Tayfun ÖZKAYA
BAYRAMÝÇ 2. TOHUM TAKAS VE YEREL ÜRÜN ÞENLÝÐÝNDEN
Tayfun Özkaya / 23.4.2012
Geçen Cuma Çanakkale’nin þirin ilçesi Bayramiç’e doðru gitmek üzere Ezine’de dolmuþ bekliyorduk. Bayramiç ovasýnda bir köyde oturan bir kadýnla sohbete baþladýk. Köyünde hemen hemen bütün erkeklerin kanserden öldüðünü ve kendisinin de ayný þekilde yalnýz kaldýðýný söyledi. Ova kesimindeki köylüler þirket tohumlu, kimyasal ilaçlý ve gübreli endüstriyel tarýmýn pençesinde idiler. Üstelik tarým ilaçlarý atarken dikkat de etmiyorlardý. Bayramiç’te saðlýkçý bir arkadaþýmýz ilçe yöneticilerinden birinin “bugün köylülerin nesi var? Hepsinin rengini yeþil gördüm” diye sorduðunu söyledi. O gün hepsi yeþil bir renk býrakan bir tarým ilacý atmýþlardý. Koruyucu elbise, maske ve sonrasýnda yýkanma falan yoktu.
Geçen hafta 1. Tarým Saðlýðý ve Güvenliði Sempozyumu için Þanlýurfa’da idik. Halk saðlýkçý bilim insanlarý insektisit dediðimiz böcek öldürücü ilaçlara “canlýkýran” (biosit) demekte idiler. Minumum kalýntý limitleri (Minumum Residue Limits, kýsaca MRL) denilen þey aslýnda büyük bir aldatmaca idi. En iyi önlemleri de alsanýz, en düþük dozda da kullansanýz, bu maddeler besin zinciri içinde birike birike insanlarýn yiyeceklerine öldürücü dozlarda geliyordu. Buna biyo birikim deniliyor. Ýþte yerel tohumlar bunlara karþý çok iyi bir çözüm idi ve biz de bu nedenle 21 Nisanda ikincisi yapýlacak olan þenlik için Bayramiç’e gidiyorduk. (Program ve ayrýntýlar için bakýnýz: www.bayramic.bel.tr)
Bayramiç Belediye baþkaný Ýsmail Sakin Tuncer, yardýmcýsý Ergun Tüzgen ve Bayramiç Yeniköy Kaz Daðlarý Ekolojik Yaþam ve Tohum Derneði Baþkaný Mustafa Ülgen baþta olmak üzere kutlanacak çok kiþi var. Aralarýnda Tarým Ekonomisi Derneðimiz de olmak üzere Tohum Ýzi Derneði, Buðday Derneði, Slow Food Türkiye, Ziraat Mühendisleri Odasý Çanakkale Þubesi, Bayramiç Süt Üreticileri Birliði, Boðatepe Çevre ve Yaþam Derneði, Bayramiç Ziraat Odasý, Kazdaðý Doða ve Kültürel Varlýklarý Koruma Derneði, Ocaklý Beldesi Derneði, Ekolojik Yaþam Derneði, Bayramiç Kýrmýzý Et üreticileri Birliði ve Agrida gibi kuruluþlar etkinliðe deðiþen ölçülerde katký verdi.
Cumartesi günü yerel tohumlar temalý trans Kazdaðý yürüyüþü için bir grup katýlýmcý Küçükkuyu’dan baþlayarak Bayramiç’e ulaþtý. Etkinlikte öðleden önce parelel iki çalýþtay yapýldý. Birincisi “tohum ve tohumculuk” ikincisi de “katýlýmcý sertifikasyon sistemi” baþlýklarýný taþýyordu. Ýlk çalýþtayda tohumculuk kanunu ile yerel tohumlarýn satýþýnýn yasaklandýðý, bunun uluslararasý ve ulusal tohum þirketleri adýna yürütülmüþ bir kökten tekelcilik olduðu belirtildi. Serbest ticaret aðzýný kullanan çevrelerin aslýnda ciddi bir zulüm yaptýklarý ve yerel tohumlarý, sadece þirket tohumlarýný geliþtirmek için kullanýlacak bir gen kaynaðý olarak kýsýtlý bir çerçevede tutmak istedikleri belirtildi. Yeni kurulan gen merkezlerine raðmen bu politikanýn yerel tohumlarýn yok olmasýný önlemediði dile getirildi. Bir katýlýmcý Gýda Tarým ve Hayvancýlýk Bakanlýðýnýn yerel tohumlarýn ticarete açýlmasý için çalýþmalar yaptýðýný söyleyerek var olan durumu açýklamýþ oldu.
Tohumculuk Kanununun kabulü sýrasýnda TBMM’de yoðun lobi çalýþmalarýnýn yapýldýðýný gözleyen katýlýmcýlar anýlarýný anlattýlar. Yerel tohumlarý savunmak için kararlý gözüken bir milletvekili daha sonra “bize daha güzel þeyler anlatýyorlar” demiþti. Katýlýmcýlar büyük ölçekli endüstriyel tarýmýn köylüleri göçe zorlayarak kentlerde sefalete ittiðini, bu üretimin tarým ilaçlarýna (canlýkýran) mecbur kaldýðýný belirtiler. Halbuki köylü tarýmýnda yerel tohumlarla, evde yapýlmýþ ilaçlarla baþarýlý olunabileceði açýktý. Tarým ilaçlarýný üreten þirketlerin bazýlarýnýn beþeri ilaçlar da ürettikleri, insanlarýn yaðlarýnda biriken tarým ilaçlarýnýn kaçýnýlmaz olarak kansere ve baþka hastalýklara yol açtýðý, bazý obezlere zayýfladýklarýnda yaðlarýnda birikmiþ tarým ilaçlarý vücutlarýna geçtiði için zayýflamayý durdurmalarý bile önerildiði söylendi. Baþak Egesel “yerel tohum üretenlerin bilgi eksiklikleri nedeniyle yerel tohumlarýn saflýðýný koruyamadýklarý, hatta tohum þenliklerinin bile buna katkýda bulunduðunu” ileri sürdü. Yerel tohumlarýn karýþmadan üretilebilmesi için gerekli bilgileri içeren, Tohum Ýzi Derneði ve Çiftçi Sendikalarý Konfederasyonu tarafýndan düzenlenmiþ bir eðitim çalýþmasýnýn notlarýnýn derlenme aþamasýnda olduðu haberi katýlýmcýlara verildi. Füsun Ertuð ise “biyoçeþitliliðin kökeninin karýþmalardan kaynaklandýðý, o yüzden bundan çok korkulmamasý gerektiðini” ileri sürdü. “Avrupa Kokopelli Yerel Tohum Kuruluþu sadece üç çeþit yerel domates çeþidi üretebiliyor. Bizde ise çok daha fazla var” dedi.
Her iki çalýþtayýn sonuçlarýný bir araya getirmek için yapýlan oturumda organik tarýmýn gittiði yol itibariyle kullandýðý sertifikasyon sisteminin çiftçiyi ve tüketiciyi sömürdüðü ve güvenilirliðinin de düþük olduðu dile getirildi. Güneþin Aydemir “belirli nitelikte ürün arayan ve üretenleri bir araya getiren katýlýmcý sertifikasyon sistemlerinin çok farklý” olduðunu, “Brezilya, ABD gibi ülkelerde örnekleri” olduðunu belirtti. “Ülkemizde Boðaziçi Üniversitesi Tüketim Kooperatifi, Havran ve Bayramiç’te de bu sistemin uygulanmaya baþlandýðýný” söyledi.
Öðleden sonra tohum takasý gerçekleþtirildi. Epeyce yerel tohum el deðiþtirdi. Öðleden sonra yapýlmýþ panele özellikle köylü kadýnlarýn katýlýmý dikkat çekici idi. Yerel domatesler üzerinde doktora çalýþmasý gerçekleþtirmiþ olan Seçkin Kaya “yerel çeþitlerin hastalýklara çok dirençli olduðunu, araþtýrma amacýyla yerel domateslere fusarium hastalýðýný (mantari bir hastalýk) bulaþtýrmak için çok uðraþtýklarýný, çok zorlandýklarýný” söyledi. “Ayrýca yerel domatesler o kadar hýzlý büyüyordu ki yabancý otlar geliþemiyordu.” Kaya “yerel domateslerin antioksidan deðerlerinin çok yüksek olduðunu, (örnek olarak C vitamini) bunlarýn kanseri önlediðini” belirtti. Þirket çeþitlerindeki besin azlýðýna karþý çok yenmesinin çözüm olamayacaðý, bazý antioksidanlarýn bu þekilde yeterli alýmýnýn mümkün olmayacaðý gibi, canlý kýranlarýn (tarým ilaçlarýnýn) da bol miktarda alýnmak zorunda kalacaðýný belirttim. Seçkin Kaya “eðer topraðý iyi beslersek, yerel çeþitlerle de yaklaþýk olarak ayný verimlere ulaþabileceðimizi” açýkladý. Ben konuþmamda hem tohum, hem tarým ilacý (canlý kýran) hem de beþeri ilaç üreten epeyce büyük þirket olduðunu, bunlarýn üç kaynaktan da para kazandýðýný, insanlarýn tarým ilaçlarý ile hasta olduklarýnda da beþeri ilaç satarak kazanmaya devam ettiklerini söyledim. Doða ve insan dostu tarým ve pazarlama sistemleri geliþtirmek ve yerleþtirmek için yapýlan mücadelenin çok boyutlu ve uzun olacaðýný ekledim. Panelde konuþan Prof. Dr. Türker Savaþ daha çok üretmek açlýða çözüm olmadý. Açlarýn sayýsý arttý” dedi.
Fikir sahibi Damaklar lideri Defne Koryürek “her cebimizden çýkan kuruþ çok uzaklardan gelen ürünlere gidiyorsa, bunu taþýmak için petrole verilen para, bana Irak’ta savaþ olarak geri dönüyor” dedi. Boðatepe Çevre ve Yaþam Derneði lideri Ýlhan Koçulu ise “üretici ve tüketicileri ayrýþtýrýyorlar, çocuklar ekmeðin aðaçta yetiþtiðini zannediyorlar. Kendi gýdamýzý üretmeliyiz. Ambalajsýz ürün kötü diyorlar. Bizim sütten ölen adam görmedim. Sütte bakteri çoksa çökelek oluyor.” dedi. Koçulu Kars’ta projelerindeki yerel tohumlarý eken çiftçilerin daha çok kazandýðýný, þirket tohumlarýnýn rüþvetçi olduðunu, her sene yeni tohum, tarým ilacý ve kimyasal gübre istediðini söyleyerek; “ilk yýllar üreticilerin yerel tohumlarý 100 metrekare ektiklerini” belirtti. Kavýlca gibi yerel buðday çeþitlerinin daha lezzetli ve besleyici olduðunu, proje köylerinde sebze üretimini arttýrdýklarýný ve artýk kanser baþta, hastalýklarda ciddi azalmalarýn olduðunu söyledi. Projenin 27 köyü kapsadýðýný, 10 yerel tarla bitkisi çeþidi, 27 yerel sebze çeþidi kullandýklarýný, ortak makine parký oluþturduklarýný söyleyen Koçulu “köylülerin daha kazançlý ve mutlu olduðunu” belirtti. Panelin kolaylaþtýrýcýsý Özlem Güneri “Bursa’da hibrit tohum ekenlerin kredi borçlusu olduklarýný ve topraklarýný kaybettiklerini” söyledi.
Yeniköy permakültür grubunun kurucularýndan Mustafa Ülgen “8 yýl önce bu bölgede çalýþmalara baþladýklarýný, saz çavdarý denilen bir yerel çeþidi bularak kaybolmaktan kurtararak, çoðalttýklarýný; sarý buðday ve kavlýca baþta yerel buðday çeþitlerini yaygýnlaþtýrdýklarýný, özgür otlayan koyunlarýn sütünden þirden ve deniz tuzu ile peynir yaptýklarýný söyleyerek, “Kaz Daðlarýnýn gerçek altýný bu ekmek ve peynirdir, daðlarýmýzý ‘altýn bulacaðýz’ diye delik deþik edenlere karþý olduklarýný” söyledi.
Yerel tohuma dayalý, doða ve insan dostu tarým %99’un çýkarýnadýr. Aslýnda geri kalan %1’de dünyanýn batmasýný istemiyorsa bu harekete katýlmalýdýr, ama ne ülkemizde ne de dünyadaki %1’de böyle bir akýl göremiyoruz. Göreceðimiz de yok. Hatta tersine doðaya ve insana saldýrýlarýný daha da þiddetlendiriyorlar.
Selam ve saygýlarýmla.
Tayfun ÖZKAYA
"Tayfun ÖZKAYA" bütün yazýlarý için týklayýn...
Tayfun Özkaya / 23.4.2012
Geçen Cuma Çanakkale’nin þirin ilçesi Bayramiç’e doðru gitmek üzere Ezine’de dolmuþ bekliyorduk. Bayramiç ovasýnda bir köyde oturan bir kadýnla sohbete baþladýk. Köyünde hemen hemen bütün erkeklerin kanserden öldüðünü ve kendisinin de ayný þekilde yalnýz kaldýðýný söyledi. Ova kesimindeki köylüler þirket tohumlu, kimyasal ilaçlý ve gübreli endüstriyel tarýmýn pençesinde idiler. Üstelik tarým ilaçlarý atarken dikkat de etmiyorlardý. Bayramiç’te saðlýkçý bir arkadaþýmýz ilçe yöneticilerinden birinin “bugün köylülerin nesi var? Hepsinin rengini yeþil gördüm” diye sorduðunu söyledi. O gün hepsi yeþil bir renk býrakan bir tarým ilacý atmýþlardý. Koruyucu elbise, maske ve sonrasýnda yýkanma falan yoktu.
Geçen hafta 1. Tarým Saðlýðý ve Güvenliði Sempozyumu için Þanlýurfa’da idik. Halk saðlýkçý bilim insanlarý insektisit dediðimiz böcek öldürücü ilaçlara “canlýkýran” (biosit) demekte idiler. Minumum kalýntý limitleri (Minumum Residue Limits, kýsaca MRL) denilen þey aslýnda büyük bir aldatmaca idi. En iyi önlemleri de alsanýz, en düþük dozda da kullansanýz, bu maddeler besin zinciri içinde birike birike insanlarýn yiyeceklerine öldürücü dozlarda geliyordu. Buna biyo birikim deniliyor. Ýþte yerel tohumlar bunlara karþý çok iyi bir çözüm idi ve biz de bu nedenle 21 Nisanda ikincisi yapýlacak olan þenlik için Bayramiç’e gidiyorduk. (Program ve ayrýntýlar için bakýnýz: www.bayramic.bel.tr)
Bayramiç Belediye baþkaný Ýsmail Sakin Tuncer, yardýmcýsý Ergun Tüzgen ve Bayramiç Yeniköy Kaz Daðlarý Ekolojik Yaþam ve Tohum Derneði Baþkaný Mustafa Ülgen baþta olmak üzere kutlanacak çok kiþi var. Aralarýnda Tarým Ekonomisi Derneðimiz de olmak üzere Tohum Ýzi Derneði, Buðday Derneði, Slow Food Türkiye, Ziraat Mühendisleri Odasý Çanakkale Þubesi, Bayramiç Süt Üreticileri Birliði, Boðatepe Çevre ve Yaþam Derneði, Bayramiç Ziraat Odasý, Kazdaðý Doða ve Kültürel Varlýklarý Koruma Derneði, Ocaklý Beldesi Derneði, Ekolojik Yaþam Derneði, Bayramiç Kýrmýzý Et üreticileri Birliði ve Agrida gibi kuruluþlar etkinliðe deðiþen ölçülerde katký verdi.
Cumartesi günü yerel tohumlar temalý trans Kazdaðý yürüyüþü için bir grup katýlýmcý Küçükkuyu’dan baþlayarak Bayramiç’e ulaþtý. Etkinlikte öðleden önce parelel iki çalýþtay yapýldý. Birincisi “tohum ve tohumculuk” ikincisi de “katýlýmcý sertifikasyon sistemi” baþlýklarýný taþýyordu. Ýlk çalýþtayda tohumculuk kanunu ile yerel tohumlarýn satýþýnýn yasaklandýðý, bunun uluslararasý ve ulusal tohum þirketleri adýna yürütülmüþ bir kökten tekelcilik olduðu belirtildi. Serbest ticaret aðzýný kullanan çevrelerin aslýnda ciddi bir zulüm yaptýklarý ve yerel tohumlarý, sadece þirket tohumlarýný geliþtirmek için kullanýlacak bir gen kaynaðý olarak kýsýtlý bir çerçevede tutmak istedikleri belirtildi. Yeni kurulan gen merkezlerine raðmen bu politikanýn yerel tohumlarýn yok olmasýný önlemediði dile getirildi. Bir katýlýmcý Gýda Tarým ve Hayvancýlýk Bakanlýðýnýn yerel tohumlarýn ticarete açýlmasý için çalýþmalar yaptýðýný söyleyerek var olan durumu açýklamýþ oldu.
Tohumculuk Kanununun kabulü sýrasýnda TBMM’de yoðun lobi çalýþmalarýnýn yapýldýðýný gözleyen katýlýmcýlar anýlarýný anlattýlar. Yerel tohumlarý savunmak için kararlý gözüken bir milletvekili daha sonra “bize daha güzel þeyler anlatýyorlar” demiþti. Katýlýmcýlar büyük ölçekli endüstriyel tarýmýn köylüleri göçe zorlayarak kentlerde sefalete ittiðini, bu üretimin tarým ilaçlarýna (canlýkýran) mecbur kaldýðýný belirtiler. Halbuki köylü tarýmýnda yerel tohumlarla, evde yapýlmýþ ilaçlarla baþarýlý olunabileceði açýktý. Tarým ilaçlarýný üreten þirketlerin bazýlarýnýn beþeri ilaçlar da ürettikleri, insanlarýn yaðlarýnda biriken tarým ilaçlarýnýn kaçýnýlmaz olarak kansere ve baþka hastalýklara yol açtýðý, bazý obezlere zayýfladýklarýnda yaðlarýnda birikmiþ tarým ilaçlarý vücutlarýna geçtiði için zayýflamayý durdurmalarý bile önerildiði söylendi. Baþak Egesel “yerel tohum üretenlerin bilgi eksiklikleri nedeniyle yerel tohumlarýn saflýðýný koruyamadýklarý, hatta tohum þenliklerinin bile buna katkýda bulunduðunu” ileri sürdü. Yerel tohumlarýn karýþmadan üretilebilmesi için gerekli bilgileri içeren, Tohum Ýzi Derneði ve Çiftçi Sendikalarý Konfederasyonu tarafýndan düzenlenmiþ bir eðitim çalýþmasýnýn notlarýnýn derlenme aþamasýnda olduðu haberi katýlýmcýlara verildi. Füsun Ertuð ise “biyoçeþitliliðin kökeninin karýþmalardan kaynaklandýðý, o yüzden bundan çok korkulmamasý gerektiðini” ileri sürdü. “Avrupa Kokopelli Yerel Tohum Kuruluþu sadece üç çeþit yerel domates çeþidi üretebiliyor. Bizde ise çok daha fazla var” dedi.
Her iki çalýþtayýn sonuçlarýný bir araya getirmek için yapýlan oturumda organik tarýmýn gittiði yol itibariyle kullandýðý sertifikasyon sisteminin çiftçiyi ve tüketiciyi sömürdüðü ve güvenilirliðinin de düþük olduðu dile getirildi. Güneþin Aydemir “belirli nitelikte ürün arayan ve üretenleri bir araya getiren katýlýmcý sertifikasyon sistemlerinin çok farklý” olduðunu, “Brezilya, ABD gibi ülkelerde örnekleri” olduðunu belirtti. “Ülkemizde Boðaziçi Üniversitesi Tüketim Kooperatifi, Havran ve Bayramiç’te de bu sistemin uygulanmaya baþlandýðýný” söyledi.
Öðleden sonra tohum takasý gerçekleþtirildi. Epeyce yerel tohum el deðiþtirdi. Öðleden sonra yapýlmýþ panele özellikle köylü kadýnlarýn katýlýmý dikkat çekici idi. Yerel domatesler üzerinde doktora çalýþmasý gerçekleþtirmiþ olan Seçkin Kaya “yerel çeþitlerin hastalýklara çok dirençli olduðunu, araþtýrma amacýyla yerel domateslere fusarium hastalýðýný (mantari bir hastalýk) bulaþtýrmak için çok uðraþtýklarýný, çok zorlandýklarýný” söyledi. “Ayrýca yerel domatesler o kadar hýzlý büyüyordu ki yabancý otlar geliþemiyordu.” Kaya “yerel domateslerin antioksidan deðerlerinin çok yüksek olduðunu, (örnek olarak C vitamini) bunlarýn kanseri önlediðini” belirtti. Þirket çeþitlerindeki besin azlýðýna karþý çok yenmesinin çözüm olamayacaðý, bazý antioksidanlarýn bu þekilde yeterli alýmýnýn mümkün olmayacaðý gibi, canlý kýranlarýn (tarým ilaçlarýnýn) da bol miktarda alýnmak zorunda kalacaðýný belirttim. Seçkin Kaya “eðer topraðý iyi beslersek, yerel çeþitlerle de yaklaþýk olarak ayný verimlere ulaþabileceðimizi” açýkladý. Ben konuþmamda hem tohum, hem tarým ilacý (canlý kýran) hem de beþeri ilaç üreten epeyce büyük þirket olduðunu, bunlarýn üç kaynaktan da para kazandýðýný, insanlarýn tarým ilaçlarý ile hasta olduklarýnda da beþeri ilaç satarak kazanmaya devam ettiklerini söyledim. Doða ve insan dostu tarým ve pazarlama sistemleri geliþtirmek ve yerleþtirmek için yapýlan mücadelenin çok boyutlu ve uzun olacaðýný ekledim. Panelde konuþan Prof. Dr. Türker Savaþ daha çok üretmek açlýða çözüm olmadý. Açlarýn sayýsý arttý” dedi.
Fikir sahibi Damaklar lideri Defne Koryürek “her cebimizden çýkan kuruþ çok uzaklardan gelen ürünlere gidiyorsa, bunu taþýmak için petrole verilen para, bana Irak’ta savaþ olarak geri dönüyor” dedi. Boðatepe Çevre ve Yaþam Derneði lideri Ýlhan Koçulu ise “üretici ve tüketicileri ayrýþtýrýyorlar, çocuklar ekmeðin aðaçta yetiþtiðini zannediyorlar. Kendi gýdamýzý üretmeliyiz. Ambalajsýz ürün kötü diyorlar. Bizim sütten ölen adam görmedim. Sütte bakteri çoksa çökelek oluyor.” dedi. Koçulu Kars’ta projelerindeki yerel tohumlarý eken çiftçilerin daha çok kazandýðýný, þirket tohumlarýnýn rüþvetçi olduðunu, her sene yeni tohum, tarým ilacý ve kimyasal gübre istediðini söyleyerek; “ilk yýllar üreticilerin yerel tohumlarý 100 metrekare ektiklerini” belirtti. Kavýlca gibi yerel buðday çeþitlerinin daha lezzetli ve besleyici olduðunu, proje köylerinde sebze üretimini arttýrdýklarýný ve artýk kanser baþta, hastalýklarda ciddi azalmalarýn olduðunu söyledi. Projenin 27 köyü kapsadýðýný, 10 yerel tarla bitkisi çeþidi, 27 yerel sebze çeþidi kullandýklarýný, ortak makine parký oluþturduklarýný söyleyen Koçulu “köylülerin daha kazançlý ve mutlu olduðunu” belirtti. Panelin kolaylaþtýrýcýsý Özlem Güneri “Bursa’da hibrit tohum ekenlerin kredi borçlusu olduklarýný ve topraklarýný kaybettiklerini” söyledi.
Yeniköy permakültür grubunun kurucularýndan Mustafa Ülgen “8 yýl önce bu bölgede çalýþmalara baþladýklarýný, saz çavdarý denilen bir yerel çeþidi bularak kaybolmaktan kurtararak, çoðalttýklarýný; sarý buðday ve kavlýca baþta yerel buðday çeþitlerini yaygýnlaþtýrdýklarýný, özgür otlayan koyunlarýn sütünden þirden ve deniz tuzu ile peynir yaptýklarýný söyleyerek, “Kaz Daðlarýnýn gerçek altýný bu ekmek ve peynirdir, daðlarýmýzý ‘altýn bulacaðýz’ diye delik deþik edenlere karþý olduklarýný” söyledi.
Yerel tohuma dayalý, doða ve insan dostu tarým %99’un çýkarýnadýr. Aslýnda geri kalan %1’de dünyanýn batmasýný istemiyorsa bu harekete katýlmalýdýr, ama ne ülkemizde ne de dünyadaki %1’de böyle bir akýl göremiyoruz. Göreceðimiz de yok. Hatta tersine doðaya ve insana saldýrýlarýný daha da þiddetlendiriyorlar.
Selam ve saygýlarýmla.
Tayfun ÖZKAYA
"Tayfun ÖZKAYA" bütün yazýlarý için týklayýn...
