ROCK, RÝTÝM VE FOÇA / Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

ROCK, RÝTÝM VE FOÇA



Evrende, görünen görünmeyen, aklýmýza gelen bütün her þey hareket halindedir. Bu hareketliliðin ne kadar düzenli ve devamlý olduðunu anlamanýn en iyi yolu, canlýlarýn kalp atýþlarýný dinlemekten geçer.
týk týýk, týk týýk
yada
tuk, duk, nuk, duk...


Güneþin dairesel hareketliliði ana ritmimiz olduðundan, ona baðlý bir dizi yaþam silsilesi içinde ritmik nefes alýþlarla yaþamaktayýzdýr hepimiz. Evrenin ritmi içimizden akýp geçerken farkýna varmadýðýmýz "yaþam" enerjisi, kendi yokluðunu ancak ölümle keskin bir þekilde ifade eder ki, bunu anlamak için ölmeye gerek yoktur! Evet, ölümlü olmayý hissetmek yaþamý anlamlý ve ulaþýlmaz kýlýyor, insanlýk sürekli bunu hatýrlama yöntemlerine baþvurur. Ölüme bir karþý duruþ olmayan ne vardýr diye düþünürüm kimi zaman ve bulamam. En sakin hallerimiz bile katmanlarýmýzda ölümün ýssýz sessizliðinizi barýndýrýr.

Ve belki sýrf bu yüzden
"Bir þey yapmalý,
b i r    þ e y    y a p m a l ý ý ý ý, heeeyyy!“


Asýl söylemek istenilen, "ne yapmalý, n a s ý l    y a p m a l ý" sorusuyla düðümlenip çözülme arzusunun hep bir aðýzdan güçlendirilmesi olmasýn...

Ölümün kýyýsýna gelmek, onun ürkünçlüðünden yararlanmak, etkilenmek, yaratmak, acýmak ve acýtmak hepsi biri diðeriyle içiçeyse, ölüme meydan okuma ve bu sonsuz evrende hayatta kalma þekillerimizden sadece biri olabilir mi acaba rock?

Rock sadece bir akýmdýr, hem de ritmi güçlü bir akým demek iþte bu noktada yeterli deðil...

Afrikalý kölelerin ve siyahilerin acýlarýný sitemlerini yansýtan "blues"un, “caz”la beslenip üzerindeki hüzün elbisesini sýyýrmasýdýr diyebiliriz rock için. Bütün seslerin, haykýrýþlarýn, tempolarýn, bütün melodilerin ait olduklarý tanýmlardan sadece biri olan rock ve diðerleri için hiçbir efsanevi tanýmý iki satýra sýðdýramayýz, sýðdýrýrýz dersek haksýzlýk olur. Birçok ekol, nice canlar ne insanlýk dýþý acýlar sonucu oluþmuþtur. Ýsyan ve haykýrýþýn olmadýðý yerden böylesi güçlü, insaný içindeki taa en kuytularda yakalayan sesler çýkmaz.

Ölüm ve rock'ý ilintilendirmek belki gelinecek en son nokta, lakin bu ikisi arasýndaki baþkaldýrý isyan, karþý çýkýþ gibi anarþist tarafýmýzý körükleyen egonun ölümlü yanýmýzý kabullenememe çýkýþý, rock'ý yeni baþtan þekillendirip güncel hayatýn orta yerine oturtabilir. Belki Foça'da yaþanan da buydu, Ýngiliz Burnu'ndaki “Rock Tatili Foça Festivali”nde!

Bizim kuþak, pembe kuþaðýn son düðümlerindendi bana göre! Pink Floyd'la duvarlara zýpladýk, kalp ritmimizin farkýna baþka türlü vardýk. Pembe düþünmek isterken karalar baðladýk, pozitivist ve narsist felsefeler içinde yuvarlanýp debelendik dizlerimizin kuvvetiyle.

Bizim kuþaktýk biz!

Ýstediðimiz gibi yaþadýk mý? Hayýr. Þimdikiler de bu soruya HAYIR diyor ne tesadüf!

”'Eðitime ihtiyacýmýz yok,
düþüncelerin kontrol altýna alýnmasýna da
ihtiyacýmýz yok,
sýnýflarda aþaðýlanmaya da,
öðretmenler çocuklarý rahat býrakýn,
Heeey, öðretmen!
Rahat býrak o çocuklarý,
hepsi duvarda yalnýzca baþka bir tuðla,
çevremde silahlara ihtiyacým yok,
beni sakinleþtirecek uyuþturuculara
ihtiyacým yok,
duvardaki yazýyý görüyorum,
bir þeye ihtiyacým olduðunu sanma sakýn,
Hepsi hepsi, yalnýzca duvardaki bir baþka tuðla
duvarlardaki tuðlalarsýnýz siz hepiniz...''

(Pink Floyd'un ''Another Brick in The Wall / Duvardaki Baþka Bir Tuðla'' þarkýsýnýn sözlerinden.)


"The Wall" her insanýn, kendisine yöneltilen eleþtirileri duymaktan ve hatalarýyla yüzleþmekten kaçtýðý için etrafýna ördüðü sýnýrlarý sorgulayan, hayattan soyutlanmasýný anlatan bir metafordur ve biz onu içselleþtirip gönül tahtýmýza oturtmuþtuk. Pink Floyd'un "Duvar" albümüyle bizim kuþak ve sonrasýndaki birçoklarýný paramparça yüzleþmelerle sarsarak fýrlatmýþtýr duvardan duvara...

"Annen her zaman seni saðlýklý ve temiz tutacak
Aaaaah bebeðim, aaaaaah bebeðim, aaaaah bebeðim
Sen her zaman benim bebeðim olarak kalacaksýn
Anne, bu kadar yüksek olmasý gerekli miydi duvarýn?"
(Pink Floyd / Another Brick in the Wall - II )


Pink Floyd eþittir ritimdir birçoðu için. Ses, görüntü, uðultu ve diðer her þeyin bir olduðu ve tek bir vuruþun kalpte birleþtiði o güm güm ritim duygusu vardýr ya, iþte ona susamýþýz içimizde bir yerlerde. Tek vuruþ olmaya, tek vücut, tek ses olmaya...

Evrenin sesine yankýdan baþka bir þey deðildir ritmi kalpte hissetmek. Ýngiliz Burnu dört koca gün boyunca bunu yaþattý insanlara aslýnda. Sadece insanlara mý, ýlgýn ve meþe aðaçlarýna, yaban papatyalarýna, kökleri dipte salep fidelerine, yaban soðanlarýna, yaban pýrasa ve sarýmsaklarýna, sýðýr kuyruklarýna, sarý katýr týrnaklarýna, keten çiçeklerine, deve dikenlerine tek vücut tek ses olmayý, ölümlü olmayý, genç ve güzel yüzlü çocuklarýn gözlerinden seyretmeyi öðretti dünyayý...

Sordum sarý çiçeðe köklerin yaralý mý?

Çiçek dedi; Ey insanoðlu, köklerim deðil ruhum yaralý, önümüz kýþ, esecek rüzgar yaðacak yaðmur tazelenip baharý bulacaðým. Önümüzdeki bahara açacaðým tomur tomur, siz yine geleceksiniz Ýngiliz Burnu'na bahar þarkýlarý söyleyip perilerle dans edeceksiniz! Sonrasýnda yine onlar gelecek yaz ortasýnda, o siyah giysili çocuklar, rock denilen o yüksek ritimli bombardýmanla örseleyecekler bedenlerimizi, sür-git bir tören bu bütün olup bitenler. Hepsi bu... Aaa bir dakika, hepsi bu kadar deðil, bu defa siyah giysili çocuklara çöplerini kendilerinin toplamasýný söyleyeceðim, onlarýn büyüklerine de daha fazla temiz su ve tuvalet yerleþtirmelerini fýsýldayacaðým kulaklarýna uykularýnda.

Bir tören, bir döngü, iþte hepsi bu...

Garip bir sinerjiydi Foça'nýn yaþadýðý. Genç insanlar, çocuk kalplerinin kocaman isyanlarýný temiz yüzlerinin safça bakýþlarýyla haketmedikleri bir dünyayý þiþecamý gözlüklerle seyreder gibi seyrediyorlardý. Anlayamadýklarý yerde, öðrenmenin zorlaþtýðý noktada rock'ýn güçlü kollarýna atmýþlardý kendilerini. Aðabeyleri, ablalarý da onlarýn yaptýðýný yapmamýþ mýydý? Çiçek böcek çocukluðumuzun bir iki adým ötesinde emekleyerek rastlamamýþ mýydýk kaya gibi sert bir þeylere! Neydi onlar?

Rock bir yaþam tarzýdýr, bir ruhtur. Dünyadaki bütün yanlýþlýklara, haksýzlýklara, öldürmelere isyan ve baþkaldýrýþtýr.

Rock, çýkýþý itibarýyla bir manifestodur aslýnda, yumuþak karýnlý bir manifesto. Dýþ dünyadan gelen onca kalabalýk genç nüfus, bir küçük kasabanýn küçük bir adacýðýnda toplanacak ve bunca sevgi dolu sevecen geçecek! Üstelik de ilk yýl olmanýn eksiklikleri ve acemiliðiyle... Aslýnda güzel olan bu iþte. Tüm salaþlýða, eksik ve yoksunluklarýna raðmen yaþamý farklý algýlamayý gerekli kýlan bu kýsa süreç, yerli yabancý birçok yürekte farklý mekanizmalarý harekete geçirmiþtir sanýyorum. Yaþlýsý genci, henüz genç kalmak isteyeni, kadýný, erkeði herkes bu tuhaf ve gürültülü organizasyondan ve siyah giysili gençlerden bir þeyler öðrendi.

Foçalý anneler sevdi onlarý. Foçalý ablalar, teyzelerle amcalar, siyah giysili bileklikli gençlere bahçelerinden duþ için su verdi tuzlu deniz suyundan arýnsýnlar diye, çay, peynir ve ekmeðini paylaþtý, battaniyesini verdi üþümesin diye. Sevgi dolu sohbetini paylaþtý uzaktaki torununu hatýrlayarak...

Siyah giysili gençlerle hop oturup hop kalktýk o dört gün boyunca. Düþeni kaldýrmayý, yardýmlaþmayý, genç nesilde bitti sandýðýmýz saygýyý ve dayanýþmayý, mahþeri kalabalýktan çýkan sesin daðýlan enerjisiyle yeni umutlar yeþertmeyi öðrendik. Hep bir aðýzdan "heyyy" nidalarýyla grup ruhunun gücünü, hoþgörüyü, tatlý baþkaldýrýnýn insanca sevecenliðini hissettik o dört gün boyunca.

Evrenin ritmi yaþamýn soluk alýþý demek olduðuna göre, insan denilen canlýyý bu ritimden ayrý düþünmek doðaya aykýrýlýktýr. Rock müziðiyle oluþan ritim duygusunun insana saðladýðý, kiþinin kendine dýþtan gelen bir ses olarak bakýþý, bir ayna yansýmasýdýr, týpký güneþin ritminin bizlerin ruh haline ve kalp atýþlarýna etkisi gibi. Dünya üzerindeki birçok insan topluluk ruhuyla büyük enerji girdaplarý oluþturuyor. Bunun Karayip yerlilerince, Kýzýlderililerce, Hintlilerin Ganga Artu törenlerince, tasavvuf ehlinin zikirlerince ve daha birçok dinsel yada töresel biraraya gelmeyle olmasý, özün ihtiyacýný deðiþtirmez. Daha da önemlisi, insanoðlunun yüklendiði yaþamsal enerjiyi boþaltma gereksinimi gibi dýþavurumlar, yaþam varoldukça olacaktýr.

Görebildiðimiz her þey, bizim küçük iç dünyalarýmýzýn birer yansýmasýdýr aslýnda; kahkahalarýmýz evrenin devinimidir, göz yaþlarýmýz seli afetidir, gürültümüz depremidir yeryüzünün. Biz doðanýn biricik parçasý insanlarýz.

Bir tören, bir döngü, iþte hepsi bu...


Nurdan ÇAKIR TEZGÝN




24 Aðustos 2009 Pazartesi / 3663 okunma



"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...