Oðuz ÖZÜGÜL
FREUD VE FELSEFE III
Freud’un Toplum Teorisi [Devam]
Freud’un psikanaliz öðretisi bugün artýk psikolojinin doruk noktasý diye deðerlendirilmiyor; örneðin Freud’un Nirvana ilkesi, yani içtepilerimizin bir dinginlik durumuna ulaþmak için çaba göstermesi, yapýlan birçok deneyle çürütülmüþtür. Psiþik aygýtýmýz dýþlandýðý zaman düþ gördüðümüzü öne süren Freud’un bu savý, aslýnda tam tersi durumda düþ gördüðümüzün kanýtlanmasýyla son bulmuþtur. Psikozlarýn temelini, metabolizma bozukluklarýnýn oluþturduðuna dair varsayýmýn kesinlik kazanmasýyla Freud’un psikozlar teorisi de deðerini kaybetmeye baþlamýþtýr. Özellikle, tedavi edilmeden azalan nevrozlar oranýnýn artmasýyla, Freud’un nevrozlar teorisinin bilimselliði konusunda kuþkular doðmuþtur.
Revizyonist akýmlardan ve görüþlerden birçoðu Freudçuluða ya da günümüzdeki biçimiyle Yeni-Freudçuluða dayanýr. Psikanalitik revizyonizm, bilimsel öðretinin Freud’la tamamlanmasý gerektiðini öne sürer, çünkü bu öðreti güya insan teorisinden yoksundur, ama psikanaliz bunu içerir. Bu yüzden, diyalektik materyalizmin bilim açýsýndan tamamlanmasý sorununa kýsaca deðinmekte yarar var:
1.Bir öðreti, ele aldýðý nesne [konu] için önemli þeyleri incelemiyor ya da içermiyorsa, tamamlanmasý gerekir.
2.Özgün nesneye [konuya] ait olmayan tamamlamalar gereksizdir.
3.Kendi içlerinde uyum saðlamayan eklemeler de ayný þekilde gereksizdir.
“Tamamlanma ihtiyacý”na dair bu üç kriter aslýnda Pozitivistlerden alýnmýþtýr ve bu nedenle gerçeklik kriteri olarak sadece mantýksal çeliþkisizliði [“kendi içinde uyumluluðu”] içerir. Ancak gerçekliðe dair yanlýþ bir imgenin kendi içinde çeliþkisiz olmasý da mümkündür. Çeliþkisiz oluþ, nesnenin doðru bir yansýsýný garantilemez; ama bir öðretiyi tamamlama olasýlýðý için zorunlu bir koþuldur. Bu durumda yukarýdakilere dördüncü bir kriter ekleme zorunluluðu doðar:
4.Kendi içlerinde uyumlu olan, ama ilgili olduðu nesneyle uyum saðlamayan tamamlamalar, yani nesneyi yanlýþ yansýtan ya da hiç yansýtmayan tamamlamalar da ayný þekilde gereksizdir.
Bu durumda, bilimsel öðretinin nesnesi ve psikanalizin bu nesneye ait olup olmadýðý kýsaca gözden geçirilmelidir: Bilimsel öðretiyi oluþturan öðeler, felsefe olarak diyalektik-tarihsel maddecilik, ekonomi-politik ve bilimsel toplumculuktur. Öte yandan diyalektik-maddeci öðreti, bir bilim olarak bu nesneyle ilgili her yeni bilgiye açýk olmalýdýr; ama bu tür bilgileri olduðu gibi almak ve evetlemek anlamýnda deðil, felsefi genelleþtirme biçimleri içinde iþleyerek benimsemelidir.
Psikoloji, týpký fizik, biyoloji, matematik gibi özgün bir bilim dalýdýr, bu nedenle bilimsel öðretiyi oluþturan öðeler arasýna giremez. Psikoloji, bilincimizdeki yansýtma sürecinin nesnel yasalarýný meydana çýkarabildiði ölçüde bilgi teorisi alanýna yaklaþýr.
Bireysel bilinç, kendinden önce varolan, hazýr bir dünyada oluþur. Bu durum toplumsal bilinç için de geçerlidir. Toplumun maddi alt yapýsýnca belirlenen siyasal, felsefi, dinsel, sanatsal vs gibi düþünce biçimleri bireysel bilinç tarafýndan deðil, bireysel bilinç toplumsal varlýk ve toplumsal bilinç tarafýndan belirlenir. Bilimsel olmayan bir psikoloji, ilkesel-teorik önermeler öne sürdüðü zaman yanýlgýya düþer. Bilimsel bir felsefe ile tekil bilimler arasýnda karþýlýklý bir iliþki vardýr. Ama tekil-somut bilimlerce benimsenen malzemenin, felsefe için karakteristik olan genelleþtirme aþamasýna ulaþtýðýný iddia etmek, felsefeye pozitivist görüþ açýsýndan yaklaþmaktýr. Tekil bilimlere dair böyle bir malzeme felsefe olmaktan henüz çok uzaktýr.
Oðuz ÖZÜGÜL
oguzozugul@hotmail.com
Freud’un Toplum Teorisi [Devam]
Freud’un psikanaliz öðretisi bugün artýk psikolojinin doruk noktasý diye deðerlendirilmiyor; örneðin Freud’un Nirvana ilkesi, yani içtepilerimizin bir dinginlik durumuna ulaþmak için çaba göstermesi, yapýlan birçok deneyle çürütülmüþtür. Psiþik aygýtýmýz dýþlandýðý zaman düþ gördüðümüzü öne süren Freud’un bu savý, aslýnda tam tersi durumda düþ gördüðümüzün kanýtlanmasýyla son bulmuþtur. Psikozlarýn temelini, metabolizma bozukluklarýnýn oluþturduðuna dair varsayýmýn kesinlik kazanmasýyla Freud’un psikozlar teorisi de deðerini kaybetmeye baþlamýþtýr. Özellikle, tedavi edilmeden azalan nevrozlar oranýnýn artmasýyla, Freud’un nevrozlar teorisinin bilimselliði konusunda kuþkular doðmuþtur.
Revizyonist akýmlardan ve görüþlerden birçoðu Freudçuluða ya da günümüzdeki biçimiyle Yeni-Freudçuluða dayanýr. Psikanalitik revizyonizm, bilimsel öðretinin Freud’la tamamlanmasý gerektiðini öne sürer, çünkü bu öðreti güya insan teorisinden yoksundur, ama psikanaliz bunu içerir. Bu yüzden, diyalektik materyalizmin bilim açýsýndan tamamlanmasý sorununa kýsaca deðinmekte yarar var:
1.Bir öðreti, ele aldýðý nesne [konu] için önemli þeyleri incelemiyor ya da içermiyorsa, tamamlanmasý gerekir.
2.Özgün nesneye [konuya] ait olmayan tamamlamalar gereksizdir.
3.Kendi içlerinde uyum saðlamayan eklemeler de ayný þekilde gereksizdir.
“Tamamlanma ihtiyacý”na dair bu üç kriter aslýnda Pozitivistlerden alýnmýþtýr ve bu nedenle gerçeklik kriteri olarak sadece mantýksal çeliþkisizliði [“kendi içinde uyumluluðu”] içerir. Ancak gerçekliðe dair yanlýþ bir imgenin kendi içinde çeliþkisiz olmasý da mümkündür. Çeliþkisiz oluþ, nesnenin doðru bir yansýsýný garantilemez; ama bir öðretiyi tamamlama olasýlýðý için zorunlu bir koþuldur. Bu durumda yukarýdakilere dördüncü bir kriter ekleme zorunluluðu doðar:
4.Kendi içlerinde uyumlu olan, ama ilgili olduðu nesneyle uyum saðlamayan tamamlamalar, yani nesneyi yanlýþ yansýtan ya da hiç yansýtmayan tamamlamalar da ayný þekilde gereksizdir.
Bu durumda, bilimsel öðretinin nesnesi ve psikanalizin bu nesneye ait olup olmadýðý kýsaca gözden geçirilmelidir: Bilimsel öðretiyi oluþturan öðeler, felsefe olarak diyalektik-tarihsel maddecilik, ekonomi-politik ve bilimsel toplumculuktur. Öte yandan diyalektik-maddeci öðreti, bir bilim olarak bu nesneyle ilgili her yeni bilgiye açýk olmalýdýr; ama bu tür bilgileri olduðu gibi almak ve evetlemek anlamýnda deðil, felsefi genelleþtirme biçimleri içinde iþleyerek benimsemelidir.
Psikoloji, týpký fizik, biyoloji, matematik gibi özgün bir bilim dalýdýr, bu nedenle bilimsel öðretiyi oluþturan öðeler arasýna giremez. Psikoloji, bilincimizdeki yansýtma sürecinin nesnel yasalarýný meydana çýkarabildiði ölçüde bilgi teorisi alanýna yaklaþýr.
Bireysel bilinç, kendinden önce varolan, hazýr bir dünyada oluþur. Bu durum toplumsal bilinç için de geçerlidir. Toplumun maddi alt yapýsýnca belirlenen siyasal, felsefi, dinsel, sanatsal vs gibi düþünce biçimleri bireysel bilinç tarafýndan deðil, bireysel bilinç toplumsal varlýk ve toplumsal bilinç tarafýndan belirlenir. Bilimsel olmayan bir psikoloji, ilkesel-teorik önermeler öne sürdüðü zaman yanýlgýya düþer. Bilimsel bir felsefe ile tekil bilimler arasýnda karþýlýklý bir iliþki vardýr. Ama tekil-somut bilimlerce benimsenen malzemenin, felsefe için karakteristik olan genelleþtirme aþamasýna ulaþtýðýný iddia etmek, felsefeye pozitivist görüþ açýsýndan yaklaþmaktýr. Tekil bilimlere dair böyle bir malzeme felsefe olmaktan henüz çok uzaktýr.
Oðuz ÖZÜGÜL
oguzozugul@hotmail.com
"Oðuz ÖZÜGÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
