Yaralı Uçurtma Kuşları
Þair Uður Olgar’ýn yeni kitabý “Yaralý Uçurtma Kuþlarý” Eylül ayýnda, Ýmgenin Çocuklarý Yayýnevi’nden çýktý. “Yaralý Uçurtma Kuþlarý”, bir aný/anlatý kitabý olup, 65 yazýdan oluþuyor. Öykü tadýnda, akýp giden anlatýmýyla yer yer gülümseten bu yazýlardan söz etmeden önce, Olgar’ýn özgeçmiþine kýsaca deðinmek gerekiyor. Çünkü Olgar, iþi gereði çok gezmiþ, çok insan tanýmýþ ve doðal olarak çok aný biriktirmiþ.
Uður Olgar kimdir ve nasýl biridir? Ýstanbul Hukuk Fakültesi mezunu. Ýstanbul, Kuþadasý ve Sinop’ta gümrükçü; Silifke’de ise, Hazine Avukatý olarak görev yapmýþ. Dört yýl, Silifke ve çevresindeki ilçe cezaevlerine yönelik, Cezaevi Ýzleme Kurulu raportörlüðünde bulunmuþ. Cezaevlerinin yaþam koþullarýnýn düzeltilmesi için çalýþmýþ. Emekli olduktan sonra, yüzlerce sokak kedisiyle arkadaþ olmuþ. Yaþam felsefesi, olumlu izler býrakýp kalýcý olmak. Bu arada, çay içmeyi seven biri olduðunu belirtmeliyim. Rus besteci Çaykovski’den ötürü, “Keþke soyadým ‘Olgar’ yerine ‘Çaygar’ olsaydý” diyerek çaya olan ilgisini dile getiriyor. Anlaþýlacaðý üzere, kitapta yer alan yazýlar aðýrlýklý olarak, Olgar’ýn görev yaptýðý yýllardaki ilginç anýlarýndan oluþuyor.
Uður Olgar’ýn anýlarý gülümsetmekle kalmýyor, birçoðunda okura bir mesaj, bir ders veriyor. “Nina’nýn Aþký” baþlýklý yazýda olduðu gibi, hüzünlü yaþamlardan kesitlere de rastlýyoruz. Doða ve hayvan sevgisi ön planda. Olgar, doðadaki canlýlarýn yaþama hakkýný önemsiyor. Ýnsan, doðasý gereði sevdiði þeyi korumak ister. Olgar da iþte bunu istiyor, bunu yapýyor. Kedi, köpek, tilki, tavuk, akrep, keçi, koyun, kaplumbaða ve martýlar var anýlarýnda. Olgar’ýn, kendi kendisiyle dalga geçmeyi baþarabilen biri olmasý dikkat çekici. Çünkü bu kolay deðil. Örnek mi? “Milletin Efendisi ile Pejmürde Avukat” baþlýklý yazýda, bir köylü vatandaþa, kendisinin avukat olduðunu inandýramayýnca aynanýn karþýsýna geçip, “Sen, her þeyden önce þairsin. Pejmürdelik sana yakýþýyor. Avukatlýðýn da, memurluðun da caný cennete!” demesi; “Yosun Adacýðý”nda ise, saçlarýný sað yanda biriktirip sol yana attýðýnda kendisini saçlý saymasý ve bu durumu bir çocuðun komik bulmasý... “Odlar Yurdunda Bir Hafta”da, Sevgililer Günü’nün Azerbaycan’da 14 Þubat günü deðil, 30 Haziran’da kutlandýðýný öðrenirken, hikayesine hüzünleniyoruz. “Rastlantýnýn Böylesi”nde, gerçekten filmlerde olabilecek rastlantý yer alýyor. “Benim Ýçin Çok Deðerli Þeyler”de deðerli olan þeyi, yazýnýn sonuna kadar merak ediyoruz. “O þey nedir?” diye soracak olursanýz, “Sürpriz olarak bende kalsýn” derim.
Þair Uður Olgar’ýn þiire olan tutkusu, yazýlarýna yansýmýþ. Çünkü bazýlarýnda, sevdiði þairlerin mýsralarýný görüyoruz. Bunlar arasýnda Cemal Süreya, Ahmet Arif, Ülkü Tamer, Tezer Özlü ve Hasan Akyol gibi isimler var. Ve elbette kendi þiirlerine de yer vermiþ. Ýþte bunlardan biri, “Babam” baþlýklý þiirinden bir bölüm: “Babam ölü gibi yatýyordu/ öldüðünü sezdirmeden/ üzmeden kuþlarý, kedileri ve çocuklarý.../ yarýn kalkýp kucaklayacakmýþ gibi/ bekliyordum babamý.” Kitabýn son sayfalarý, kitabý okuyanlarýn görüþlerine ayrýlmýþ. Hepsinin ortak görüþü, “Çok güzel, keyifle okudum” þeklinde. Ben de farklý düþünmüyorum. Gerçekten de, hiç sýkýlmadan keyifle okudum. Hayat gibi sürprizlerle dolu, bazen hüzünlendiren bazen gülümseten akýcý bir kitap. Okumanýzý öneriyorum. “Neler oluyor hayatta?” diyeceksiniz...
Ahmet Zeki YEÞÝL
Uður Olgar kimdir ve nasýl biridir? Ýstanbul Hukuk Fakültesi mezunu. Ýstanbul, Kuþadasý ve Sinop’ta gümrükçü; Silifke’de ise, Hazine Avukatý olarak görev yapmýþ. Dört yýl, Silifke ve çevresindeki ilçe cezaevlerine yönelik, Cezaevi Ýzleme Kurulu raportörlüðünde bulunmuþ. Cezaevlerinin yaþam koþullarýnýn düzeltilmesi için çalýþmýþ. Emekli olduktan sonra, yüzlerce sokak kedisiyle arkadaþ olmuþ. Yaþam felsefesi, olumlu izler býrakýp kalýcý olmak. Bu arada, çay içmeyi seven biri olduðunu belirtmeliyim. Rus besteci Çaykovski’den ötürü, “Keþke soyadým ‘Olgar’ yerine ‘Çaygar’ olsaydý” diyerek çaya olan ilgisini dile getiriyor. Anlaþýlacaðý üzere, kitapta yer alan yazýlar aðýrlýklý olarak, Olgar’ýn görev yaptýðý yýllardaki ilginç anýlarýndan oluþuyor.
Uður Olgar’ýn anýlarý gülümsetmekle kalmýyor, birçoðunda okura bir mesaj, bir ders veriyor. “Nina’nýn Aþký” baþlýklý yazýda olduðu gibi, hüzünlü yaþamlardan kesitlere de rastlýyoruz. Doða ve hayvan sevgisi ön planda. Olgar, doðadaki canlýlarýn yaþama hakkýný önemsiyor. Ýnsan, doðasý gereði sevdiði þeyi korumak ister. Olgar da iþte bunu istiyor, bunu yapýyor. Kedi, köpek, tilki, tavuk, akrep, keçi, koyun, kaplumbaða ve martýlar var anýlarýnda. Olgar’ýn, kendi kendisiyle dalga geçmeyi baþarabilen biri olmasý dikkat çekici. Çünkü bu kolay deðil. Örnek mi? “Milletin Efendisi ile Pejmürde Avukat” baþlýklý yazýda, bir köylü vatandaþa, kendisinin avukat olduðunu inandýramayýnca aynanýn karþýsýna geçip, “Sen, her þeyden önce þairsin. Pejmürdelik sana yakýþýyor. Avukatlýðýn da, memurluðun da caný cennete!” demesi; “Yosun Adacýðý”nda ise, saçlarýný sað yanda biriktirip sol yana attýðýnda kendisini saçlý saymasý ve bu durumu bir çocuðun komik bulmasý... “Odlar Yurdunda Bir Hafta”da, Sevgililer Günü’nün Azerbaycan’da 14 Þubat günü deðil, 30 Haziran’da kutlandýðýný öðrenirken, hikayesine hüzünleniyoruz. “Rastlantýnýn Böylesi”nde, gerçekten filmlerde olabilecek rastlantý yer alýyor. “Benim Ýçin Çok Deðerli Þeyler”de deðerli olan þeyi, yazýnýn sonuna kadar merak ediyoruz. “O þey nedir?” diye soracak olursanýz, “Sürpriz olarak bende kalsýn” derim.
Þair Uður Olgar’ýn þiire olan tutkusu, yazýlarýna yansýmýþ. Çünkü bazýlarýnda, sevdiði þairlerin mýsralarýný görüyoruz. Bunlar arasýnda Cemal Süreya, Ahmet Arif, Ülkü Tamer, Tezer Özlü ve Hasan Akyol gibi isimler var. Ve elbette kendi þiirlerine de yer vermiþ. Ýþte bunlardan biri, “Babam” baþlýklý þiirinden bir bölüm: “Babam ölü gibi yatýyordu/ öldüðünü sezdirmeden/ üzmeden kuþlarý, kedileri ve çocuklarý.../ yarýn kalkýp kucaklayacakmýþ gibi/ bekliyordum babamý.” Kitabýn son sayfalarý, kitabý okuyanlarýn görüþlerine ayrýlmýþ. Hepsinin ortak görüþü, “Çok güzel, keyifle okudum” þeklinde. Ben de farklý düþünmüyorum. Gerçekten de, hiç sýkýlmadan keyifle okudum. Hayat gibi sürprizlerle dolu, bazen hüzünlendiren bazen gülümseten akýcý bir kitap. Okumanýzý öneriyorum. “Neler oluyor hayatta?” diyeceksiniz...
Ahmet Zeki YEÞÝL
