Durup Dururken Öz el eþ ti ri / Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Durup Dururken Öz el eþ ti ri




Ýnsan sükunet içinde yaþayýp giderken, kendi dýþýnda olan bitenin pek ayýrdýna varamýyor! Objektif bir yanýlsamayla kabul edilebilir ölçülere indirgiyor varolan yaþamý. Büyük resmin tamamýný seyretmeye kaptýrýnca kendini, küçük ayrýntýlara takýlmýyor. Biliyor ki; doðum ve ölüm arasýndaki süreci didiklerken yeterince oyalandý yeryüzünde. Ýsyanlarýný törpülemesi uzunca zaman kaybýydý. Neden-niçinleri, baþý bozuk bir ordu gibi daðýtmasýyla, daha bir katlanýlýr olmuþtu yaþam! Resmin tamamý nasýl huzur doluysa, ayrýntýlarý bir o kadar anlamsýzdý. Zorluyordu ayrýntýlar, almamak için fýrçayý eline, düzeltmemek için renkleri yeni baþtan…

Dünya vatandaþlýðýnda karar kýlmaktý varýlan nihai nokta.
Ayrýntýlar; ceviz kabuðunun taze içi olsa da!

Bizler,“komþun açsa, sen tok olamazsýn” düsturu ile yetiþtirildik. Ýstesek de kayýtsýz kalamazdýk çevremize. Bazýlarýmýz eleþtirel ve yýkýcý, bazýlarýmýz da onarýcý ve örtücü yaklaþýmlarla iliþkilendik dýþ dünya ile. Biteviye eleþtirel boyutta kalanlarýmýza karþý, hümanistçe karþý tezler sunduk. Gülümseyen insan yüzleri görebilmek için yýrtýndýk, çýrpýndýk, olumsuzluklarý sevgi ve hoþgörüyle alt edebileceðimizi sandýk. Sevgi ve hoþgörü söylemleri aðýzlarda sakýzlaþýp diþlerimize yapýþana kadar yaþam kaynaðýmýz, yasamýzdý!
Þimdi ne mi oldu? Yorulduk.

Býrakýn okur-yazar olma sorumluluðunu, insan olmanýn bile, yoksunluk edebiyatýnýn aðrý eþiði kýstasýyla normlaþtýrýldýðýný geç fark ettik. Fakirin, mazlumun yarasýna parmak basmayan entelektüel, kendini atmalýydý bulduðu en yakýn kuyuya! Yok öyle bedavadan ahkamlar kesmek, malum taþýn altýna koymadan pamuk ellerimizi…

Var mý romantizm devrinin saltanat kaçkýnlarý gibi gezinmek yemyeþil bahçelerde, yok öyle adamsendecilik. Gözünü kulaðýný açacaksýn etrafýnda olup bitene. Ýçin sýzlayacak sele kapýlýp giden adama, kanserden ölmekte olan hasta çocuða, terör kurbanlarýna, asgari ücretlinin dokuz nüfuslu gecekondusuna…

Veryansýn edeceksin devletin baþýndakilere, Avrupa Birliði kervanýna kapýlýp görüþ beyan edeceksin ahaliye.
Kýçý kýrýk takýmý ne yazmýþ ne söylemiþ kulak kabartacaksýn. Sanat ve sanatçý sorumluluðu panellerine katýlýp diþini bileyeceksin, evine dönüp zehir zýkkým yazýlar döktüreceksin. Bilmem hangi yazara, kitaba ve sanat ürününe(!) ya methiyeler düzecek ya da haydi Allah ne verdiyse döþeneceksin.

Þiddet, gerilim ve acý içermeyen yaþamsal durumlarýn olaðanlýðýyla zaman kaybetmeyeceksin. Ýnsanlar kan ve vahþetin çýðlýk seslerini duymak istiyorlar, kendine sakla pozitivist ruh halini, sakýn ola kimselere gösterme! Bizler, bin atlý akýncýlarýn bebekler gibi mutlu-þen atalarýnýn devþirmeleriyiz. pardon, torunlarýyýz diyecektim!

Yakýþýr mý bizlere, durduk yerde mutluluk ve derviþlik edebiyatýna soyunmak. Asya Þamanlarý gibi, kendi içindeki dünyayý keþfedip de ne edeceksin, içini kim görüyor býrak bu iþleri. Gözünü dört aç, bak bakalým komþuya bugün kimler gelmiþ, zina mina yapýyor olmasýnlar! Alt kata yeni taþýnan þu potansiyel suçludan ayýrma gözlerini, evde bomba filan yapabilirler! Çýk Sultanahmet’e, bulduðun sakallý turisti sorguya çek, Amerikan ajanlarý kol geziyor mukaddes vatanýnýn topraklarýnda. Çeçen ya da, Bin Laden güdümlü teröristler cirit atýyor Ýstiklal caddesinde, uyuma gözünü sekiz aç. Bas bas baðýran sivil toplum örgütlerine kulak ver, onlarýn sesi ol yazýlarýnda. Bak insanlar gelmiþler dünyanýn 200 küsur ülkesinden, sivil toplum ne demekse inisiyatifleri bile var. Kim duydu, kim anladý onlarý?

Niçin; Suya sabuna dokunmaz haldeyim!

Bunun cevabý ne kadar oturmuþ olursa olsun ruh katmanlarýma, birileri soracak elbet! Olur mu öyle, uyuþturulmuþ piton yýlaný gibi aðýr aksak gezinmek kafesinin içinde. Kafeslerin, kafes olmadýðýný, özgürlüðün, bilinen tanýmlara benzeyen bir isyan olmadýðýný anlasan ne olacak?
Ruhun dinginliði ile anlaþma bile imzalasan, iptal olunamaz deðil hiçbir kutsal ittifak. Ýlla ki, dürteleyeceðiz birilerinin kaþýný gözünü. Çomaklar elimizde hazýr ve nazýr.

Stres denilen mevhum, saðlýk köþelerinin konusu.
Hele bir yitir saðlýðýný, ondan sonra öðüt al doktordan, “uzak dur stres ve kargaþadan”. Hasta olunmayacaksa doktora ne hacet?

Sevgi ve hoþgörüyle harmanlanan gündelik yaþamýn sadeliðini yaþamayý beceremeyen insan, nasýl olur da eðri-bozuk iþleri düzeltmeye kalkar kendi yýrtýðýný onaramazken… Býktýk, doyduk ve yorulduk bütün yolunda gitmeyen bütün o þeylerden. Çok büyük amaçlara hizmet etmeyen, baþarmak üzere oþullanmamýþ kiþiler olamazdýk bizler! Rekabet gündelik yaþamýn gerçeði olunca, sade basit yaþamlarýmýzýn içindeki görünmeyen huzur, bir çoðuna hiçbir þey ifade etmiyor.
Yaptýðýn, yapmakta olduðun her ne ise, mutlaka büyük sözler sarfedip ütopik davranýþlar göstereceksin. Ýnsana dair küçük ayrýntýlarda oyalanmayacaksýn!

Büyük yazarlar, ünlü oyuncular ve bilim adamlarý yemez içmezler, yatýp uyumazlar, esneyip gevþemezler. Sanatçýlar, sanat þaheserlerini mutlaka uykusuz geçen günler geceler sonunda üretirler; þairler þiirlerinin bir sözcüðü için aylarca sancý çekerler (!) diye belletilen, genel bir yanýlgýyla çýkmýþýz yollara. Yýkmak mümkün mü asýrlardýr öðretilenleri, inanmak kolay mý sanatçýnýn da insan olduðuna.


At üzerinden þu miskinliði, bak dünya kaynar kazan. Çýrlý çýfýt iþler dönüyor etrafýnda, yakýþýr mý sana mutluluk söylemleriyle oyalanmak, hele de yeme-içme iþleriyle! Aç insanlarýn kol gezdiði köþe baþlarýnda ceviz kýrýp meze yapmanýn zamaný deðil, madem tutmuþsun bir köþe baþý, hakkýný ver.


Nurdan ÇAKIR TEZGÝN




11 Mart 2008 Salý / 3436 okunma



"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...