Oðuz ÖZÜGÜL
M U T L U L U K
Mutluluðu, isteklerin giderilmesiyle gerçekleþen iç rahatlýðý diye tanýmlayabiliriz. Felsefi mutluluk öðretisi [Eudaimonia], içimizdeki Daimon’un, yani ruhun esenliðe kavuþmasýný amaç edinir. Bu ise, neþe ve hoþnutluk durumudur. Ahlaklý çabalarýn görevi gerçek mutluluðu baðýþlamak ve artýrmaktýr. Buna karþýlýk maddiyatçý bir zihniyet olan hazcýlýða [Hedonizm] göre insanýn mutluluðu zevkten, hazdan ve eðlenmekten ileri gelir.
Felsefi mutluluk kavramý insanýn, mülkiyet ve kaderden baðýmsýz ve mal mülk elde ederek ulaþýlamayacak olan mutlu olma yeteneðine dayanýr. Gerçek mutluluk, insanýn aklýna getirmediði baþka bir taraftan gelir, aranmayan yerdedir. Mutluluðu yüzeysel deðerlerde aramaksa kadere baðlý olur. Antikçað’da mutluluðu araþtýran filozoflar genellikle keder, dert, acý kavramýna eðilmiþtir, bunlar olmaksýzýn mutluluk mümkün deðildir. Boethius, “Felsefenin Tesellisi” kitabýnda mutluluðu, dileklerin namevcutluðu olarak görmek gerektiðini yazar.
Stoacýlar, mükemmel bir yaþam için, zenginlik ve baþarý gibi yüzeysel deðerlerin insan üzerinde etkisinin olmamasý gerektiði anlayýþýný savunmuþtur, sürekli mutluluk ruhun içlerinde aranmalýdýr. Haz, yas, ihtiras, öfke, tutku ya da korku gibi duygular bizi dýþ dünyaya baðlar. Onlara tabi oluruz ve edilgin þekilde katlanýrýz. Bu yüzden sürekli mutlu olmak için insan bu tür duygularýn kendisine hükmetmesine izin vermemelidir. Stoacýlarda mutluluða giden yol duygusuzluktan [Apatheia] geçer, ama bununla lakaytlýk deðil, duygulanmaktan kurtulmuþ olmak kast edilir.
Demokritos, mutluluðun, ateþ atomlarýnýn dengeli deviniminden meydana geldiðini söyler, ve bu dengeli devinim ruhsal rahatlýðý saðlar. Onu izleyen Platon, Aristoteles, Zenon ve Epikuros gibi filozoflar mutluluðun bilgelikle elde edileceði ve ona erdemle ulaþýlacaðý görüþünü savunurlar, ama bu amaca varmak için önerdikleri yollar farklýdýr, kimi duyusal hazzý, kimi de çileciliði önerir.
Kant, mutlulukta, doðal amaç olarak bütün arzularýn tatmin edilmesini görür. Ancak bu, ahlaki yönden haklý olmaz, çünkü bu yüzden etik, eðilimlere baðýmlý hale gelir. Ýnsanýn kendiyle uyumunu sadece akla uygun bir yaþam saðlar ve kendine yeterlik insaný mutluluktan baðýmsýz kýlar.
Dileklerimiz ve dünyanýn gidiþi arasýndaki uyumsuzluktan kederin, acýnýn meydana geldiði anlayýþýndan, bu ikisinden birinin deðiþtirilmesi gerektiði sonucu çýkar. Bu yüzden irademizi ister istemez olaylarýn gidiþine uydurmak zorundayýz. Bunun sonucu, kaderin darbeleri karþýsýnda dayanýklýlýk ve duyarsýzlýktýr.
Bu durumda, herkes kendi mutluluðunu yaratýr, denebilir, ama insanýn kendine karþý olan sorumluluðu ve yetkinliðe ulaþmak zorunda oluþu onun bencilce davranmasýný gerektirmez. Çevremizdeki her þeyi mutlu yapabilirsek, biz de mutlu oluruz. Bu tür özgeci bir davranýþ, insanin aslî bir özelliðidir, kendini koruma itkisine benzer.
Çaðcýl felsefede mutluluk sorunu neredeyse göz ardý edilmiþtir, buna karþýlýk psikiyatri, eskiden olduðu gibi bireyin mutluluðuna yönelerek, acýyý, kederi ortadan kaldýrmayý hedefler. Ancak bu yolla sadece acýyý yaþamdan ayýrmaya çalýþýr. Bu ise olanaksýzdýr ve pek de istenmez, çünkü böylece mutluluk yerine, genellikle duygusuzluðun [Apatheia] sadece olumsuz bir biçimine ulaþýlýr.
Son olarak, evrim kuramý, bizlerin dünyada olmamýzýn nedeni mutlu olmak deðil, öðrenmek ve belirli görevleri yerine getirmek içindir, der.
Oðuz ÖZÜGÜL
oguzozugul@hotmail.com
Mutluluðu, isteklerin giderilmesiyle gerçekleþen iç rahatlýðý diye tanýmlayabiliriz. Felsefi mutluluk öðretisi [Eudaimonia], içimizdeki Daimon’un, yani ruhun esenliðe kavuþmasýný amaç edinir. Bu ise, neþe ve hoþnutluk durumudur. Ahlaklý çabalarýn görevi gerçek mutluluðu baðýþlamak ve artýrmaktýr. Buna karþýlýk maddiyatçý bir zihniyet olan hazcýlýða [Hedonizm] göre insanýn mutluluðu zevkten, hazdan ve eðlenmekten ileri gelir.
Felsefi mutluluk kavramý insanýn, mülkiyet ve kaderden baðýmsýz ve mal mülk elde ederek ulaþýlamayacak olan mutlu olma yeteneðine dayanýr. Gerçek mutluluk, insanýn aklýna getirmediði baþka bir taraftan gelir, aranmayan yerdedir. Mutluluðu yüzeysel deðerlerde aramaksa kadere baðlý olur. Antikçað’da mutluluðu araþtýran filozoflar genellikle keder, dert, acý kavramýna eðilmiþtir, bunlar olmaksýzýn mutluluk mümkün deðildir. Boethius, “Felsefenin Tesellisi” kitabýnda mutluluðu, dileklerin namevcutluðu olarak görmek gerektiðini yazar.
Stoacýlar, mükemmel bir yaþam için, zenginlik ve baþarý gibi yüzeysel deðerlerin insan üzerinde etkisinin olmamasý gerektiði anlayýþýný savunmuþtur, sürekli mutluluk ruhun içlerinde aranmalýdýr. Haz, yas, ihtiras, öfke, tutku ya da korku gibi duygular bizi dýþ dünyaya baðlar. Onlara tabi oluruz ve edilgin þekilde katlanýrýz. Bu yüzden sürekli mutlu olmak için insan bu tür duygularýn kendisine hükmetmesine izin vermemelidir. Stoacýlarda mutluluða giden yol duygusuzluktan [Apatheia] geçer, ama bununla lakaytlýk deðil, duygulanmaktan kurtulmuþ olmak kast edilir.
Demokritos, mutluluðun, ateþ atomlarýnýn dengeli deviniminden meydana geldiðini söyler, ve bu dengeli devinim ruhsal rahatlýðý saðlar. Onu izleyen Platon, Aristoteles, Zenon ve Epikuros gibi filozoflar mutluluðun bilgelikle elde edileceði ve ona erdemle ulaþýlacaðý görüþünü savunurlar, ama bu amaca varmak için önerdikleri yollar farklýdýr, kimi duyusal hazzý, kimi de çileciliði önerir.
Kant, mutlulukta, doðal amaç olarak bütün arzularýn tatmin edilmesini görür. Ancak bu, ahlaki yönden haklý olmaz, çünkü bu yüzden etik, eðilimlere baðýmlý hale gelir. Ýnsanýn kendiyle uyumunu sadece akla uygun bir yaþam saðlar ve kendine yeterlik insaný mutluluktan baðýmsýz kýlar.
Dileklerimiz ve dünyanýn gidiþi arasýndaki uyumsuzluktan kederin, acýnýn meydana geldiði anlayýþýndan, bu ikisinden birinin deðiþtirilmesi gerektiði sonucu çýkar. Bu yüzden irademizi ister istemez olaylarýn gidiþine uydurmak zorundayýz. Bunun sonucu, kaderin darbeleri karþýsýnda dayanýklýlýk ve duyarsýzlýktýr.
Bu durumda, herkes kendi mutluluðunu yaratýr, denebilir, ama insanýn kendine karþý olan sorumluluðu ve yetkinliðe ulaþmak zorunda oluþu onun bencilce davranmasýný gerektirmez. Çevremizdeki her þeyi mutlu yapabilirsek, biz de mutlu oluruz. Bu tür özgeci bir davranýþ, insanin aslî bir özelliðidir, kendini koruma itkisine benzer.
Çaðcýl felsefede mutluluk sorunu neredeyse göz ardý edilmiþtir, buna karþýlýk psikiyatri, eskiden olduðu gibi bireyin mutluluðuna yönelerek, acýyý, kederi ortadan kaldýrmayý hedefler. Ancak bu yolla sadece acýyý yaþamdan ayýrmaya çalýþýr. Bu ise olanaksýzdýr ve pek de istenmez, çünkü böylece mutluluk yerine, genellikle duygusuzluðun [Apatheia] sadece olumsuz bir biçimine ulaþýlýr.
Son olarak, evrim kuramý, bizlerin dünyada olmamýzýn nedeni mutlu olmak deðil, öðrenmek ve belirli görevleri yerine getirmek içindir, der.
Oðuz ÖZÜGÜL
oguzozugul@hotmail.com
"Oðuz ÖZÜGÜL" bütün yazýlarý için týklayýn...
