Tülin DURSUN
VURUÞ
Sýrtýna vuran aðrýlar giderek artmýþtý. Ýç cebinden çýkardýðý kýrmýzý haplardan bir tanesini dilinin altýnda patlattý. Sol omzundan koluna doðru inen aðrýyla baþ edemeyeceðini anlayýnca olduðu yerde bir zaman hareketsiz kaldý. Öksürmek geldi aklýna. Havasýz kaldýðýný sandýðý anda, son öksürmeyle biraz kendine gelir gibi oldu. Oturduðu sandalyeden kalkmaya çalýþtý. Gözlerine aðýrlýk indi.
Ne kadar zaman geçtiðini anlamaya çalýþtý. Saati yoktu. Ev derin bir sessizlikteydi. Daha çocuklar iþten dönmemiþlerdi anlaþýlan. Çocuklar çok küçüktü analarý öldüðünde. Üç çocuðu da kimselere emanet etmeden bakýp, büyütmüþtü. Evlenmemiþti de. Þimdi ne kadar da piþmandý evlenmediðine. Çocuklar büyüdükçe sorunlar, istekler de büyümeye baþlamýþtý. Kýzý baþlý baþýna sorundu. Liseyi bitiremeden evlenmeye kalkmýþtý. Allah'tan aðabeylerinin de karþý çýkmasýyla çabuk vazgeçmiþti bu maceradan. Tekstil iþinde, bir atölyede çalýþýyordu.
Oðullarý da okumamýþtý. Biri ilköðretimden, biri de liseden terkti. Büyük oðlan Necmi neyse de, küçük oðlan Hilmi çok yaramaz ve söz dinlemez bir çocuktu. Aylak arkadaþlarýyla zaman geçiriyor, geceleri daha küçük yaþýna raðmen geç geliyordu.
Ýyice kendine geldikten sonra, yanýnda duran sürahinin boþaldýðýný fark etti. Mutfaða doðru gitti. Kapýda anahtarýn döndüðünü duydu.
" Pervin, sen mi geldin kýzým?"
" Hý. Benim baba!"
" Abimler gelmedi mi daha?"
" Yok, kýzým gelmediler."
" Yüzün solgun görünüyor baba?"
" Yine bir kriz yokladý kýzým. Evde tek baþýna olunca da bu yaþta korkuyor insan. Hayýrlýsýyla seni bir baþ göz etsem de; içim rahat etse. Bu oðlanlar ben gittikten sonra sana sahip çýkamayacaklar herhalde."
" Aman baba ya, býrak þu uðursuz ölüm sözlerini. Anasýzlýða alýþamazken sen çýkma bir de baþýmýza."
Rahmi Efendi kýzýna þaþkýn baktý. Kýzý bugüne kadar hiç anasýndan söz etmemiþti.
Büyük oðlan Necmi gelmiþti ama küçük Hilmi henüz ortalarda yoktu. Rahmi Efendi belli etmese de içinden söylenip duruyordu.
Kýzý Pervin masayý çabucak kurmuþtu. Üçü oturup yemeðe baþladýlar. Yemekten sonra Rami Efendi kýzýna seslendi:
" Pervin kýzým, babana bir kahve yapsana?"
" Doktor sana ne dedi baba?"
" Kýzým bugün hiç içmedim."
Pervin mutfaða giderken çalan kapý ziline Necmi yerinden kalktý. Ayaðý halýya takýlýnca sendeledi. Kapýyý açtý.
" Buyurun? Kimi aradýnýz?"
" Hilmi Özkan'larýn evi mi?"
" Evet?"
" Siz nesi oluyorsunuz delikanlý?"
" Abisiyim!"
"Bizimle karakola kadar geleceksiniz!"
" Hayrola? Siz kimsiniz?"
" Biz mahalle karakolundan geliyoruz. Hilmi hakkýnda anlatmak istediðimiz sorunlarla ilgili birkaç sorumuz olacak size."
" Hemen geliyorum memur bey!"
Necmi karakoldan yaklaþýk dört saat sonra dönebildi. Yüzü bembeyazdý. Kýz kardeþi Pervin çoktan yatmýþ, babasý da salondaki koltuða öylece uzanmýþtý. Arkasý dönüktü. Necmi babasýnýn açýk olan sýrtýný örttü. Karþýki koltuða oturdu. Baþý zonkluyordu sanki. Bütün bu olanlara bir anlam veremiyordu. Kardeþinin iðne kolunda, cesedi bulunmuþtu. Polis " altýn vuruþ" dedi. Arkadaþlarýný sordular. Necmi hiç birini tanýmýyordu. Hilmi yepyeni bir arkadaþ çevresine girmiþti. Kimseyi tanýþtýrmamýþtý. Babalarý çocuklarýnýn arkasýndan gidemeyecek kadar yaþlý ve hastaydý. Pervin zaten kýz çocuðu. Baþýný elleri arasýna almýþ, kendini suçluyordu. Babasýný uyandýrmak istemedi. " Sabah olunca anlatýrým her þeyi." Diye düþündü. Kendi kendine aðlamaya baþladý. Bu nasýl bir yazgýydý? En çok ta babasýna üzülüyordu Necmi. Yaþlý adam yýllardýr hastalýðýný unutmuþ, çocuklarý için çýrpýnýyordu. Annesizliklerini hissettirmemek için elinden geleni yapýyordu. Dünyanýn en iyi babasýydý o. Karþýlýðý bu olmamalýydý.
" En iyisi babama bir þey anlatmayayým. Yorgun yüreði bir kriz daha kaldýrmaz."
Pervin'i kaldýrmak için odasýna gitti.
" Abi! Ne çabuk sabah oldu? Geç mi kaldým yoksa?"
" Dur kýz, telâþ etme! Babamý da uyandýracaksýn. Çok kötü bir þey oldu Pervin!"
" Ne oldu abi?"
" Hilmi!"
" N'olmuþ abime?"
" Yýldýz Sinemasý'nýn tuvaletinde yarý baygýn bulunmuþ. Hastaneye kaldýrýrlarken de ölmüþ."
" Çýldýrdýn mý sen abi? Of Allah'ým of! Nedir bu baþýmýza gelenler? Ya babam? O ne diyor?"
" Daha söylemedim. Uyuyordu. Ne yapacaðýmý bilmiyorum Pervin. Aklýmý oynatmaktayým sanki. Hilmi'nin kimliðini karakoldan alýp, cenaze iþlemlerine baþlayacaktým ama savcýlýk kâðýdý almadan gömmeye izin verilmezmiþ."
" Abi, hadi babamý kaldýralým yavaþça. Sonra kýzmasýn bize."
Necmi sessizce babasýna yaklaþtý. Elini babasýnýn omzuna koyarak, hafifçe sarstý. Korkutmak istemiyordu. Yaþlý adamdan ses çýkmayýnca daha bir sarstý. Babasýnýn baþý yastýktan kayarak öne düþtü. Necmi kendini geri çekti.
" Pervin, babama bir baksana!"
Babasýnýn ellerini tutan Pervin haykýrmaya baþladý.
" Abi! Babam buz gibi olmuþ!"
Ýki gün sonra ayný evden iki cenaze çýkýyordu. Biri yaþamýnýn baharýnda yanlýþ yol seçmiþti. Bir diðeri ise gencecik oðlunu yanlýþ yoldan çeviremeyen Rahmi Efendi'ydi. Hilmi'nin tek bir altýn vuruþu, Pervin ve Necmi'ye iki vurmuþtu.
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
Sýrtýna vuran aðrýlar giderek artmýþtý. Ýç cebinden çýkardýðý kýrmýzý haplardan bir tanesini dilinin altýnda patlattý. Sol omzundan koluna doðru inen aðrýyla baþ edemeyeceðini anlayýnca olduðu yerde bir zaman hareketsiz kaldý. Öksürmek geldi aklýna. Havasýz kaldýðýný sandýðý anda, son öksürmeyle biraz kendine gelir gibi oldu. Oturduðu sandalyeden kalkmaya çalýþtý. Gözlerine aðýrlýk indi.
Ne kadar zaman geçtiðini anlamaya çalýþtý. Saati yoktu. Ev derin bir sessizlikteydi. Daha çocuklar iþten dönmemiþlerdi anlaþýlan. Çocuklar çok küçüktü analarý öldüðünde. Üç çocuðu da kimselere emanet etmeden bakýp, büyütmüþtü. Evlenmemiþti de. Þimdi ne kadar da piþmandý evlenmediðine. Çocuklar büyüdükçe sorunlar, istekler de büyümeye baþlamýþtý. Kýzý baþlý baþýna sorundu. Liseyi bitiremeden evlenmeye kalkmýþtý. Allah'tan aðabeylerinin de karþý çýkmasýyla çabuk vazgeçmiþti bu maceradan. Tekstil iþinde, bir atölyede çalýþýyordu.
Oðullarý da okumamýþtý. Biri ilköðretimden, biri de liseden terkti. Büyük oðlan Necmi neyse de, küçük oðlan Hilmi çok yaramaz ve söz dinlemez bir çocuktu. Aylak arkadaþlarýyla zaman geçiriyor, geceleri daha küçük yaþýna raðmen geç geliyordu.
Ýyice kendine geldikten sonra, yanýnda duran sürahinin boþaldýðýný fark etti. Mutfaða doðru gitti. Kapýda anahtarýn döndüðünü duydu.
" Pervin, sen mi geldin kýzým?"
" Hý. Benim baba!"
" Abimler gelmedi mi daha?"
" Yok, kýzým gelmediler."
" Yüzün solgun görünüyor baba?"
" Yine bir kriz yokladý kýzým. Evde tek baþýna olunca da bu yaþta korkuyor insan. Hayýrlýsýyla seni bir baþ göz etsem de; içim rahat etse. Bu oðlanlar ben gittikten sonra sana sahip çýkamayacaklar herhalde."
" Aman baba ya, býrak þu uðursuz ölüm sözlerini. Anasýzlýða alýþamazken sen çýkma bir de baþýmýza."
Rahmi Efendi kýzýna þaþkýn baktý. Kýzý bugüne kadar hiç anasýndan söz etmemiþti.
Büyük oðlan Necmi gelmiþti ama küçük Hilmi henüz ortalarda yoktu. Rahmi Efendi belli etmese de içinden söylenip duruyordu.
Kýzý Pervin masayý çabucak kurmuþtu. Üçü oturup yemeðe baþladýlar. Yemekten sonra Rami Efendi kýzýna seslendi:
" Pervin kýzým, babana bir kahve yapsana?"
" Doktor sana ne dedi baba?"
" Kýzým bugün hiç içmedim."
Pervin mutfaða giderken çalan kapý ziline Necmi yerinden kalktý. Ayaðý halýya takýlýnca sendeledi. Kapýyý açtý.
" Buyurun? Kimi aradýnýz?"
" Hilmi Özkan'larýn evi mi?"
" Evet?"
" Siz nesi oluyorsunuz delikanlý?"
" Abisiyim!"
"Bizimle karakola kadar geleceksiniz!"
" Hayrola? Siz kimsiniz?"
" Biz mahalle karakolundan geliyoruz. Hilmi hakkýnda anlatmak istediðimiz sorunlarla ilgili birkaç sorumuz olacak size."
" Hemen geliyorum memur bey!"
Necmi karakoldan yaklaþýk dört saat sonra dönebildi. Yüzü bembeyazdý. Kýz kardeþi Pervin çoktan yatmýþ, babasý da salondaki koltuða öylece uzanmýþtý. Arkasý dönüktü. Necmi babasýnýn açýk olan sýrtýný örttü. Karþýki koltuða oturdu. Baþý zonkluyordu sanki. Bütün bu olanlara bir anlam veremiyordu. Kardeþinin iðne kolunda, cesedi bulunmuþtu. Polis " altýn vuruþ" dedi. Arkadaþlarýný sordular. Necmi hiç birini tanýmýyordu. Hilmi yepyeni bir arkadaþ çevresine girmiþti. Kimseyi tanýþtýrmamýþtý. Babalarý çocuklarýnýn arkasýndan gidemeyecek kadar yaþlý ve hastaydý. Pervin zaten kýz çocuðu. Baþýný elleri arasýna almýþ, kendini suçluyordu. Babasýný uyandýrmak istemedi. " Sabah olunca anlatýrým her þeyi." Diye düþündü. Kendi kendine aðlamaya baþladý. Bu nasýl bir yazgýydý? En çok ta babasýna üzülüyordu Necmi. Yaþlý adam yýllardýr hastalýðýný unutmuþ, çocuklarý için çýrpýnýyordu. Annesizliklerini hissettirmemek için elinden geleni yapýyordu. Dünyanýn en iyi babasýydý o. Karþýlýðý bu olmamalýydý.
" En iyisi babama bir þey anlatmayayým. Yorgun yüreði bir kriz daha kaldýrmaz."
Pervin'i kaldýrmak için odasýna gitti.
" Abi! Ne çabuk sabah oldu? Geç mi kaldým yoksa?"
" Dur kýz, telâþ etme! Babamý da uyandýracaksýn. Çok kötü bir þey oldu Pervin!"
" Ne oldu abi?"
" Hilmi!"
" N'olmuþ abime?"
" Yýldýz Sinemasý'nýn tuvaletinde yarý baygýn bulunmuþ. Hastaneye kaldýrýrlarken de ölmüþ."
" Çýldýrdýn mý sen abi? Of Allah'ým of! Nedir bu baþýmýza gelenler? Ya babam? O ne diyor?"
" Daha söylemedim. Uyuyordu. Ne yapacaðýmý bilmiyorum Pervin. Aklýmý oynatmaktayým sanki. Hilmi'nin kimliðini karakoldan alýp, cenaze iþlemlerine baþlayacaktým ama savcýlýk kâðýdý almadan gömmeye izin verilmezmiþ."
" Abi, hadi babamý kaldýralým yavaþça. Sonra kýzmasýn bize."
Necmi sessizce babasýna yaklaþtý. Elini babasýnýn omzuna koyarak, hafifçe sarstý. Korkutmak istemiyordu. Yaþlý adamdan ses çýkmayýnca daha bir sarstý. Babasýnýn baþý yastýktan kayarak öne düþtü. Necmi kendini geri çekti.
" Pervin, babama bir baksana!"
Babasýnýn ellerini tutan Pervin haykýrmaya baþladý.
" Abi! Babam buz gibi olmuþ!"
Ýki gün sonra ayný evden iki cenaze çýkýyordu. Biri yaþamýnýn baharýnda yanlýþ yol seçmiþti. Bir diðeri ise gencecik oðlunu yanlýþ yoldan çeviremeyen Rahmi Efendi'ydi. Hilmi'nin tek bir altýn vuruþu, Pervin ve Necmi'ye iki vurmuþtu.
Tülin DURSUN
"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...
