UYUMAYAN ÞEHÝR NEW YORK / Güzin TÜMER
Güzin TÜMER

Güzin TÜMER

UYUMAYAN ÞEHÝR NEW YORK



Nereden baþlasam nasýl anlatsam acaba... Belki bu baþlangýç cümlesi kentle ilgili benim gözlemlerim içinde bir ip ucu olabilir. Hoþluk ve tuhaflýklarý ile kendine özgü bir yaþam tarzý yaratmýþ bu þehir... New York adalardan oluþuyor. Köprüler, adalarý þehrin kalbi olan Manhattan'a baðlýyor. Manhattan'a New York demek ne kadar doðru olur acaba?

Manhattan gerçekten mükemmel þehirleþmesi ile insanýn gözünü kamaþtýrýyor. Fakat þehrin diðer kýsýmlarýna geçince bu kamaþma yerini tuhaf bir þaþkýnlýða býrakýyor. Belki de bu farklýlýk þehri özel kýlýyor. Ben Manhattan bölgesini hemen hemen yürüyerek dolaþtým. Ýnsanýn kaybolma ihtimali yok. Her þeyi her yeri elinizde koymuþsunuz gibi buluyorsunuz. Metro ciddi bir kolaylýk ayný zamanda ciddi bir eziyet... Çünkü "subway" dedikleri tren istasyonlarýnda havalandýrma yok. Ýçeriye girildiðinde nefes alýnmayacak bir sýcak var. Trenler ise üþüyecek kadar serin... Kapitalizmin baþkentinde böylesi ilkel yapýlanmayý anlamak mümkün deðil. Ayrýca tren istasyonlarýndaki merdivenler ise ayrý bir hikaye.. Hayatýmda hiç bu kadar merdiven inip çýkmamýþtým. En azýndan þiþman New Yorklular için iyi bir fýrsat. Bu kadar merdiven inip çýkarak nasýl hala þiþman kalabiliyorlar anlamak mümkün deðil.

Bu arada New Yorklulara da haksýzlýk etmek istemem. Gördüðüm kadarýyla þiþman sayýsý her yerde olandan fazla deðildi. Þiþmanlýkla gelir seviyesi arasýnda ters orantý olduðunu söylemek mümkün. New York'ta yaygýn olmasa da Amerika'nýn diðer eyaletlerinde obezitenin yaygýn olduðu söyleniyor.

Manhattan'ýn göbeðinde koskocaman bir park olan Central Park var. Hani hepimizin filmlerden bildiði öðlen yemeðini bir kese kaðýdýna koyup koþa koþa yemek yemeye gittikleri Park... Kesinlikle görülmeye deðer. Taksim Gezi Park'ýný korumak için bu kadar mücadele verilirken bu parký gezerken içim burkuldu. Neden bizim de olmasýn demekten kendimi alamadým. New York'ta yaptýðým en eðlenceli þeylerden biri Türk çocuklardan kiraladýðým bisikletle Central Park'ta dolaþmaktý. Central Park için orman demek fazla olmaz. Þehrin ciðerleri...



Þehirle ilgili baþka bir tespit açýk havada oturtulacak kafelerin olmamasý. Ýlk gün çok tuhaf geldi bana... Hava güzel ama herkes klimalý mekanlarda oturuyor. Kýþ yaz açýk hava kafeteryalarýnda vakit geçiren biri olarak bunu anlamak oldukça güç. Amerikalýlarýn klima sevdalarýnýn olduðu söylendi.

Manhattan yüksek binalarla çevrilmiþ olmasýna raðmen caddeler çok geniþ ve ferah. Gelmeden önce hapsedilmiþ duygusu yaþayacaðýmý düþünüyordum. Ama düþündüðüm gibi olmadý. Buradaki þehirleþmeye hayran kaldýðýmý söyleyebilirim. Central Park'ýn yaný sýra Manhattan Adasý'na yayýlmýþ pek çok park var. Bu da mükemmel þehirleþmenin önemli bir parçasý olmalý. Aklýma çocukluðumdan kalan bir reklam repliði geldi "yöneticimiz uyuyor mu?" diye...





New York benim anýlarýmda Caz Bar’larý ile yerini aldý. Bu bir rüyaydý ve gerçek oldu. Hepimiz filmlerden dumanlý caz barlarý hatýrlarýz. Þimdiki Caz Bar’lar dumansýz. Aslýnda New York dumansýz. Parklarda bile sigara içilmesine izin vermiyorlar. Sigara 15 Dolar civarýnda. Bu da özel yaþama müdahale gibi geldi bana... Evet Caz Bar’lardan söz ediyordum. Ýlk gittiðim Caz Bar Blue Note. Buranýn en ünlü Caz Bar’larýndan biriymiþ.1981 yýlýndan beri hizmet veren bu mekan dünyanýn her yerinden gelen caz severleri hayal edilmeyecek isimlerle bir araya getirmiþ. Japonya'da ve Ýtalya'da þubeleri varmýþ.

Ýkinci gittiðim Caz Bar Birdland. Ünlü alto saksafoncu Charlie Parker'ýn lakabý bilindiði üzere "bird". Yaklaþýk 60 yýldýr hizmet veren bu mekanýn açýlmasýnda önderlik eden Charlie Parker'ýn lakabý barýn adý için esin kaynaðý olmuþ. Çok özel bir geceydi benim için...

Geç kalmaktan korkmama raðmen New York gibi bir kentte gece üçte eve dönmeyi göze aldým. Hafif çekinerek metroya girdiðimde metrodaki kalabalýk beni çok þaþýrttý. Evet New York uyumayýn bir þehir... Bu deneyimden sonra kim korkar New York'tan:)

Son ziyaret ettiðim bar ise Dizzy's Jazz Club Coca Cola. Hemen Central Park'ýn yanýndaki uzun bir binanýn üst katýnda Manhattan manzaralý oldukça keyifli bir mekandý. Buralarda geçirdiðim zaman hiçbir zaman unutulmayacak cinsten benim için... Oldukça pahalýya mal olduklarýný söyleyebilirim. New York'tan para caz barlarda harcanýr. Alýþveriþte deðil!

Aslýnda yazarken aklýma pek çok þey geliyor. Kýsa kýsa diðer gözlemlerinden söz edeceðim. New York'ta en çok konuþulan ikinci dil Ýspanyolca. Buradaki göçmenlerin bir çoðu Güney ve Orta Amerika'dan gelmiþ. Ekmek derdinde olan bu insanlar nerede yaþadýklarýnýn pek farkýnda deðiller gibi..



Bilindiði üzere New York'un yangýn merdivenleri pek ünlü.



Batý Yakasýnýn Hikayesi, Siyam Balýðý ve pek çok filmde bu yangýn merdivenleri kullanýlmýþtý. Bu merdivenlerin fotoðrafýný çekerken Honduraslý bir iþçi bana adeta "abla ya niye çekiyorsun bunlarý. Herkes bunlarýn fotoðrafýný çekiyor ya da resmini yapýyor. Ben hiç anlamýyorum" dedi; kýrýk Ýngilizcesiyle... Guggenheim Müzesi'nin çok yakýnýnda Latin kökenli bir iþçiye müzeyi sorduðumda yine kýrýk Ýngilizcesiyle böyle bir yeri hiç duymadýðýný söyledi. Tanýþtýðým Latin kökenli insanlarýn durumu da içler acýsaydý. Ýngilizce Ýspanyolca karýþýmý "Spanglish" olarak tanýmlanan bir dil konuþuyorlar. Diller arasýnda yerini bulmaya aday gözüküyor.

New York'la ilgili gözlemlerime sanýrým baþka bir yazýda devam etmeliyim. Yazýyý daha fazla uzatmadan bitirmeliyim. New York'tan Ekvador'un baþkenti Quito'ya geldim. Birkaç gün dinlendikten sonra burayý keþfetmeye baþlayacaðým.

6 Temmuz 2013 Quito


Güzin TÜMER




9 Temmuz 2013 Salý / 3833 okunma



"Güzin TÜMER" bütün yazýlarý için týklayýn...