Özgür HANCIOÐLU
Artýk Kalpsizim
(ve nasýl yaþanýr bilmiyorum)
Sana hadi evlenelim dediðimde, yalnýzca gülümsedin
gördüðüm en hakiki göz parlamasýydý
aya ayak basan ilk insanýn, gördüðü ilk objeye baktýðý gibi bakmýþtýn bana
hayretle,
ilgiyle,
sessizce…
sükuna yüzdürmüþtün gözlerindeki gemileri
saniyeler önce ýþýl ýþýl parýldayan bakýþlara derin bir çaresizlik çökmüþtü
kararsýz yaðmurlar indirmiþti sanki gamzelerine
gözlerinden açýlan tüm gemiler karaya oturmuþtu
þaþkýndým
bir o kadar da aþýk…
Kalktýk ve yürüdük
hava o kadar soðuktu ki, ürkekliðimizin yakalarýný kaldýrýp ellerimizi karanlýða sakladýk
ellerinde bir çift siyah eldiven, kadifemsi
tenini hiç bilmezdim ki…
Gitme vaktin geldi
hava o kadar soðuktu ki, sevinmiþtim gitmene
sýrf üþüme diye, gitmemen için yaktýðým adaklara ihanet etmiþtim
aþk böyle bir þey mi ola ki?
“ gidiþime sevindin sanýrým ” dedin alaycý; anlamamýþtýn beni
“ evet sevindim ” dedim, yalnýzca senin adýna!
anladýn, utandýn ve içimdeki gözyaþlarýný yaðmurlara katýp kandillerimi üfledin…
Sonra ansýzýn dönüp sarýldýn bana
þaþkýndým
bir o kadar da aþýk
ilk kez orda deðdim ellerine belli belirsiz
sanki yýllardýr bildiðim ama hiç görmediðim pamuk tarlalarýna dalmýþtým arsýzca
dikenlerin kanattýðý gönlümü, pamuklara sardým
yaralarým sevda çiçekleri açtý…
Eðilip öptün beni yanaðýmla omzum arasýnda bir yerden
bilinçli bir seçim deðildi yaptýðýn,
bilinçli bir öpüþ hiç deðildi!
utandým
en az o kadar aþýktým…
daha þimdiden hasret yaðýyordu kentin üstüne
bütün ýþýklar sönmüþtü þehre yabancý evlerde…
Bir bebeði koklar gibiydi öpüþün
Tanrým, hiç böyle öpülmüþ müydüm önceleri?
hiç bu denli aleni doðmuþ muydum ömrümün orta yerine
hiç bu denli çekingen ölmüþ müydüm gecenin ücra yerinde
Elini tutmak istedim ama yoktu ellerim
gövdeni usulca karanlýða batýrdýn, rüyalara karýþtýn sevgilim
ben
o gece
bu þehre
kalbimi býraktým
artýk kalpsizim
ve nasýl yaþanýr bilmiyorum…
Özgür HANCIOÐLU
ozgur.hancioglu@hotmail.com
(ve nasýl yaþanýr bilmiyorum)
Sana hadi evlenelim dediðimde, yalnýzca gülümsedin
gördüðüm en hakiki göz parlamasýydý
aya ayak basan ilk insanýn, gördüðü ilk objeye baktýðý gibi bakmýþtýn bana
hayretle,
ilgiyle,
sessizce…
sükuna yüzdürmüþtün gözlerindeki gemileri
saniyeler önce ýþýl ýþýl parýldayan bakýþlara derin bir çaresizlik çökmüþtü
kararsýz yaðmurlar indirmiþti sanki gamzelerine
gözlerinden açýlan tüm gemiler karaya oturmuþtu
þaþkýndým
bir o kadar da aþýk…
Kalktýk ve yürüdük
hava o kadar soðuktu ki, ürkekliðimizin yakalarýný kaldýrýp ellerimizi karanlýða sakladýk
ellerinde bir çift siyah eldiven, kadifemsi
tenini hiç bilmezdim ki…
Gitme vaktin geldi
hava o kadar soðuktu ki, sevinmiþtim gitmene
sýrf üþüme diye, gitmemen için yaktýðým adaklara ihanet etmiþtim
aþk böyle bir þey mi ola ki?
“ gidiþime sevindin sanýrým ” dedin alaycý; anlamamýþtýn beni
“ evet sevindim ” dedim, yalnýzca senin adýna!
anladýn, utandýn ve içimdeki gözyaþlarýný yaðmurlara katýp kandillerimi üfledin…
Sonra ansýzýn dönüp sarýldýn bana
þaþkýndým
bir o kadar da aþýk
ilk kez orda deðdim ellerine belli belirsiz
sanki yýllardýr bildiðim ama hiç görmediðim pamuk tarlalarýna dalmýþtým arsýzca
dikenlerin kanattýðý gönlümü, pamuklara sardým
yaralarým sevda çiçekleri açtý…
Eðilip öptün beni yanaðýmla omzum arasýnda bir yerden
bilinçli bir seçim deðildi yaptýðýn,
bilinçli bir öpüþ hiç deðildi!
utandým
en az o kadar aþýktým…
daha þimdiden hasret yaðýyordu kentin üstüne
bütün ýþýklar sönmüþtü þehre yabancý evlerde…
Bir bebeði koklar gibiydi öpüþün
Tanrým, hiç böyle öpülmüþ müydüm önceleri?
hiç bu denli aleni doðmuþ muydum ömrümün orta yerine
hiç bu denli çekingen ölmüþ müydüm gecenin ücra yerinde
Elini tutmak istedim ama yoktu ellerim
gövdeni usulca karanlýða batýrdýn, rüyalara karýþtýn sevgilim
ben
o gece
bu þehre
kalbimi býraktým
artýk kalpsizim
ve nasýl yaþanýr bilmiyorum…
Özgür HANCIOÐLU
ozgur.hancioglu@hotmail.com
"Özgür HANCIOÐLU" bütün yazýlarý için týklayýn...
