Güzin TÜMER
LÝMON'DAN MEKTUP VAR!
Birkaç aydýr Londra'dayým. Evimi, kasabamý, insanlarýmý özledim. Geçen sene çok emek verdiðim bahçem çok iç acýcý deðildi. Sonuçlarýný bu bahar görmeyi bekliyordum. Ama yine þansým olmadý. 16 yýldýr birlikte olduðum hayat arkadaþým Ahmet her gün hava raporu verir gibi bahçe raporu vermekten býktý.
Sonunda bitkileri konuþturmaya karar verdi. Bu mektup, yaklaþýk bir yýl önce ektiðim Limondan...
Onu çok soðuk bir günde çok büyük bir heyecanla almýþtým. Satan kiþi yediveren olduðunu ve hemen meyve vereceðini söylemiþti. Her sabah uyandýðýmda ilk defa ona bakýyordum adeta yapraklarýný sayýyordum. Zaman zaman üzerinde limoncuklar oluyordu. Onlarý gözümle seviyordum. Heyecanla büyümelerini bekliyordum. Birkaç gün sonra limoncuklar düþüyordu. Her seferinde hayal kýrýklýðý... Komþularýmýzýn limon aðaçlarýna bakýp "neden benim ki olmuyor?" diyordum. Evet komþumuzun bahçesindeki limonlarý seyretmek de çok güzeldi ama... Ben kendi bahçemde istiyordum. Ýlgi, sevgi, su, her þey vardý ama... Limon küsmüþtü adeta bana..
Bu da geçen yýl ektiðim geçen yaz ilk meyvelerini yediðimiz sarkan dut.. Bu sene adeta gelin gibi olmuþ.. Yere sarkan yapraklarý ile.. Fotoðraf sevgili arkadaþým Nurdan Çakýr Tezgin tarafýndan çekildi.
Ýlk gençlik yýllarýmda evimizde bir kauçuk aðacý vardý. Babam ona çok iyi bakardý. Dibinde de mor menekþeler adeta sarmaþýk olmuþtu. Kauçuk yerine sýðmaz hale gelmiþti. Adeta evin içinde bir aðacýmýz vardý. Babam uyanýr uyanmaz kauçukun yanýna gider baþýný koltuðun koluna koyar onu izlerdi. Babam saðlýðýný kaybetmeye baþladýðýnda kauçuk yavaþ yavaþ yapraklarýný dökmeye baþladý. Aslýnda ayný özen gösteriliyordu. Anlamak çok zordu. Babamý kaybettiðimiz gün kauçuk da son yapraðýný düþürdü. O da bu dünyadan gitmeye karar vermiþti. Bu hikaye yýllar öncesinden hiç unutmadýðým burnumun direðini sýzlatan bir anýdýr. O'Henry bu hikayeyi yýllar önce yazmýþ. Kahramanýnýn hayatýný bahçedeki aðaçla özdeþleþtirmiþti. Onunki kurmaca mý gerçek mi bilinmez. Ama babamýn kauçuðu gerçekti.
Ben de Limonumla böyle özdeþleþmiþtim. Üzerinde sayýlacak kadar yaprak kaldýðýnda içimi bir korku sarmýþtý.

"Bu kadar laf bu limon için miydi?" demeyin lütfen… (Fotoðraf Nurdan Çakýr Tezgin)
Limonumu merak ettiniz deðil mi? Foça'dan, bahçemdeki Limondan mektup var!
"Þeker ablam, güzel ablam.. Bilmem bahçenin nazlý kýrýlgan bir aðacýna, bencileyin bir limonun seslenmesine ne kadar kulak vereceksin. Biz limonlarý þýmarýk, zorlu, sahibine sabýr dili öðreten bir familya olarak tanýrlar ama doðru deðildir. Eh, hangi filizin selini suyunu bol versen yüzünü kara çýkarmaz esasýnda; bizim ne farkýmýz olsun ki... Ancak, meyveye geç durduðumuz doðru... Yapraðýn sürgüne dönmesi için ekildiðimiz yerin iyi seçilmesi kaçýnýlmaz. Neyse, ben bu konuda þanslýgillerdenim. Yaþadýðým yaklaþýk bir yýllýk bir kararsýzlýktan sonra haydi yallah deyip boy attýðým, dallarýmý þenlendirdiðim doðrudur. Limonlar olarak bizim bir ayrýcalýðýmýz da, köpek gibi sahibimizi tanýmamýz. Bunu pek bilmezler. Komþu eline býrakýlan limonlarýn güdük kalmasýnýn bir gerekçesi de budur. Hani ben de sahip olarak seni bellediðim için gül yüzüne ýrak düþünce þaþkýnlýðýn dozunu arttýrdým.
Senin þu tuhaf ve kýllý ev arkadaþýný ise hiç anlamadýðým için ne yapacaðým konusunda kararsýz kaldým. Biz aðaca yalnýzca yazýnsal bir esin kaynaðý olarak bakmak doðru deðil. Bir limon yalnýzca koku, renk deðil çünkü. Bir çocuða hayata tutunmasý için ne denli özen gösteriyorsan bize de öyle titizlenilmesi kaçýnýlmaz. Gördüðün gibi, nazlý olmamýzýn özünde pek çok gerekçe yatmakta. Limon filizinin sevgisiz büyüdüðü nerde görülmüþ... Neyse, sakallýya biraz alýþtým. Akþamlarý benle birlikte komþularýmýzý bir güzel suluyor. Komþularým dediðim þenlikgillerden papatya, zeytin aðacý, bir de yeni sürgün sarmaþýklar. Hepsinin keyfi yerinde maþallah. Sonbaharda benim de dallarýmda küçük limon yumrularý olacak. Þimdiden söyleyeyim de sakýn þaþýrma!
Sakallý az önce dutun üstünde beþ on karadut toplayýp yedi. Yüzünü buruþturduðuna bakýlýrsa dutlar bir parça ekþi, ama onun asýl tadý bahçeden dut toplayýp yemekte deðil mi! Þimdi de bisikletin lastiklerini kontrol ediyor seninki. Sanýrým pazara gidecek... Yine portakallarý yüklenip gelir artýk.
Ýþte buralar böyle güzel ablacým. Önümüz yaz, senin sýcaklarla pek aran yoktur ama ben içten içe seviniyorum. Üstelik kendimi senin gibi serin sulara atma þansým da yok... Söyledim a, benim serinliðim de, gýdam da ilgi ve sevgidir. Siz insanlar bunu bilmez misiniz sanki?
Hadi seni rahat býrakayým artýk. Gözlerimiz yollardadýr. Bahçenin bütün dilsizleri adýna sana sevgiler selamlar... Söz söylemek için dile ihtiyaç mý olurmuþ sanki? Taze dallarýmýzýn, hoþ rayihamýzýn, renklerimizin bir aðýzdan söylediði o güzelim þarkýyý duymayan biri zaten hiçbir þey duymuyor demektir. Hasretle. Senin limonun"
8.Mayýs.2012
LONDRA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
Birkaç aydýr Londra'dayým. Evimi, kasabamý, insanlarýmý özledim. Geçen sene çok emek verdiðim bahçem çok iç acýcý deðildi. Sonuçlarýný bu bahar görmeyi bekliyordum. Ama yine þansým olmadý. 16 yýldýr birlikte olduðum hayat arkadaþým Ahmet her gün hava raporu verir gibi bahçe raporu vermekten býktý.
Sonunda bitkileri konuþturmaya karar verdi. Bu mektup, yaklaþýk bir yýl önce ektiðim Limondan...
Onu çok soðuk bir günde çok büyük bir heyecanla almýþtým. Satan kiþi yediveren olduðunu ve hemen meyve vereceðini söylemiþti. Her sabah uyandýðýmda ilk defa ona bakýyordum adeta yapraklarýný sayýyordum. Zaman zaman üzerinde limoncuklar oluyordu. Onlarý gözümle seviyordum. Heyecanla büyümelerini bekliyordum. Birkaç gün sonra limoncuklar düþüyordu. Her seferinde hayal kýrýklýðý... Komþularýmýzýn limon aðaçlarýna bakýp "neden benim ki olmuyor?" diyordum. Evet komþumuzun bahçesindeki limonlarý seyretmek de çok güzeldi ama... Ben kendi bahçemde istiyordum. Ýlgi, sevgi, su, her þey vardý ama... Limon küsmüþtü adeta bana..
Bu da geçen yýl ektiðim geçen yaz ilk meyvelerini yediðimiz sarkan dut.. Bu sene adeta gelin gibi olmuþ.. Yere sarkan yapraklarý ile.. Fotoðraf sevgili arkadaþým Nurdan Çakýr Tezgin tarafýndan çekildi.
Ýlk gençlik yýllarýmda evimizde bir kauçuk aðacý vardý. Babam ona çok iyi bakardý. Dibinde de mor menekþeler adeta sarmaþýk olmuþtu. Kauçuk yerine sýðmaz hale gelmiþti. Adeta evin içinde bir aðacýmýz vardý. Babam uyanýr uyanmaz kauçukun yanýna gider baþýný koltuðun koluna koyar onu izlerdi. Babam saðlýðýný kaybetmeye baþladýðýnda kauçuk yavaþ yavaþ yapraklarýný dökmeye baþladý. Aslýnda ayný özen gösteriliyordu. Anlamak çok zordu. Babamý kaybettiðimiz gün kauçuk da son yapraðýný düþürdü. O da bu dünyadan gitmeye karar vermiþti. Bu hikaye yýllar öncesinden hiç unutmadýðým burnumun direðini sýzlatan bir anýdýr. O'Henry bu hikayeyi yýllar önce yazmýþ. Kahramanýnýn hayatýný bahçedeki aðaçla özdeþleþtirmiþti. Onunki kurmaca mý gerçek mi bilinmez. Ama babamýn kauçuðu gerçekti.
Ben de Limonumla böyle özdeþleþmiþtim. Üzerinde sayýlacak kadar yaprak kaldýðýnda içimi bir korku sarmýþtý.

"Bu kadar laf bu limon için miydi?" demeyin lütfen… (Fotoðraf Nurdan Çakýr Tezgin)
Limonumu merak ettiniz deðil mi? Foça'dan, bahçemdeki Limondan mektup var!
"Þeker ablam, güzel ablam.. Bilmem bahçenin nazlý kýrýlgan bir aðacýna, bencileyin bir limonun seslenmesine ne kadar kulak vereceksin. Biz limonlarý þýmarýk, zorlu, sahibine sabýr dili öðreten bir familya olarak tanýrlar ama doðru deðildir. Eh, hangi filizin selini suyunu bol versen yüzünü kara çýkarmaz esasýnda; bizim ne farkýmýz olsun ki... Ancak, meyveye geç durduðumuz doðru... Yapraðýn sürgüne dönmesi için ekildiðimiz yerin iyi seçilmesi kaçýnýlmaz. Neyse, ben bu konuda þanslýgillerdenim. Yaþadýðým yaklaþýk bir yýllýk bir kararsýzlýktan sonra haydi yallah deyip boy attýðým, dallarýmý þenlendirdiðim doðrudur. Limonlar olarak bizim bir ayrýcalýðýmýz da, köpek gibi sahibimizi tanýmamýz. Bunu pek bilmezler. Komþu eline býrakýlan limonlarýn güdük kalmasýnýn bir gerekçesi de budur. Hani ben de sahip olarak seni bellediðim için gül yüzüne ýrak düþünce þaþkýnlýðýn dozunu arttýrdým.
Senin þu tuhaf ve kýllý ev arkadaþýný ise hiç anlamadýðým için ne yapacaðým konusunda kararsýz kaldým. Biz aðaca yalnýzca yazýnsal bir esin kaynaðý olarak bakmak doðru deðil. Bir limon yalnýzca koku, renk deðil çünkü. Bir çocuða hayata tutunmasý için ne denli özen gösteriyorsan bize de öyle titizlenilmesi kaçýnýlmaz. Gördüðün gibi, nazlý olmamýzýn özünde pek çok gerekçe yatmakta. Limon filizinin sevgisiz büyüdüðü nerde görülmüþ... Neyse, sakallýya biraz alýþtým. Akþamlarý benle birlikte komþularýmýzý bir güzel suluyor. Komþularým dediðim þenlikgillerden papatya, zeytin aðacý, bir de yeni sürgün sarmaþýklar. Hepsinin keyfi yerinde maþallah. Sonbaharda benim de dallarýmda küçük limon yumrularý olacak. Þimdiden söyleyeyim de sakýn þaþýrma!
Sakallý az önce dutun üstünde beþ on karadut toplayýp yedi. Yüzünü buruþturduðuna bakýlýrsa dutlar bir parça ekþi, ama onun asýl tadý bahçeden dut toplayýp yemekte deðil mi! Þimdi de bisikletin lastiklerini kontrol ediyor seninki. Sanýrým pazara gidecek... Yine portakallarý yüklenip gelir artýk.
Ýþte buralar böyle güzel ablacým. Önümüz yaz, senin sýcaklarla pek aran yoktur ama ben içten içe seviniyorum. Üstelik kendimi senin gibi serin sulara atma þansým da yok... Söyledim a, benim serinliðim de, gýdam da ilgi ve sevgidir. Siz insanlar bunu bilmez misiniz sanki?
Hadi seni rahat býrakayým artýk. Gözlerimiz yollardadýr. Bahçenin bütün dilsizleri adýna sana sevgiler selamlar... Söz söylemek için dile ihtiyaç mý olurmuþ sanki? Taze dallarýmýzýn, hoþ rayihamýzýn, renklerimizin bir aðýzdan söylediði o güzelim þarkýyý duymayan biri zaten hiçbir þey duymuyor demektir. Hasretle. Senin limonun"
8.Mayýs.2012
LONDRA
Güzin TÜMER
"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...
