Iþýk Teoman
Sonbaharýn son tatlarý
Yeþil ile sarýnýn kaynaþtýðý, sýk aðaçlar nedeniyle güneþin yüzünü sakladýðý bu ortamda oksijen sarhoþu olduk…
Eylül ayýnýn girmesiyle birlikte sonbaharý yaþýyoruz. Mevsimler hýzla akýp gidiyor, tadýný çýkarmak gerekiyor. Kýþa girmeden önce son tatlarý yaþamak için çok az bir zamanýmýz kaldý. Þu günlerde ormanlarýmýz, yeþilden sarý tona geçmeye hazýrlanýyor ve güzel görüntüler yaþanýyor. Renk cümbüþüne diyecek yok. Birkaç hafta sonra bu görüntülerin yerini hüzün alacak. Çünkü; o bölgelere çýkmak zorlaþacak, yollar kapanacak, yaðmurlar yerini sert rüzgarlara ve kýþýn soðuk günlerine býrakacak.
Anýlarý tazeledik
Biz de bu son fýrsatý deðerlendirmek için yol arkadaþlarým, Engin Yavuz ve Ýsmet Orhon ile birlikte güney bölgemizi tercih ettik. Bin 700 metre rakýmlý Kavaklýdere Yaylasý'na ulaþmak için rota belirledik. Doðrudan otoyol üzerinden Yataðan'a ulaþmak mümkün ama bu kýsa ve çok tatsýz bir gezi olur diye düþündük. Atça, Yenice, Karacasu,Tavas, Kale, Muðla, Yataðan, Kavaklýdere oradan Gökçukur Yaylasý. Belirlediðimiz güzergah ile hem sonbaharýn tadýný doyasýya çýkardýk, hem de uzun süredir görmediðimiz bölgelerden tekrar geçerek anýlarý tazeledik.

Atçalý Kel Mehmet heykeli önünde bir aný fotoðraf çektirdim
Atça Avrupa kenti gibi
Yol üzerinde kýsa bir kahvaltý molasýnýn ardýndan Atça'ya ulaþtýk. Atçalý Kel Mehmet heykelinin önünde bir aný fotoðrafý çektirdikten sonra kasabada kýsa bir gezinti yaptýk. Düzenli caddeleri, merkeze uzanan yollarý ile bir Avrupa kenti gibi Atça, temiz kaldýrýmlarý turunç aðaçlarý ile donatýlmýþ yeþil sokaklarý... Yenice ve oradan kýrmýzý topraklarý ile ünlü Karacasu, dükkanlarýn önünde sýra sýra testiler ama pek bakan yok gibi. Ayrýca, Karacasu'ya da yüksek okul gelince sokaklarýn insan profili deðiþmiþ. Gençler sokaklara bir renk katmýþ, hemen dikkat çekiyor.

Atça düzenli yollarý ve yeþil kaldýrýmlarý ile bir Avrupa kenti gibi ve kimliði hala bozulmamýþ ender ilçelerimizden
Kýrmýzý kiremitli damlar yok oluyor
Uzun süredir o bölgelerden geçmemiþtim. Her zaman söylüyorum, artýk kentler kimliklerini yitirmiþ. Atça'ya bir þeyler söylemek için henüz erken. Ama diðer ilçelerin kimlikleri deðiþmiþ. Uzun yýllar önce bir köye, beldeye veya ilçeye yaklaþmaya baþladýðýmýz zaman daha sýnýrlarýna girmeden o bölgeyi tanýyabiliyorduk. Yeþiliyle, binalarýyla, ya da yollarýyla künyesini okuyabiliyorduk. Þimdi öyle bir durum olmuþ ki, her yer, dað, taþ, orman apartmanlar ile dolmuþ. Hem de estetikten yoksun sýradan bildik görüntüler. Yani, Yataðan, Karacasu, Tavas veya Kale hiç fark etmiyor. Güzelim kýrmýzý kiremitli, tek katlý binalar yýkýlmýþ yerlerine beþer, sekizer katlý binalar yapýlmýþ konut adýna, o zaman da ne kimlik kalmýþ ne künye...

Kavaklýdere çevresi çam ormanlarý ile kaplý yemyeþil ancak meyva aðaçlarý sararmaya baþlamýþ bile
Muðla yine yeþil
Muðla, yeþiliyle ve eski dokusuyla korunabilmiþ ender kentlerimizden. Buraya da uzun zamandýr gitmemiþtim. Deðiþen pek bir þey yok. Sadece düzenli yollar yapýlmýþ kent daha da bir yeþile bürünmüþ. Ama üniversite yerleþkesi çok geniþ bir alana yayýlmýþ. Muðla'da kýsa bir alýþveriþin ardýndan Yataðan'ý teðet geçerek 26 kilometrelik bir yolculuktan sonra Kavaklýdere'ye ulaþtýk. Kavaklýdere etrafý ormanlar ile kaplý, sessiz ve þirin bir ilçe, Çayboyu, Çamlýbel ve Menteþe beldeleriyle sekiz köyü bulunan Kavaklýdere, bakýrcýlýk ve kalaycýlýk üzerine geliþmiþ. Kavaklýdere yeþil olmasýna yeþil ama mermer fabrikalarý ve mermer ocaklarý ile yeþil tepeleri yer yer kelleþmeye baþlamýþ; ama yine de güzel... Kavaklýdere'de bakýrcýlar çarþýsýna ve sokaklarýnda tek tük kalmýþ eski evlerine göz attýktan sonra esas hedefimiz olan Gökçukur Yaylasý'na rotamýzý çevirdik.

Çevremiz yeþil halka ile çevrilmiþ adeta
Yeþil bir halka kuþattý
Mýcýr kaplamalý ve çam aðaçlarý arasýndan 17 kilometrelik bir yoldan Gökçukur Yaylasý'na ulaþtýk. Kendimizi bir anda yeþil bir halkanýn içinde bulduk. Ýnsan eli deðmemiþ, kirlenmemiþ, çevre köylerde yaþayan insanlar da sanýrým bu bölgeyi gözlerinden sakýnmýþlar, orman hiç zarar görmemiþ, yangýnlar ve kaçak kesimler ile talan edilmemiþ. Ormanýn içinde sadece yangýna müdahale ekiplerinin kasým ayý baþýna kadar konakladýðý bir taþ bina var. O bina da ortama ayrý bir güzellik katmýþ. Yangýn sezonu sona erdiði için de sadece bir koruma görevlisi kalmýþ, o da gün sayýyor.

Gökçukur Yaylasý'ndaki çadýr alanýmýz
Çadýr kurmak için özel mekan
Gökçukur Yaylasý gezip gördüðümüz yerler içinde belki de çadýr kurmak için sanki özel olarak yaratýlmýþ ender bir mesire alaný. Bizim ilgi gösterdiðimiz ama mevsim nedeniyle baþka kimsenin bulunmadýðý alanda çadýrlarýmýzý kurduk. Akþam güneþini batýrmadan çadýrlarýmýza yerleþtik; havanýn serinlemeye baþlamasýyla birlikte de taþlardan örülmüþ ocaklarýn içinde topladýðýmýz kozalaklar ile ateþimizi yaktýk. Kýsa bir çevre tanýma turunun ardýndan yemek hazýrlýðýna giriþirken karanlýk çökmeye ve aðaçlar silüet olarak görünmeye baþladý. Kýsa bir süre sonra da karanlýðýn içinde kalýverdik. Gecenin ilerleyen saatlerinde sadece bizim yaktýðýmýz ateþin yaydýðý ýþýk çevreyi aydýnlatýrken, asýrlýk çam aðaçlarýnýn arasýndan yüzünü gösteren dolunay ortalýðý gündüze çeviriverdi. Günün yorgunluðu ile birlikte sohbetin ardýndan çadýrlarýmýza çekildik.

Çadýr kurduktan sonraki en güzel keyif mangal baþýnda yaþanýyor
Oksijen sarhoþu olduk
Sabah daha güneþ doðmadan kuþlarýn ve rüzgarýn etkisiyle uðuldayan aðaçlarýn sesiyle güne baþladýk. Ocak ateþinde sucuk, yanýnda domates, peynir ve zeytinden oluþan, sýcak çay eþliðinde nefis bir kahvaltý ettik. Kampýn en hüzünlü tarafýna, yani çadýrlarý toplama kýsmýný da yerine getirdikten sonra, orman içinde yolculuðumuz baþladý. On binlerce hektarlýk bir alan içindeki orman yollarýnda, yeþil ile sarýnýn kaynaþtýðý sýk aðaçlar nedeniyle güneþin yüzünü sakladýðý bu ortamda oksijen sarhoþu olduk. Gökçukur Yaylasý ve çevresinde yaklaþýk üç saat süren turun ardýndan Menteþe beldesindeki asýrlýk çýnar aðaçlarýnýn arasýnda bulunan Yerküpe maðaralarýna ulaþtýk.

Yerküpe Maðaralarý’na yaðmurlar baþlayýnca giriþe izin verilmiyor. Çünkü sular maðaranýn tavanýna kadar yükseliyor
Yerküpe maðaralarý
Yerküpe Yaylasý geniþ çayýrlýk alanlarý, çaðlayaný ve maðarasý ile yörenin dinlenme ve mesire yerlerinden. Maðara, Menteþe Belediyesi tarafýndan düzenlenip ziyarete açýlmýþ, Muðla Valiliði de aydýnlatma iþini üstlenmiþ. Ancak yaðýþlarýn baþlamasýyla birlikte maðaradaki sularýn yükselmesi nedeniyle içine girilmesine izin verilmiyor. Giriþte yazan levhadan maðaranýn 100 metre uzunluðunda ve 17 metre yüksekliðinde olduðunu, ayrýca içerisinde damlataþlarý, sarkýtlarý ve küçük su havuzlarý bulunduðunu öðreniyoruz. Neyse ki, Yerküpe Maðarasý insan eli deðmeden birinci derece doðal sit alaný ilan edilmiþ, çevresi düzenlenerek koruma altýna alýnmýþ.

Yerküpe maðaralarý çevresindeki mesire alanlarý. Çýnar aðaçlarý yeþil ile sarý arasýnda..
Aðaçlar yapraksýz kalmadan gidin
Çevreyi dolaþtýktan, kahvehanede çaylarýmýzý yudumladýktan sonra dönüþ yolculuðunu baþlattýk. Hafta sonu gezimizi, Bozdoðan üzerinden Yenipazar ve Aydýn otoyolunu takip ederek sonlandýrdýk. Bu bölgeye gitmek ve sonbaharýn tadýný çýkarmak isteyenlere bir önerimiz var. Bu güzellikleri kaçýrmak istemiyorsanýz zamanýnýz sýnýrlý. Fazla gecikmeyin.. Aðaçlar yapraksýz kalmadan gidin..

Yataðan'da yirmi kiloluk bir kabaðý kaldýrmakta zorluk çektim

Ýsmet Orhon salýncakta sallanýyor, Engin Yavuz çadýrýný kurmaya çalýþýyor

Yayla çadýr kurmak için çok güvenli bir bölge
Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
Yeþil ile sarýnýn kaynaþtýðý, sýk aðaçlar nedeniyle güneþin yüzünü sakladýðý bu ortamda oksijen sarhoþu olduk…
Eylül ayýnýn girmesiyle birlikte sonbaharý yaþýyoruz. Mevsimler hýzla akýp gidiyor, tadýný çýkarmak gerekiyor. Kýþa girmeden önce son tatlarý yaþamak için çok az bir zamanýmýz kaldý. Þu günlerde ormanlarýmýz, yeþilden sarý tona geçmeye hazýrlanýyor ve güzel görüntüler yaþanýyor. Renk cümbüþüne diyecek yok. Birkaç hafta sonra bu görüntülerin yerini hüzün alacak. Çünkü; o bölgelere çýkmak zorlaþacak, yollar kapanacak, yaðmurlar yerini sert rüzgarlara ve kýþýn soðuk günlerine býrakacak.
Anýlarý tazeledik
Biz de bu son fýrsatý deðerlendirmek için yol arkadaþlarým, Engin Yavuz ve Ýsmet Orhon ile birlikte güney bölgemizi tercih ettik. Bin 700 metre rakýmlý Kavaklýdere Yaylasý'na ulaþmak için rota belirledik. Doðrudan otoyol üzerinden Yataðan'a ulaþmak mümkün ama bu kýsa ve çok tatsýz bir gezi olur diye düþündük. Atça, Yenice, Karacasu,Tavas, Kale, Muðla, Yataðan, Kavaklýdere oradan Gökçukur Yaylasý. Belirlediðimiz güzergah ile hem sonbaharýn tadýný doyasýya çýkardýk, hem de uzun süredir görmediðimiz bölgelerden tekrar geçerek anýlarý tazeledik.

Atça Avrupa kenti gibi
Yol üzerinde kýsa bir kahvaltý molasýnýn ardýndan Atça'ya ulaþtýk. Atçalý Kel Mehmet heykelinin önünde bir aný fotoðrafý çektirdikten sonra kasabada kýsa bir gezinti yaptýk. Düzenli caddeleri, merkeze uzanan yollarý ile bir Avrupa kenti gibi Atça, temiz kaldýrýmlarý turunç aðaçlarý ile donatýlmýþ yeþil sokaklarý... Yenice ve oradan kýrmýzý topraklarý ile ünlü Karacasu, dükkanlarýn önünde sýra sýra testiler ama pek bakan yok gibi. Ayrýca, Karacasu'ya da yüksek okul gelince sokaklarýn insan profili deðiþmiþ. Gençler sokaklara bir renk katmýþ, hemen dikkat çekiyor.

Kýrmýzý kiremitli damlar yok oluyor
Uzun süredir o bölgelerden geçmemiþtim. Her zaman söylüyorum, artýk kentler kimliklerini yitirmiþ. Atça'ya bir þeyler söylemek için henüz erken. Ama diðer ilçelerin kimlikleri deðiþmiþ. Uzun yýllar önce bir köye, beldeye veya ilçeye yaklaþmaya baþladýðýmýz zaman daha sýnýrlarýna girmeden o bölgeyi tanýyabiliyorduk. Yeþiliyle, binalarýyla, ya da yollarýyla künyesini okuyabiliyorduk. Þimdi öyle bir durum olmuþ ki, her yer, dað, taþ, orman apartmanlar ile dolmuþ. Hem de estetikten yoksun sýradan bildik görüntüler. Yani, Yataðan, Karacasu, Tavas veya Kale hiç fark etmiyor. Güzelim kýrmýzý kiremitli, tek katlý binalar yýkýlmýþ yerlerine beþer, sekizer katlý binalar yapýlmýþ konut adýna, o zaman da ne kimlik kalmýþ ne künye...

Muðla yine yeþil
Muðla, yeþiliyle ve eski dokusuyla korunabilmiþ ender kentlerimizden. Buraya da uzun zamandýr gitmemiþtim. Deðiþen pek bir þey yok. Sadece düzenli yollar yapýlmýþ kent daha da bir yeþile bürünmüþ. Ama üniversite yerleþkesi çok geniþ bir alana yayýlmýþ. Muðla'da kýsa bir alýþveriþin ardýndan Yataðan'ý teðet geçerek 26 kilometrelik bir yolculuktan sonra Kavaklýdere'ye ulaþtýk. Kavaklýdere etrafý ormanlar ile kaplý, sessiz ve þirin bir ilçe, Çayboyu, Çamlýbel ve Menteþe beldeleriyle sekiz köyü bulunan Kavaklýdere, bakýrcýlýk ve kalaycýlýk üzerine geliþmiþ. Kavaklýdere yeþil olmasýna yeþil ama mermer fabrikalarý ve mermer ocaklarý ile yeþil tepeleri yer yer kelleþmeye baþlamýþ; ama yine de güzel... Kavaklýdere'de bakýrcýlar çarþýsýna ve sokaklarýnda tek tük kalmýþ eski evlerine göz attýktan sonra esas hedefimiz olan Gökçukur Yaylasý'na rotamýzý çevirdik.

Yeþil bir halka kuþattý
Mýcýr kaplamalý ve çam aðaçlarý arasýndan 17 kilometrelik bir yoldan Gökçukur Yaylasý'na ulaþtýk. Kendimizi bir anda yeþil bir halkanýn içinde bulduk. Ýnsan eli deðmemiþ, kirlenmemiþ, çevre köylerde yaþayan insanlar da sanýrým bu bölgeyi gözlerinden sakýnmýþlar, orman hiç zarar görmemiþ, yangýnlar ve kaçak kesimler ile talan edilmemiþ. Ormanýn içinde sadece yangýna müdahale ekiplerinin kasým ayý baþýna kadar konakladýðý bir taþ bina var. O bina da ortama ayrý bir güzellik katmýþ. Yangýn sezonu sona erdiði için de sadece bir koruma görevlisi kalmýþ, o da gün sayýyor.

Çadýr kurmak için özel mekan
Gökçukur Yaylasý gezip gördüðümüz yerler içinde belki de çadýr kurmak için sanki özel olarak yaratýlmýþ ender bir mesire alaný. Bizim ilgi gösterdiðimiz ama mevsim nedeniyle baþka kimsenin bulunmadýðý alanda çadýrlarýmýzý kurduk. Akþam güneþini batýrmadan çadýrlarýmýza yerleþtik; havanýn serinlemeye baþlamasýyla birlikte de taþlardan örülmüþ ocaklarýn içinde topladýðýmýz kozalaklar ile ateþimizi yaktýk. Kýsa bir çevre tanýma turunun ardýndan yemek hazýrlýðýna giriþirken karanlýk çökmeye ve aðaçlar silüet olarak görünmeye baþladý. Kýsa bir süre sonra da karanlýðýn içinde kalýverdik. Gecenin ilerleyen saatlerinde sadece bizim yaktýðýmýz ateþin yaydýðý ýþýk çevreyi aydýnlatýrken, asýrlýk çam aðaçlarýnýn arasýndan yüzünü gösteren dolunay ortalýðý gündüze çeviriverdi. Günün yorgunluðu ile birlikte sohbetin ardýndan çadýrlarýmýza çekildik.

Oksijen sarhoþu olduk
Sabah daha güneþ doðmadan kuþlarýn ve rüzgarýn etkisiyle uðuldayan aðaçlarýn sesiyle güne baþladýk. Ocak ateþinde sucuk, yanýnda domates, peynir ve zeytinden oluþan, sýcak çay eþliðinde nefis bir kahvaltý ettik. Kampýn en hüzünlü tarafýna, yani çadýrlarý toplama kýsmýný da yerine getirdikten sonra, orman içinde yolculuðumuz baþladý. On binlerce hektarlýk bir alan içindeki orman yollarýnda, yeþil ile sarýnýn kaynaþtýðý sýk aðaçlar nedeniyle güneþin yüzünü sakladýðý bu ortamda oksijen sarhoþu olduk. Gökçukur Yaylasý ve çevresinde yaklaþýk üç saat süren turun ardýndan Menteþe beldesindeki asýrlýk çýnar aðaçlarýnýn arasýnda bulunan Yerküpe maðaralarýna ulaþtýk.

Yerküpe maðaralarý
Yerküpe Yaylasý geniþ çayýrlýk alanlarý, çaðlayaný ve maðarasý ile yörenin dinlenme ve mesire yerlerinden. Maðara, Menteþe Belediyesi tarafýndan düzenlenip ziyarete açýlmýþ, Muðla Valiliði de aydýnlatma iþini üstlenmiþ. Ancak yaðýþlarýn baþlamasýyla birlikte maðaradaki sularýn yükselmesi nedeniyle içine girilmesine izin verilmiyor. Giriþte yazan levhadan maðaranýn 100 metre uzunluðunda ve 17 metre yüksekliðinde olduðunu, ayrýca içerisinde damlataþlarý, sarkýtlarý ve küçük su havuzlarý bulunduðunu öðreniyoruz. Neyse ki, Yerküpe Maðarasý insan eli deðmeden birinci derece doðal sit alaný ilan edilmiþ, çevresi düzenlenerek koruma altýna alýnmýþ.

Aðaçlar yapraksýz kalmadan gidin
Çevreyi dolaþtýktan, kahvehanede çaylarýmýzý yudumladýktan sonra dönüþ yolculuðunu baþlattýk. Hafta sonu gezimizi, Bozdoðan üzerinden Yenipazar ve Aydýn otoyolunu takip ederek sonlandýrdýk. Bu bölgeye gitmek ve sonbaharýn tadýný çýkarmak isteyenlere bir önerimiz var. Bu güzellikleri kaçýrmak istemiyorsanýz zamanýnýz sýnýrlý. Fazla gecikmeyin.. Aðaçlar yapraksýz kalmadan gidin..



Iþýk Teoman
isikteoman@gmail.com
"Iþýk Teoman" bütün yazýlarý için týklayýn...
