BABASIZ RAMAZANLAR / Tülin DURSUN
Tülin DURSUN

Tülin DURSUN

BABASIZ RAMAZANLAR



Bilmem kaçýncýsý devam eden çok tutuklu davanýn bugünkü oturumu yurt içi ve yurt dýþýndan gelen basýn mensuplarýna, insan haklarý temsilcilerine, dünya yazarlar örgütlerine açýk.

Ýçeriye alýnmadan önce kimlik kontrolü yapýlýyor. Ne için, kime gelindiði sorgulamasýndan sonra size boynunuza asmak için verilen kartlarýnýzla güvenlikten geçiyorsunuz. Metal eþyalarýnýzý, cep telefonlarýnýzý, kesici – delici - patlayýcý ne varsa teslim ediyorsunuz. Bu üçüncüsünü elbette kimse yanýnda getirmiyor. Bir de fotoðraf makinesi sokmanýz yasak.

Þüpheli durumlarda üst giysilerinizden baþlayarak soyunduruyorlar. Ýtirazlarýnýz koridorda yüksek sesle karþýlýk bulur, yanýtýný alýrsýnýz.
"Kurallar gereði!"

Koridorun bir ucunda herkese açýk çayhane var. Yakýnlarýný görmek için bazýlarý binlerce kilometre uzaklardan gelmiþ. Kiminin babasý, eþi içeride kiminin annesi veya oðlu.

Aralarýnda aylardýr yakýnýna hasret olanlar var. Hepsi hazýrlýklý gelmiþ.

"Bu duruþmada çýkacak!"

Geçen duruþmalardan deneyimli olanlar dudak büküyorlar bu iþe. Her þey hakimin alt-üst dudaðýný birleþtirdiðinde çýkacak sözcüðe baðlý.

"Beraatine!"

Genç kýzýn gözleri yaþlý.

"Önümüz ramazan." Diyor kýz aksanlý Türkçesiyle. Devam ediyor;

"Babamý özledim. Kardeþlerim çok küçükler, anlamýyorlar. Annem çarþý - pazar dolaþýr yaptýðý eliþlerini satmaya çalýþýr. Üç kuruþ kazanýrsa bir kuruþunu babama yollar. Dokuz ayda çöktü kadýn. Bize mi, babama mý yetiþtirsin? Evimiz kira. Diyorum anneme "okulu býrakayým" diye. "Olmaz!" Diyor kýzarak.

Beyaz yemenisinden pembe oyalar sarkan orta yaþlý kadýn soruyor;

"Neredensin kýzým?"

"Antep."

"Yalnýz nasýl geldin onca yolu?"

"Ayný davadan yatan bir tanýdýðýn oðluyla geldik. Arabalarý var. Yoksa yol parasý veremem ki."

Duruþma 10.30’da baþlayacaktý. Ýstanbul trafiði çok yoðun. Ýnsanlar gelmeye devam ediyor.

Birden kollukçulardan birinin sesi duyuluyor;

"Arkadaþlar! Bugünkü duruþmaya kalabalýk yüzünden tutuklu yakýnlarý alýnmayacak. Salon herkesi almýyor."

Koridordaki uðultu dalga dalga yankýlanýyor. Tutuklu yakýnlarýndan itirazlar çok.

"Taa Urfa'dan geldim."

"He ya! Siirt'ten gelmiþim."

"Almanya'dan geldik. Yirmi iki saattir araba kullanýyoruz.”

"Babamý görmeden þuradan þuraya adým atmam!" Diyor az önceki Gaziantepli genç kýz.

Saat 11.10’da duruþma salonunun çift kanatlý, koca kapýsý güvenlikçiler tarafýndan açýlýnca bir koþuþturmaca baþlýyor. Herkese ayrýlan yer belli.

Yabancý izleyiciler, basýn-medya kuruluþlarý, avukatlar yerlerini aldýktan sonra tutuklular giriyor salona. Sað tarafta tutuklu yakýnlarý için olan bölüme aldýðý kadar izleyici alýyorlar.

Hakimler, savcýlar yerlerini aldýktan sonra koca salonda bir genç kýzýn sesi yükseliyor.

Herkes o tarafa bakýyor. Gaziantepli güzel kýz bu.

"Baba! Babam!"

Ön taraftaki tutuklu bölmesinden saçlarý kýrlaþmýþ, dünyanýn hasretini omuzlarýnda taþýyan, uzun boylu, cýlýzca bir adam bu sesi üzerine alarak ayaða kalkýp, kýzdan yana bakýyor. Sað elini dudaklarýna götürerek kýzýna öpücük yolluyor.

Gaziantepli güzel kýz aðlýyor, baba önüne dönmüþ gözyaþlarýný siliyor.

Hakimin iki dudaðý arasýndaki tek sözcük çok önemli.

Belki genç kýz ramazanda babasýna kavuþacak?

Belki de genç kýz babasýz ramazanlarda kardeþlerine baba olacak?


Tülin DURSUN




22 Temmuz 2012 Pazar / 2559 okunma



"Tülin DURSUN" bütün yazýlarý için týklayýn...