaç gelinbaþý çiçeðinin ya da san yaz nergislerinin kokusudur.

Kokuyla birlikte elinizde olmaksýzýn baþýnýzý kaldýrýp gökyüzüne bakarsýnýz; o gece maviliðinde (çok sýk olmasa bile) yine de sizin için gökyüzünden hýzlý bir aðarmada bir yýldýz kayar ve ardý sýra mavi gümüþten izlerle denizin karanlýðýnda yok olup gider.

O zaman (mutlaka) uyanýk olmanýz gerektir, uyanýk ve tetkikte beklemede. Çünkü sizin için gökte aðýp denize inen o yýldýz, sizin kýsmetin olabilir. Görmeli ve anýnda bir niyet tutmalýsýnýz.

Baþka niyetler tutar mý, bilmiyorum, ne var ki, mavi yolculuktaki mavi gecelerin yýldýz aðmalarý tutar diye bellenmiþ bir inanýþ vardýr ve bütün Ege de bunu böyle bilir.

Sonra sabah olur, denizde ve mavisini yitirmemiþ gökyüzünden. Dolunay gitmemekte ýsrarcýdýr, güneþ de öyle.

Tekneler sabah durgunluðunda çok hafif þýpýrtýlarla yine çok hafif iniþ çýkýþlarla biriktirdikleri gel-gitlerini tamamlar ve mavi yolcularýn sabahýn maviliðini görmelerini beklerler.

Sonra efendim, güneþi doðar, karanlýklarý ýþýklar boðar ve yeni bir mavi yolculuk (ne dünküne, ne önceki güne ve ne de ilk günlere hiç benzemeyecek) yepyeni bir gün baþlar.

Halikarnas Balýkçýsý'z, Sabaattin Eyüboðlu'suz, Arza Erhat'sýz, Mina Urgan'sýz, Þakir Eczacýbaþý'sýz, Oðuz Akkan'sýz, Ferruh Doðan'sýz, Melih Cevdet'siz, Edip Cansever'siz ve bensiz.


Tarýk Dursun K.




7 Ekim 2010 Perþembe / 2327 okunma



"Tarýk Dursun K." bütün yazýlarý için týklayýn...