Tarýk Dursun K.
Sardunyalara Methiye
Git gide hýzlanarak çöken ikindi güneþinin koyuya yakýn kýzarýklýðý bir anda camlara sýçramýþtý. Karþý evlerin yansýmalarý da benzer renkler taþýyordu.. Her evin balkonlarý, pencere kýyýlarý ve sundurma altlan sardunyalardan geçilmiyordu.. Hepsi de ancak benim tanýdýðým, ancak, benim bilebildiðim o kusursuz, o tek kýrmýzýlýktaydý diyebilirim.
Buna Avusturya kýrmýzýsý diyorlardý ve yakýþýðý da oydu bence
( Beni dinleyin siz: Maribor'a girin, iki yanýnýzda insana sonu yokmuþ, uçsuz bucaksýzmýþ gibi gelen mýsýr tarlalarý boyunca sürün arabanýzý.
Yol bir yerden sonra sizi derin vadilere, oralardan kendi baþýna edeple sessiz suskun akan ýrmaklara, kimlerin yaptýklarý ya da kimlerin yaptýklarý bilinmeyen irili ufaklý, çok güzel köprülere götürecektir.
Keyfinizi zaman olur, kimi kasaba santralleri kaçýrabilir. Boþ verin! Boþ verin ve niye dört bir yaný çepeçevre mýsýr tarlalarýyla donatmýþlar diye sormayýn kendi kendinize.
Tutun ki, bizim Karadeniz’desiniz ve tutun ki yolunuzu Uzun Göl Vadisi'ne saptýrmýþsýnýz. Avuç içi kadarlýk göletler kimselerin ne yolunu gözler, ne izini. Ne orada ve ne burada..)
Sardunyalar Maribor'dan çok sonra sizi karþýlayacaktýr. Hazýr olun buna ve sabredin. Avusturya'ya yakýn ve bütün bir Avusturya boyunca üstelik.
Avusturya sardunyalý evler ülkesidir.
Her pencerede kýrmýzý sardunyalar... Her pencerede kýrmýzý, yalnýz ve yalnýz kýrmýzý sardunyalar.
Bir köy içinden geçiyorduk, yol üstüydü, çýnar altý bir cafenin ikinci kat balkonunda karým gördü ve bize de gösterdi.
"A, bakýn, beyaz sardunyalar, beyaz sardunyalar," dedi hem kýsýlmýþ, hem saklanmaz bir sevinç taþýyan sesiyle.
Sardunyalar bir, Japon menekþeleri iki. Çok seviyordu (çok severdi.) Akdenizliydi o. Onu ben önce Ankara'ya, sonra Ýstanbullara getirdim onun için Akdeniz’i bitirmiþ oldum.
Saðý solu, önü arkasý betondan sur çekilmiþ küçük evlerde yaþamýþtý. (Bu bir suç ise, evet, suç benimdir) O yüzden çiçeðe hasret kaldý, (kalmýþtý, hep benim yüzümdendi).
Ýstanbul'daki evimiz asfalta bakýyordu.. Ama güneþi kesikti.
Zamaný gelince pencere önleri için sardunyalar satýn aldý (almýþtý).
Gözü gibi bakmýþtý onlara bütün bir kýþ. Ben tanýðýyým.
Sonra ilkyaz geldi (gelmiþti), sonra da yaz.
Güneþi olmayan pencerede sardunyalar (onu sardunyalarýmý) bir sabah ölü bulduk. (Nedenini bir bilen çýkmadý, çýkmamýþtý.)
Siz bilebilir miydiniz acaba?
Tarýk Dursun K.
"Tarýk Dursun K." bütün yazýlarý için týklayýn...
Git gide hýzlanarak çöken ikindi güneþinin koyuya yakýn kýzarýklýðý bir anda camlara sýçramýþtý. Karþý evlerin yansýmalarý da benzer renkler taþýyordu.. Her evin balkonlarý, pencere kýyýlarý ve sundurma altlan sardunyalardan geçilmiyordu.. Hepsi de ancak benim tanýdýðým, ancak, benim bilebildiðim o kusursuz, o tek kýrmýzýlýktaydý diyebilirim.
Buna Avusturya kýrmýzýsý diyorlardý ve yakýþýðý da oydu bence
( Beni dinleyin siz: Maribor'a girin, iki yanýnýzda insana sonu yokmuþ, uçsuz bucaksýzmýþ gibi gelen mýsýr tarlalarý boyunca sürün arabanýzý.
Yol bir yerden sonra sizi derin vadilere, oralardan kendi baþýna edeple sessiz suskun akan ýrmaklara, kimlerin yaptýklarý ya da kimlerin yaptýklarý bilinmeyen irili ufaklý, çok güzel köprülere götürecektir.
Keyfinizi zaman olur, kimi kasaba santralleri kaçýrabilir. Boþ verin! Boþ verin ve niye dört bir yaný çepeçevre mýsýr tarlalarýyla donatmýþlar diye sormayýn kendi kendinize.
Tutun ki, bizim Karadeniz’desiniz ve tutun ki yolunuzu Uzun Göl Vadisi'ne saptýrmýþsýnýz. Avuç içi kadarlýk göletler kimselerin ne yolunu gözler, ne izini. Ne orada ve ne burada..)
Sardunyalar Maribor'dan çok sonra sizi karþýlayacaktýr. Hazýr olun buna ve sabredin. Avusturya'ya yakýn ve bütün bir Avusturya boyunca üstelik.
Avusturya sardunyalý evler ülkesidir.
Her pencerede kýrmýzý sardunyalar... Her pencerede kýrmýzý, yalnýz ve yalnýz kýrmýzý sardunyalar.
Bir köy içinden geçiyorduk, yol üstüydü, çýnar altý bir cafenin ikinci kat balkonunda karým gördü ve bize de gösterdi.
"A, bakýn, beyaz sardunyalar, beyaz sardunyalar," dedi hem kýsýlmýþ, hem saklanmaz bir sevinç taþýyan sesiyle.
Sardunyalar bir, Japon menekþeleri iki. Çok seviyordu (çok severdi.) Akdenizliydi o. Onu ben önce Ankara'ya, sonra Ýstanbullara getirdim onun için Akdeniz’i bitirmiþ oldum.
Saðý solu, önü arkasý betondan sur çekilmiþ küçük evlerde yaþamýþtý. (Bu bir suç ise, evet, suç benimdir) O yüzden çiçeðe hasret kaldý, (kalmýþtý, hep benim yüzümdendi).
Ýstanbul'daki evimiz asfalta bakýyordu.. Ama güneþi kesikti.
Zamaný gelince pencere önleri için sardunyalar satýn aldý (almýþtý).
Gözü gibi bakmýþtý onlara bütün bir kýþ. Ben tanýðýyým.
Sonra ilkyaz geldi (gelmiþti), sonra da yaz.
Güneþi olmayan pencerede sardunyalar (onu sardunyalarýmý) bir sabah ölü bulduk. (Nedenini bir bilen çýkmadý, çýkmamýþtý.)
Siz bilebilir miydiniz acaba?
Tarýk Dursun K.
"Tarýk Dursun K." bütün yazýlarý için týklayýn...
