AKLIM FÝRARDA... / Zeynep Ayþe EDÝRNE
Zeynep Ayþe EDÝRNE

Zeynep Ayþe EDÝRNE

AKLIM FÝRARDA...



Yeryüzünde yaþayan hemen hemen herkesin, kendisinde mevcut olduðunu sandýðý yegane þey, akýllýlýktýr.. yani, herkes kendisini daha akýllý zanneder. Bunu, "herkes kendi aklýný pazara çýkarmýþ, herkesin aklý kendinde kalmýþ.. herkes kendi aklýný almýþ.." sözleri doðrular.

Düþünme, anlama ve kavrama gücünün, zayýf, yetersiz, yanlýþ oluþu veya hiç olmamasý akýlsýzlýktýr.. bunun tam tersi ise akýllýlýk..

Gücüne hiçbir engelin karþý duramayacaðý ifade edilen akýllýlýk, kabul edilemez görüneni kabul etmesiyle güçlüdür.. ancak, insanýn aklý çoðaldýkça can sýkýntýsý artar.. eski bir Türk atasözünde þöyle denildiði gibi..: "göz odur ki daðýn arkasýný göre, akýl odur ki baþa geleceði bile.."

Akýlsýzlýk bitmez tükenmez sýkýntýlar yaratýr.. akýlsýzlar akýllýlarýn, hem zamanýný hem neþesini çalar çoðu zaman.. oysa akýlsýzýn son yaptýðýný ilk yaparak aklýný kullananlar, ne yazýk ki, zamanýn bir yerinde yapayalnýz kalýrlar.. mutlaka, her akýlsýza hayran olacak baþka bir akýlsýz, baþka bir aptal kolayca bulunur.. birinden diðerine, öbürüne kolayca bulaþýverir aptallýk.. çoðunluk olurlar..

Eþek Bile Akýllanýr da..

Köyün bilgesi, köyün aptalýnýn eþeðini kýyasýya dövdüðünü görünce derhal müdahale eder.. "Ne yapýyorsun böyle, kendine gel! Öldüreceksin zavallý hayvaný.. bu kadar öfkeli olursan, bu kadar þiddet gösterirsen, sen de þiddet görürsün bir gün.." diye uyarýr.

Aptal, yaþlý bilgeye cevap verir: "Ýþte ben de bu eþþeðe, tam da bunu öðretmeye çalýþýyorum.. lanet olasý eþþek.. biraz önce beni öyle bir çifteledi ki.. canýmýn acýsýný çýkartýyorum þimdi.."

Bilge kiþi, oradan hýzla uzaklaþýrken yanýndaki öðrencisine þunlarý söyler: "Aptallarýn hayat felsefesi, akýllý insanlardan daha derin, daha anlamlý, daha gerçekçi olamaz.. buna hiç kuþku yok.. ama bunu dile getiriþ þekilleri, akýllýlardan çok daha inandýrýcý ve etkileyici.."

Arzular ve hýnçlar aklýn sesine saðýrdýr.. böyledir..

Akýl Suskundur, Bilse Dahi..

"Bilmediðimi bildiðim için daha akýllýyým" sözünde, tuzaða düþme tehlikesi vardýr yarým akýllýlar için.. akýllý görünme çabasý, akýllý olmayý daima engeller.. aklýyla övünen kiþi, hücresinin geniþliðiyle gururlanan mahkuma dönüþür..

Kesinlikle akýllýlýk, ne zaman akýllý olunamayacaðýný bilmekten geçer.. akýllý olanlar, zayýf taraflarýný bilirler, yanýlmayacaklarýný ileri sürmezler.. Akýllýlar, kendi akýllarýný kullandýklarý gibi, baþkalarýnýn aklýný da kullanabilme yeteneðine sahiptirler.. en akýllýlar ise, düþmanýndan, en akýlsýzdan bile, akla dair öðrenme payý çýkarabilenlerdir..

Peki, akýllý olmak ile akýlsýz olmak arasýndaki fark nedir? Ýnsanýn geliþimi, olanaklarý þartlarý, mutluluk ya da mutsuzluðu, akýl ve akýlsýzlýðýn içiçe geçmesine sebep olabilir mi? Kiþinin doðuþtan, akýllý bir ana baba seçmesinin olanaksýzlýðý, çevre etkisiyle geliþen bir kiþilik oluþumu, akýllýlýk baþarýsý ya da akýlsýzlýk suçu mudur?

"Baþkalarýný bilen kiþi bilgili, kendini bilen kiþi akýllýdýr.." sözünden yola çýkarsak, kiþinin diðerleriyle olan iliþkisinin, akýllýlýða götüren bir adým olduðunu görürüz.

Düþündüðü her þeyi söylemeyen, dilini tutabilen akýllý insan, söyleyeceði her þeyi, düþünerek söylemeyi tercih eder.. çünkü konuþurken, konuþtuðu þey kadar kiminle konuþtuðuna da dikkat eder.. bu sebeple piþman olacaðý hiçbir þeyi söylemez.. hatta, dürüst bir insanýn her zaman gerçeði söylemesine karþýn, akýllý olan, bunu sadece "zamanýnda" söyler..

Zeka kavramý çoðu kez akýlla birlikte kullanýlýr.. ama zeka, aklýn kullanýmýndadýr aslýnda.. yani zeka sahibi zeki bir insan, bir þeyi yapmamasý gerektiðini detaylarý ile fark edebilir.. ancak akýllý bir insan görür ve asla yapmaz..

Bu, sigara tiryakilerinin affýna sýðýnarak, þu örnekle daha iyi anlaþýlýr.. mesela, zeki bir insan sigara içmemesi gerektiðinin, sigaranýn zararlarýnýn farkýndadýr, bilir.. ama akýllý bir insan, sadece ve basitçe, içmez.. gibi..

Zaten bununla ilgili olarak, zeki ve zekiye adýnda birçok insan vardýr fakat, doðan çocuðuna akýllý adýný vermeyi göze alabilen anne babaya pek rastlanmaz.. iþin ironisi budur iþte..

Delilik ise akýlsýzlýkla ayný þey deðildir.. bazen deliliðin, "aklý fazla geldi.. çok akýllý olduðundan deliriverdi.." þeklinde varsayýmlarla, akýllýlýkla ilintisi olduðu da ileri sürülür.. yani "deli olmak için çok akýllý olmak lazým.." iddiasý gibi.. Yine de, "delinin biri kuyuya bir taþ atar, kýrk akýllý o taþý çýkaramaz"..

Herkes akýllý olduðunu söylüyorsa, herkes ayný þeyi düþünüyorsa, hiç kimse fazla bir þey düþünmüyor demektir.. aynýsýný düþünmeye, nasýl düþünmeye devam ederseniz, öyle düþünmeye alýþýrsýnýz.. gidersiniz, o düþünceniz olursunuz.. dönüþsüz, nafile..

Bi' Islandýnýz mý, Akýllanýrsýnýz..

Peki, nasýl akýllanýlýr, nasýl akýllý olunur?

Þirazlý Sadi'nin "Gülistan" adlý kitabýndaki insan hikayelerinden birine göz atalým..

"Paþa, genç kölesi ile gemiye biner.. gemi yola çýktýktan az sonra hava patlar, fýrtýna çýkar.. ilk kez gemiye binen genç köle, dalgalar gemiyi beþik gibi salladýkça, kendini yerden yere atar, dualar eder, baðýrýr çaðýrýr, adeta vahþi bir hayvan gibi ulur.. efendisi onu sakinleþtirmek istese de, korkacak bir þey olmadýðýný, geminin bu havaya dayanacaðýný söylese de, genç köle aðlamaya çýrpýnmaya devam eder..

Ayný gemide yolculuk eden yaþlý bir adam, efendinin yanýna yaklaþýr.. "izin verirseniz ben onu sustururum efendim" der.. iyice sýkýlan paþa, "tamam, ne yaparsanýz yapýn.. yeter ki sussun" cevabýný verir.. bunun üzerine yaþlý adam iki denizciyi çaðýrýr ve köleyi denize attýrýr.. yüzme bilmeyen köle, baðýrýþýný keser, bir batýp bir çýkarak, can havliyle suda çýrpýnýr.. yalvarýr, yardým diler.. yaþlý adam, denizcilere "tamamdýr, alýn gemiye" der.. gemiye çýkartýlan genç köle, bir köþeye oturup soluklanýr.. sessizce yerinde durur.. paþa, yaþlý adama "saðolun ama, bu yaptýðýnýzýn hikmeti nedir?" diye sorar ve þu cevabý alýr..

"Bu genç daha önce denize hiç düþmemiþti, ne olduðunu bilmiyordu.. gemide bulunmasýnýn fýrtýnaya karþý bir selamet olduðunun farkýnda deðildi.. boðulma tehlikesiyle karþýlaþýnca, gemide olmanýn deðerini anladý, akýllandý.. huzur ve mutluluk da böyledir.. bir felaketle, olumsuzlukla karþýlaþmayanlarýn pek çoðu bunun kýymetini bilemez.. ancak yaþadýktan sonra, akýl ve anlayýþa varýrlar.."

Kýssadan hisse.. akýllanmak bazen, "bir musibet, bin nasihatten öðreticidir" sözünde gizlidir.. söze kulak asmayan "akýlsýz baþýn cezasýný, ayaklar çeker"..

Akýl Hayatý Okur

Akýllý olmak, her koþulda kendini inisiyatife býrakacak þekilde hareket etmek, hayatý, olaylarý, hal ve gidiþatý olanca yalýnlýðýyla görmektir..

Hayatýn, dertlerin yükünü taþýmak zorunda kalmak.. daha kötüsü, dert ortaðý bulma arayýþýnda yalnýz kalmak..

Günümüzde insanlar her þeyin fiyatýný biliyor, hiçbir þeyin deðerini bilmiyorlarsa.. yýllardýr bizi bir arada tutan deðerlere boþverip, "her þey yolunda" gibi yaþanýyorsa.. konuþtuðumuz þeylerde bir yanlýþlýk yapana kadar, kimse bizi dinlemiyorsa.. herkes parasýnýn yetemeyeceði þeyleri istiyorsa.. kadýn veya erkek, karþýsýndakini anladýðýný sandýðý anda, onun ne söylediðini dinlemekten - önyargýlý - vazgeçiyorsa.. vay haline yalnýz kalan aklýn..

Nihayetinde, müsaadenizle.. aklým ne akýlsýzlýkta, ne delilikte.. ne de aptallýkta.. ama þimdilik, birazcýk.. aklým firarda!


Zeynep Ayþe EDÝRNE




27 Aðustos 2008 Çarþamba / 2817 okunma



"Zeynep Ayþe EDÝRNE" bütün yazýlarý için týklayýn...