Zeynep Ayþe EDÝRNE
ÇOCUKTUM, UFACIKTIM; BÜYÜDÜM, SUÇ OLDUM?
Geçmiþte kalan, bugün de olsaydý denen, özlemle anýlan þeyler.. "ah o eski günler.." kelimelerini, dünde kalaný, dünün özlemini adeta yürekten cýmbýzla çeken þeyler.. bugün her þey var gibi, oysa özlemin eski tadý yok artýk.. Yarýn bugünden daha iyi olacak umudu ile sürüyor yaþam, ama bugün dünden daha iyiye gitmiyor.. yaþanmýyor böyle..
Sýcak günlerin bir öðleden sonrasý.. kuytusuna sýðýnýp bahçenin, koyveriyorum sýcaða teslim olan bedenimi.. düþüncelerimle nefes alýyorum gibi.. dalýyorum anýlara.. 70'li yýllarda yaþananlardan, günümüzde hiçbir iz yok sanki.. film þeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor o yýllar, kah içim burkularak kah gözlerim dolu dolu.. seyrediyorum gözlerim kýsýk, bilincim açýk.. o, bir ulusa kaybettirilen yýllarý..
"menekþe mendilim düþe, bizden size kim düþe.."
Çok güzeldi 70'lerde bir çocuk olmak.. sokaklarda oyun ile geçerdi saatler.. oyunlar hepimizindi, aklýmýza bile gelmezdi kýz-erkek ayýrýmý.. Camdan, içi renkli bilyeleri, rengarenk camgözleri vardý hepimizin.. büyük olanlarýn adý kaflik idi.. Bilyeler, gazoz kapaklarý dizilir, çizgiler çekilir, küçük çukurlar açýlýrdý.. misket oynardýk biz.. Zambo sakýzý favorimizdi.. diðer sakýzlardan çýkan futbolcu, þarkýcý, artist ve araba resimlerini biriktirir, deðiþ tokuþ ederdik "çocuk borsasý"nda.. kýzlar asfaltýn üzerine seksek daire-karelerini çizerdi, "hocam, valla ders çalýþacaaz.." diye okuldan "ödünç alýnan" renkli tebeþirlerle.. Her oyuna bir ebe seçerdik, "ooo piti piti.. karamela sepeti.. terazi lastik, cimnastik.." diyerek.. tombik, istop, yakartop, uzun eþek, kukalý saklambaç.. doyamazdýk oyuna, farkýna varmazdýk hava kararmýþ mý..
Yakalamaç oynarken, "týrrtt.. týk týk..tak" sesleri ile kopup yere saçýlýnca, can havliyle sarýldýðýmýz arkadaþýn düðmeleri.. gülmekten oynamaktan aklýmýza gelmezdi hiç.. ne diyeceðimiz, evde annemizden yiyeceðimiz "zýlgýt"a..
Sokak lambalarý yanýnca sevinirdik, "yaþasýn, oyuna devaam..!!" Ama annelerimizin sanki çýldýrýrcasýna sesleriyle, kursaðýmýzda kalýrdý sevincimiz.. "Hadiii, akþam oldu artýk.. baban gelecek þimdi.. Yemek piþti, haydi sofraya.. koþ ellerini yýka, yeter artýk, gir içeri bakiim.." Daðýlýrdýk istemeye istemeye, "evli evine köylü köyüne.. evi köyü olmayan fare deliðine.." tekerlemesiyle gülüþerek.. içimizden bazýlarý göz kýrpardý birbirine.. geç saatte buluþup, "zillere seloteyp yapýþtýrmaca, apartmaný ayaða kaldýrmaca" planýný uygulamak için.. aðabeyler, ablalar, amcalar balkona fýrlayýp, "kim ooo! kim ooo!" diye baðýrýþýnca, kýs kýs gülmek, çiþimizi kaçýrýncaya kadar kahkahalar atmak için..
telesafirlere necefli maþrapa
Akþam olur, yemekler yenir.. telesafirlik baþlardý mahallede.. televizyonu olan evlere doluþurdu herkes.. örgüsünü dantelini, çoluðunu çocuðunu kapan ekran karþýsýna oturur.. çaylar demlenir, çerezler kurabiyeler hazýrlanýr, sinema saati beklenirdi.. Adile Naþit'li, Münir Özkul'lu filmlerde, hep birlikte havalara zýplanýr, gülünür, göbek atýlýr.. esas oðlan esas kýzdan ayrýlýnca, kötü adam can yakýnca, bir sessizlik olur, gözler nemlenir.. herkes birbirine sokulurdu.. bazen aðlanýrdý bile, hep birlikte.. Çoðu zaman, filmin en heyecanlý yerinde - heyecansýz an mý vardý? - görüntü gider, necefli maþrapa geliverirdi ekrana.. Kimi zaman görüntü kayar ya da kaybolur, birisi fýrlar, balkona veya çatýya çýkardý anteni düzeltmeye.. seslenirdi dýþarýdan, "nasýl düzeldi mi.. nasýl oldu, geldi mi?".. içeriden bir ses cevaplardý, "daha kötü, daha kötü.. hah þimdi, geldi.. býrak öyle.. yok yook, gitti yine.."
Sabah olur, terlikçi geçer mahalleden.. dilinde bir türkü Ýbo'dan, "Ayaðýndaa kundura.." bakkal Acem, balýkçý Rum, yoðurtçu Arnavut, ne gam!.. sütçüden süt alýnýr tencereyle, kaynatýlýr, kaymaðý ayrýlýr yaþlý komþu teyzeye.. Yolu gözlenir postacýnýn, sevdiklerden bir haber umuduyla.. devir mektup devri, el yazýlarýyla dökülür duygular düzbeyaz kaðýt ovalarýna, nakýþ nakýþ.. hassas, özenli, incelikli sevgilerle..
Sonra okul yýllarý.. siyah önlük beyaz yaka.. kocaman, kolasý boynu acýtan.. hep ayný þikayet, her okul dönüþü.. ah, bu önlükler.. Derslerde, Ali hep top attý.. Ayþe hep topu tuttu.. Kaya ata bindi.. Oya ip atladý.. Kokulu silgileri koklamak yetmedi, bi'de ýsýrýldý.. her silgide bir diþ izi kaldý.. ikiye ayrýlmýþ fasulye taneleri ile yazý yazma uðraþý ve her nedense bundan zevk almak.. yani, neden gerek, illa ki bakliyatla yazý yazmak..
"bak bir varmýþ bir yokmuþ, eski günlerde.."
Bahar geldi, yaz geldi.. bahçeye kiraz geldi.. Davul fýrýnlarda piþen börekleri kapýp doðruca pikniklere gitmeler baþlardý, havalar ýsýndýkça.. yok yok, keneler korkutmuyor, akla bile gelmiyordu bu kadar.. mini mini etekleri içinde çýtý pýtý kýzlar neþeli.. delikanlýlar bayram ediyordu.. serinlemek için Fruko, Neþ'e.. Çamlýca, Ankara gazozlarý.. Kocataþ Kola mý? Coca Cola mý?.. Okul çaylarýnda masa altýndan gizlice yerli votka.. tuvalette zulada Yeni Harman sigarasý.. Ne olacak bu Beatles'ýn hali? Kalacak mý, daðýlacak mý? Televizyonda naklen ilk futbol maçý, ardýndan canlý canlý Olimpiyatlar.. Anadol tek kapýlý, Murat 124 o günlerin Mercedes'i.. Hacý Murat'la ömre bedel Boðaz'da bir gezini.. Hava atmak mý? Evet aynen.. Ticari taksiler damalý, ücret pazarlýk usulü.. 17 saatte, hiç durmadan gitmek Bodrum'a, Ankara'dan Ýstanbul'dan.. Þehirlerarasý 302 otobüslerle, sigara dumanýndan insanýn saçýnýn baþýnýn koktuðu.. Ama ne gündü.. Boðaziçi'ne bir gerdanlýk misali.. Boðaz Köprüsü'nün açýlýþ günü..
Sýcaklar bastýrýr, denize koþulurdu cümbür cemaat.. tabii þarttý, karpuz kabuðu denize düþmüþse.. Ýstanbul'dan denize girilen günlerdi.. el örgüsü minicik bikiniler, makyajsýz, kaþlarý yoluk genç hanýmlar.. ner'dee þimdiki güneþ yaðlarý.. kakao yaðý ile en güzel bronzlaþmalar.. Kadýnlar Plajý'nda dolmalý börekli kadýnlar günü.. sesi güzel olandan bir kadýn aðýtý.. daðýlýr güneþin battýðý yerden dolar sahile kumsala.. "seni uzaktaaan sevmeeek... aþklarýýýn en güzeliii.."
Dalýp dalýp midyeler toplanýr, kayalarda yað tenekesi kapaðýnda piþirilir, haþlana kavrula.. iþtahla yenirdi.. yaný baþýnýzdaysa sevgili, üstüne bir günbatýmý romantizmi, icabýnda.. Sedef Adasý'ndan kaçarmýþ son vapur, kaçarsa kaçsýn.. ne gam.. ne güzel, sevinçli ve telaþlý bir hatýra genç aþýklara..
Çikolata renkli Shirley Bassey, kadife sesli Julio Iglesias.. Dario Moreno ve Adamo.. çikolata renkli þarkýcýlarý ile Sezen Cumhur Önal.. ve bir de Fecri Ebcioðlu, o þarkýsý hep dillerde.. "bak bir varmýþ bir yokmuþ eski günlerde.. güzel bir kýz yaþarmýþ Boðaziçi'nde.." Tanju Okan, Zeki Müren.. Ajda Pekkan ve Nilüfer.. Seyyal Taner, Nil Burak.. ve de Erol Evgin.. Batý Müziði adý konulan, ruhumuzu gönlümüzü Türkçe ile besleyen, Türk Pop Müziði ile kendimizden geçtiðimiz yýllar.. Neredeyse mutfak dolabý kadar büyük, iðnesi eskidikçe plaklarý "haþat" eden portatif pikaplarda, býkmadan usanmadan dinlenen müzik.. ne þikayet, ne gam..
Mini etek, Ýspanyol paça, epa topuk ayakkabý en moda.. bir de kot, þile bezi, espadril.. Ne gündelikte, ne de iþ hayatýnda, yok stres kelimesi.. yeniden yapýlanma, kalite yönetimi, insan kaynaklarý, verimlilik, etkinlik.. henüz gelmese de bu kavramlar, þimdilik iþler yolunda.. Daha defter kayýtlarý, önce kurþun sonra üstünden dolmakalemle.. vade ve kambiyo iþlemlerinde, "facit" marka en çalýþkan personel bankalarda..
küçük þeyler, küçücük þeyler..
Anarþi ve yokluk yýllarýdýr 70'lerin ikinci yarýsý.. mazot yoktur, araba vapurlarý çalýþmaz, ampul yoktur, pilotlar günlerce kör iniþ yaparlar Yeþilköy Hava Limaný'na.. Büyük kentlerin etrafýnda binlerce gece konan kondular.. sabahlara dek düþünmeler, "Ne olacak bu memleketin hali.."
Sonra "Ayþe Tatile Çýktý".. Kýbrýs Barýþ Harekatý'nda karartma geceleri.. karbon kaðýdýyla ýþýðý azaltýlmýþ ampul altýnda kitap okumak, radyoda Hasan Mutlucan, Ayten Alpman.. Sobalarda kestane kebap, fonda Apollo 11 aya inmiþ, el sallýyor dünyaya Neil Armstrong.. Münih Olimpiyatlarý'nda Mark Spitz elma gibi toplarken altýn madalyalarý, farkýna yeni varýyoruz, burnumuzun dibinde kanlý bir Ýrail-Filistin savaþý olduðuna..
Karaoðlanlar, Baþbuðlar, Çoban Sülo.. yüz bin kiþi bir arada bir Mayýs günü.. hala ve hep ayný hatýrlanacak denizlerle, mahirlerle geçen yýllar..
Yine de dönülmeyecek umutsuzluðun, kaybolacak karanlýðýn olmadýðý yýllar.. "anarþi, terör, yokluk" diye haykýran siyasiler, boza piþirse de baðýra çaðýra toplumun ensesinde.. öyle saf bir umutla bakýlýrdý ki yarýnlara.. ne kadar özel ve masum yýllarmýþ 70'ler.. yaþama telaþý ve insanca iliþkiler, meðer ne kadar güzelmiþ.. hele bu günlere bakýnca.. küçük þeylerden mutlu olup, küçük þeylere üzülebilmek.. bir þeylerin bir yerlerde büyüdüðünün farkýna varmak.. hiçbir þey yapamamak.. yine de geleceðe inanmak ve umutlu olmak..
Hayata tutunmayý, mücadele etmeyi, dostluðu, koþulsuz sevgiyi o çocuklukta öðrendik biz.. çünkü çocukluðumuz oldu bizim o yýllarda.. sokak oyunlarýnda güle oynaya, mahalle kavgalarýnda taþlý sopalý, ama dürüstçe, mertçe.. Hulusi Kentmen gibi komiser amcalar vardý.. kulaðýmýzý çekip bizi piþman eden, kavgalý olduðumuzla bizi sarmaþ dolaþ dost yapan.. cep telefonu yerine kuru boya kalemlerimiz vardý hayal gücümüzü zenginleþtiren.. chat arkadaþý yerine, kesik parmaklarýmýzý birleþtirip and içtiðimiz kan kardeþlerimiz oldu.. dünyayý ahreti, aþký ve hasreti indirirdik kelimelerin büyüsüne.. gözyaþlarý ile ýslanan mektuplarýmýz oldu bizim..
"ne pahasýna olursa olsun.."
Bu kuþaðýn deneyimleri, tüm yönleriyle gelecek kuþaklar tarafýndan bilinmeli..
Çünkü onlar, bir önceki kuþaktan devraldýklarý "dünyayý deðiþtirme" ülküsünün baþýna, "ne pahasýna olursa olsun"u eklemiþlerdi.. yaþama, çocukluðunu kaybetmeden bakmayý bilen, yeryüzünde hiçbir ideolojinin, bir çocuk gülüþünden daha önemli olmadýðýný öðrenenlerdi onlar.. Ne zaman yollarýný kaybetseler bir çocuðun gözlerinin içine bakarlardý.. çocuk gözlerin yetiþkinlere her zaman öðreteceði o üç þeyi görürlerdi.. Nedensiz yere mutlu olmak.. Her zaman meþgul olabilecek bir þey bulmak.. ve.. Elde etmek istediði þeyi var gücüyle dayatmak..
"Gülüþünden bir yudum ver,
Ömrümden yedi yýl al..
Fay hattý deðildir gözlerin,
Bilirim!
Ama her gülüþünde,
Önce,
bakýþýnýn enkazý altýnda kalýp,
Sonra,
en acý ölümlerden dönerim.."
Zeynep Ayþe EDÝRNE
"Zeynep Ayþe EDÝRNE" bütün yazýlarý için týklayýn...
Geçmiþte kalan, bugün de olsaydý denen, özlemle anýlan þeyler.. "ah o eski günler.." kelimelerini, dünde kalaný, dünün özlemini adeta yürekten cýmbýzla çeken þeyler.. bugün her þey var gibi, oysa özlemin eski tadý yok artýk.. Yarýn bugünden daha iyi olacak umudu ile sürüyor yaþam, ama bugün dünden daha iyiye gitmiyor.. yaþanmýyor böyle..
Sýcak günlerin bir öðleden sonrasý.. kuytusuna sýðýnýp bahçenin, koyveriyorum sýcaða teslim olan bedenimi.. düþüncelerimle nefes alýyorum gibi.. dalýyorum anýlara.. 70'li yýllarda yaþananlardan, günümüzde hiçbir iz yok sanki.. film þeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor o yýllar, kah içim burkularak kah gözlerim dolu dolu.. seyrediyorum gözlerim kýsýk, bilincim açýk.. o, bir ulusa kaybettirilen yýllarý..
"menekþe mendilim düþe, bizden size kim düþe.."
Çok güzeldi 70'lerde bir çocuk olmak.. sokaklarda oyun ile geçerdi saatler.. oyunlar hepimizindi, aklýmýza bile gelmezdi kýz-erkek ayýrýmý.. Camdan, içi renkli bilyeleri, rengarenk camgözleri vardý hepimizin.. büyük olanlarýn adý kaflik idi.. Bilyeler, gazoz kapaklarý dizilir, çizgiler çekilir, küçük çukurlar açýlýrdý.. misket oynardýk biz.. Zambo sakýzý favorimizdi.. diðer sakýzlardan çýkan futbolcu, þarkýcý, artist ve araba resimlerini biriktirir, deðiþ tokuþ ederdik "çocuk borsasý"nda.. kýzlar asfaltýn üzerine seksek daire-karelerini çizerdi, "hocam, valla ders çalýþacaaz.." diye okuldan "ödünç alýnan" renkli tebeþirlerle.. Her oyuna bir ebe seçerdik, "ooo piti piti.. karamela sepeti.. terazi lastik, cimnastik.." diyerek.. tombik, istop, yakartop, uzun eþek, kukalý saklambaç.. doyamazdýk oyuna, farkýna varmazdýk hava kararmýþ mý..
Yakalamaç oynarken, "týrrtt.. týk týk..tak" sesleri ile kopup yere saçýlýnca, can havliyle sarýldýðýmýz arkadaþýn düðmeleri.. gülmekten oynamaktan aklýmýza gelmezdi hiç.. ne diyeceðimiz, evde annemizden yiyeceðimiz "zýlgýt"a..
Sokak lambalarý yanýnca sevinirdik, "yaþasýn, oyuna devaam..!!" Ama annelerimizin sanki çýldýrýrcasýna sesleriyle, kursaðýmýzda kalýrdý sevincimiz.. "Hadiii, akþam oldu artýk.. baban gelecek þimdi.. Yemek piþti, haydi sofraya.. koþ ellerini yýka, yeter artýk, gir içeri bakiim.." Daðýlýrdýk istemeye istemeye, "evli evine köylü köyüne.. evi köyü olmayan fare deliðine.." tekerlemesiyle gülüþerek.. içimizden bazýlarý göz kýrpardý birbirine.. geç saatte buluþup, "zillere seloteyp yapýþtýrmaca, apartmaný ayaða kaldýrmaca" planýný uygulamak için.. aðabeyler, ablalar, amcalar balkona fýrlayýp, "kim ooo! kim ooo!" diye baðýrýþýnca, kýs kýs gülmek, çiþimizi kaçýrýncaya kadar kahkahalar atmak için..
telesafirlere necefli maþrapa
Akþam olur, yemekler yenir.. telesafirlik baþlardý mahallede.. televizyonu olan evlere doluþurdu herkes.. örgüsünü dantelini, çoluðunu çocuðunu kapan ekran karþýsýna oturur.. çaylar demlenir, çerezler kurabiyeler hazýrlanýr, sinema saati beklenirdi.. Adile Naþit'li, Münir Özkul'lu filmlerde, hep birlikte havalara zýplanýr, gülünür, göbek atýlýr.. esas oðlan esas kýzdan ayrýlýnca, kötü adam can yakýnca, bir sessizlik olur, gözler nemlenir.. herkes birbirine sokulurdu.. bazen aðlanýrdý bile, hep birlikte.. Çoðu zaman, filmin en heyecanlý yerinde - heyecansýz an mý vardý? - görüntü gider, necefli maþrapa geliverirdi ekrana.. Kimi zaman görüntü kayar ya da kaybolur, birisi fýrlar, balkona veya çatýya çýkardý anteni düzeltmeye.. seslenirdi dýþarýdan, "nasýl düzeldi mi.. nasýl oldu, geldi mi?".. içeriden bir ses cevaplardý, "daha kötü, daha kötü.. hah þimdi, geldi.. býrak öyle.. yok yook, gitti yine.."
Sabah olur, terlikçi geçer mahalleden.. dilinde bir türkü Ýbo'dan, "Ayaðýndaa kundura.." bakkal Acem, balýkçý Rum, yoðurtçu Arnavut, ne gam!.. sütçüden süt alýnýr tencereyle, kaynatýlýr, kaymaðý ayrýlýr yaþlý komþu teyzeye.. Yolu gözlenir postacýnýn, sevdiklerden bir haber umuduyla.. devir mektup devri, el yazýlarýyla dökülür duygular düzbeyaz kaðýt ovalarýna, nakýþ nakýþ.. hassas, özenli, incelikli sevgilerle..
Sonra okul yýllarý.. siyah önlük beyaz yaka.. kocaman, kolasý boynu acýtan.. hep ayný þikayet, her okul dönüþü.. ah, bu önlükler.. Derslerde, Ali hep top attý.. Ayþe hep topu tuttu.. Kaya ata bindi.. Oya ip atladý.. Kokulu silgileri koklamak yetmedi, bi'de ýsýrýldý.. her silgide bir diþ izi kaldý.. ikiye ayrýlmýþ fasulye taneleri ile yazý yazma uðraþý ve her nedense bundan zevk almak.. yani, neden gerek, illa ki bakliyatla yazý yazmak..
"bak bir varmýþ bir yokmuþ, eski günlerde.."
Bahar geldi, yaz geldi.. bahçeye kiraz geldi.. Davul fýrýnlarda piþen börekleri kapýp doðruca pikniklere gitmeler baþlardý, havalar ýsýndýkça.. yok yok, keneler korkutmuyor, akla bile gelmiyordu bu kadar.. mini mini etekleri içinde çýtý pýtý kýzlar neþeli.. delikanlýlar bayram ediyordu.. serinlemek için Fruko, Neþ'e.. Çamlýca, Ankara gazozlarý.. Kocataþ Kola mý? Coca Cola mý?.. Okul çaylarýnda masa altýndan gizlice yerli votka.. tuvalette zulada Yeni Harman sigarasý.. Ne olacak bu Beatles'ýn hali? Kalacak mý, daðýlacak mý? Televizyonda naklen ilk futbol maçý, ardýndan canlý canlý Olimpiyatlar.. Anadol tek kapýlý, Murat 124 o günlerin Mercedes'i.. Hacý Murat'la ömre bedel Boðaz'da bir gezini.. Hava atmak mý? Evet aynen.. Ticari taksiler damalý, ücret pazarlýk usulü.. 17 saatte, hiç durmadan gitmek Bodrum'a, Ankara'dan Ýstanbul'dan.. Þehirlerarasý 302 otobüslerle, sigara dumanýndan insanýn saçýnýn baþýnýn koktuðu.. Ama ne gündü.. Boðaziçi'ne bir gerdanlýk misali.. Boðaz Köprüsü'nün açýlýþ günü..
Sýcaklar bastýrýr, denize koþulurdu cümbür cemaat.. tabii þarttý, karpuz kabuðu denize düþmüþse.. Ýstanbul'dan denize girilen günlerdi.. el örgüsü minicik bikiniler, makyajsýz, kaþlarý yoluk genç hanýmlar.. ner'dee þimdiki güneþ yaðlarý.. kakao yaðý ile en güzel bronzlaþmalar.. Kadýnlar Plajý'nda dolmalý börekli kadýnlar günü.. sesi güzel olandan bir kadýn aðýtý.. daðýlýr güneþin battýðý yerden dolar sahile kumsala.. "seni uzaktaaan sevmeeek... aþklarýýýn en güzeliii.."
Dalýp dalýp midyeler toplanýr, kayalarda yað tenekesi kapaðýnda piþirilir, haþlana kavrula.. iþtahla yenirdi.. yaný baþýnýzdaysa sevgili, üstüne bir günbatýmý romantizmi, icabýnda.. Sedef Adasý'ndan kaçarmýþ son vapur, kaçarsa kaçsýn.. ne gam.. ne güzel, sevinçli ve telaþlý bir hatýra genç aþýklara..
Çikolata renkli Shirley Bassey, kadife sesli Julio Iglesias.. Dario Moreno ve Adamo.. çikolata renkli þarkýcýlarý ile Sezen Cumhur Önal.. ve bir de Fecri Ebcioðlu, o þarkýsý hep dillerde.. "bak bir varmýþ bir yokmuþ eski günlerde.. güzel bir kýz yaþarmýþ Boðaziçi'nde.." Tanju Okan, Zeki Müren.. Ajda Pekkan ve Nilüfer.. Seyyal Taner, Nil Burak.. ve de Erol Evgin.. Batý Müziði adý konulan, ruhumuzu gönlümüzü Türkçe ile besleyen, Türk Pop Müziði ile kendimizden geçtiðimiz yýllar.. Neredeyse mutfak dolabý kadar büyük, iðnesi eskidikçe plaklarý "haþat" eden portatif pikaplarda, býkmadan usanmadan dinlenen müzik.. ne þikayet, ne gam..
Mini etek, Ýspanyol paça, epa topuk ayakkabý en moda.. bir de kot, þile bezi, espadril.. Ne gündelikte, ne de iþ hayatýnda, yok stres kelimesi.. yeniden yapýlanma, kalite yönetimi, insan kaynaklarý, verimlilik, etkinlik.. henüz gelmese de bu kavramlar, þimdilik iþler yolunda.. Daha defter kayýtlarý, önce kurþun sonra üstünden dolmakalemle.. vade ve kambiyo iþlemlerinde, "facit" marka en çalýþkan personel bankalarda..
küçük þeyler, küçücük þeyler..
Anarþi ve yokluk yýllarýdýr 70'lerin ikinci yarýsý.. mazot yoktur, araba vapurlarý çalýþmaz, ampul yoktur, pilotlar günlerce kör iniþ yaparlar Yeþilköy Hava Limaný'na.. Büyük kentlerin etrafýnda binlerce gece konan kondular.. sabahlara dek düþünmeler, "Ne olacak bu memleketin hali.."
Sonra "Ayþe Tatile Çýktý".. Kýbrýs Barýþ Harekatý'nda karartma geceleri.. karbon kaðýdýyla ýþýðý azaltýlmýþ ampul altýnda kitap okumak, radyoda Hasan Mutlucan, Ayten Alpman.. Sobalarda kestane kebap, fonda Apollo 11 aya inmiþ, el sallýyor dünyaya Neil Armstrong.. Münih Olimpiyatlarý'nda Mark Spitz elma gibi toplarken altýn madalyalarý, farkýna yeni varýyoruz, burnumuzun dibinde kanlý bir Ýrail-Filistin savaþý olduðuna..
Karaoðlanlar, Baþbuðlar, Çoban Sülo.. yüz bin kiþi bir arada bir Mayýs günü.. hala ve hep ayný hatýrlanacak denizlerle, mahirlerle geçen yýllar..
Yine de dönülmeyecek umutsuzluðun, kaybolacak karanlýðýn olmadýðý yýllar.. "anarþi, terör, yokluk" diye haykýran siyasiler, boza piþirse de baðýra çaðýra toplumun ensesinde.. öyle saf bir umutla bakýlýrdý ki yarýnlara.. ne kadar özel ve masum yýllarmýþ 70'ler.. yaþama telaþý ve insanca iliþkiler, meðer ne kadar güzelmiþ.. hele bu günlere bakýnca.. küçük þeylerden mutlu olup, küçük þeylere üzülebilmek.. bir þeylerin bir yerlerde büyüdüðünün farkýna varmak.. hiçbir þey yapamamak.. yine de geleceðe inanmak ve umutlu olmak..
Hayata tutunmayý, mücadele etmeyi, dostluðu, koþulsuz sevgiyi o çocuklukta öðrendik biz.. çünkü çocukluðumuz oldu bizim o yýllarda.. sokak oyunlarýnda güle oynaya, mahalle kavgalarýnda taþlý sopalý, ama dürüstçe, mertçe.. Hulusi Kentmen gibi komiser amcalar vardý.. kulaðýmýzý çekip bizi piþman eden, kavgalý olduðumuzla bizi sarmaþ dolaþ dost yapan.. cep telefonu yerine kuru boya kalemlerimiz vardý hayal gücümüzü zenginleþtiren.. chat arkadaþý yerine, kesik parmaklarýmýzý birleþtirip and içtiðimiz kan kardeþlerimiz oldu.. dünyayý ahreti, aþký ve hasreti indirirdik kelimelerin büyüsüne.. gözyaþlarý ile ýslanan mektuplarýmýz oldu bizim..
"ne pahasýna olursa olsun.."
Bu kuþaðýn deneyimleri, tüm yönleriyle gelecek kuþaklar tarafýndan bilinmeli..
Çünkü onlar, bir önceki kuþaktan devraldýklarý "dünyayý deðiþtirme" ülküsünün baþýna, "ne pahasýna olursa olsun"u eklemiþlerdi.. yaþama, çocukluðunu kaybetmeden bakmayý bilen, yeryüzünde hiçbir ideolojinin, bir çocuk gülüþünden daha önemli olmadýðýný öðrenenlerdi onlar.. Ne zaman yollarýný kaybetseler bir çocuðun gözlerinin içine bakarlardý.. çocuk gözlerin yetiþkinlere her zaman öðreteceði o üç þeyi görürlerdi.. Nedensiz yere mutlu olmak.. Her zaman meþgul olabilecek bir þey bulmak.. ve.. Elde etmek istediði þeyi var gücüyle dayatmak..
"Gülüþünden bir yudum ver,
Ömrümden yedi yýl al..
Fay hattý deðildir gözlerin,
Bilirim!
Ama her gülüþünde,
Önce,
bakýþýnýn enkazý altýnda kalýp,
Sonra,
en acý ölümlerden dönerim.."
Zeynep Ayþe EDÝRNE
"Zeynep Ayþe EDÝRNE" bütün yazýlarý için týklayýn...
