Gündüz Akagündüz
Ýstanbul - Düzce - Akçakoca - Yedigöller Gezisi 1
Yollara çýkasým gelmiþti.... (Yalnýz)
Yollarda olasým....
Yollara düþtüm ....
Yolumu seçtim....
Yol aldým.....
Yollara, daðlara, denizlere, göllere, insanlara vardým....
Uzaklaþtýklarým onlar – yakýnlaþtýðým insan….
Yollarda olmak ?….
Kalakaldýðým, kalkamadýðým, kalkýnamadýðým, kaçamadýðým, kovalayamadýðým her ne varsa ardýmda ….. Yollarýn uzayýp – uzatýp – götürüp - getirip yine beni ulaþtýracaðý benbenliðim yüzleþmelerinde kendimle….
Yollarda….?
Ne kaçýlan ne dönülen farklý bir yer deðil… Tek tanýðým - tanýdýðým yollardaki kendim….. Ne kaçmak ne de dönmek için deðil bu yolculuk…. Yollarda kendimi hatýrlamak için…
Zincirleri kýrmalý bazen...
Halkalardan sýyrýlmalý…
Metalin sesinden uzaklaþmalý…
Onlardan……..

18 saat içinde 3 þehir, 3 deniz, 3 göl görüp, 3 günde 33 insan tanýyýp 333 tebessüm edince daha bir keyflendi yaþam.... Sýfýr rakýmdan 1200’e, yeþilden kýrmýzýya, ahþaptan taþa, maviden turuncuya…. Sonbahar hüznün de beyaz bir mevsimin de baþlangýcý….. o anýn da, sonun da baþlangýcý….
Yazý ve fotoðraflar Ýstanbul'dan baþlayýp; Düzce, Akçakoca, Yýðýlca Ormanlarý, Yedigöller, “hava”sýnda bir fotoðraf ilgilisi ya da fotoðraf havasýyla, insanla devam edecek.... Umarým.....
ÝSTANBUL – ÝSTÝKLAL CADDESÝ – ÇÝÇEK PASAJI – CUMHURÝYET MEYHANESÝ – AKM
Adnan Menderes'ten çýkýp da Atatürk Havaalaný’na inince garip bir kavram kargaþasý oluþsa da (!) hemen karýþýyorsunuz kalabalýðýna ve kargaþasýna o koþuþturmanýn.... Her gün yetiþmek gerek, gidilene de, dönülene de…. Her gün böylesi bir koþturu yaþ almak olmamalý… Ýzlemeyen bakýþlarýn koþuþturmasý…. Varýlamayanýn döngüsü…. Soluklanmak için yine yollarda olma hali….. Yollarsa kalabalýk…. Yalnýz….
AKM önünden Düzce’ye doðru yola çýkmazdan öncesi 30 yýla sýðdýramamýþken eski günleri, toplamda 4 saate sýðar mýyým acep….?
Aksaray-Taksim ve Ýstiklaldeyim iþte....
Ýstiklal Caddesi’ni ilk kez gördüðüm 1979’daki genç-çocukluðum anýlarý depreþik nedense.... Yaþ almak kaynaklý mý, aný zenginliðimin züðürt tesellisi mi ayýrt edemesem de.... Renk cümbüþü çekimi arasý eski günlerdeki az yalnýzlýk korkusu..... Kalabalýðýn seyranýnda, yüzlerdeki yabancýlýða karýþmakta ve yaþanmýþlýklarýmýn bildikliðinde yürümekteyim…. Beyoðlu – Taksim - Ýstiklal..... çocukluðum ve yetiþkinliðim arasý..... Çokluðum ve hiçliðim… Her þeyliðim ve azlýðým….. Azalýp azalýp çoðaldýðým, çoðaldýkça yollara sýðýndýðým….

Taksim kalabalýk…. Çoðunluk, gençler…. Ne hoþ renk-i bi ahenk…. Çoðulcular-bencil-s-leriyle, aramakta ve aranmakta olanlarýyla çoklar…. Azýnlýk; binalarýn tenhasýna sýðýnmýþ yaþam savaþýnda gecikmiþler… Saçlar – sakallar - giysiler deðil yitirilen gecikmiþler için; yarýnsýz bakýþlar…. Bayýk bakýþlarsa her hallerden mutlu…. Ayný cadde üzerinde zarif hanýmefendiler - þýk beyefendilere karýþmýþ, tikiler, entelektüeller, memurlar, aþifteler, öðrenciler.... Sevgililer - sevgisizler, güzeller - az güzeller, faniler – ruhaniler – ruhsallar - ruhu þad olmuþlar…. Doðusu - batýsý, mürekkep lekesi - daksili kadar zýtlýklarýn üst üste-altaltalýðý Taksim… Güzel bir geç sonbahar serinliði…. Akþamýn ilk karanlýðý…. Genç ve geç bir Ýstiklal akþamý….
1979 sonrasý aralýklý zamanlarda her uðrayýþýmda, belleðime yeni bir mekan kattýðýmýn Ýstiklal’i…. Abdülhamit’ten bu yana yürüyeni, oturaný, kapaný - kaçaný, yerli yerinde duraný, nereden geldiði bildiklerle kimin çocuðu olup, nereye gideceði bilinmezlerin omuz mesafesi, koku temasýnda yan yana yürüdüðü Ýstiklal’i…. 30 yýl öncesinin ezberletilmiþ zýtlýklarýna neon giysili yeni zýtlýklar türetilmiþ Ýstiklal’i…. O zamanlar býyýðýnýzý tarif gerekmezdi berberinize…. Yanlýþ berbere giderseniz de býyýk derdiniz kalmazdý… Dergilerden iþaret parmaklamak yeterli þimdilerde kuaförde, ya da pop name bilin yeter…. Tanýmlarýmýz çeþitlendi, çoðaldýk, reng-i ahenk hallere vakfedilmekteyiz her an.…. Anýmsamalarýmýz azaltýlmakta…. Kendimiz azalmaktayýz çoðaltýldýkça….
Karaköy'den - Tünel sonuna çýkýþ vaktinin 2 katý vakitte Ýzmir'den gelip.........

"Trene bakmaktayýz" artýk....

Yuvarlak tepsili soba - mangal kestanecilerin yerini, askerden yeni gelmiþ hizalý kestaneler alsa daaaa.....

Ali Muhittin Hacý Bekir'in akide þekerleri halen yerli yerinde... Üstelik fotoðrafýný çekene iki de fýndýklý ikram ediyorlar...
Bugünün ambalajý çeþnili tercihleri çocukluðum günlerinde olmadýðýndan olsa gerek kaynana þekeri, akide þekeri uzaktan gelen akrabalarýn beni çok mutlu edebilen hediyeleriydi.....

Ege'den 1 saat sonrasý Marmara.... 45ten – 35e – 35ten 34e kadar yakýn görünen.... Bu günden 30 yýl öncesine uzaklýkta...
................................
17 yaþýma giydirilmiþ resmi üniforma bile Çiçek Pasajý merakýma engel olamamýþtý o yýllarda... Ayak üstü masalarda - yanyana, ortada bir midye tavaya ortalama 4 bira düþen arkadaþ sohbetleri.... 50 cl arpa suyuna bir dünya dönmesi kafalarla Zübük filmine yetiþme kaygýsý…. Yýllar deðiþiyor, Zübük filmi artýk Kanal 7’de gösteriliyor, Hacý Bekir’in akide þekerini geveliyorum aðzýmda, Çiçek Pasajý’nýn kapýsýndayým, bildik bir yabancýyým….. O günlerin paylaþýldýðý arkadaþlar uzaklarda… E artýk cep var, o var bu var daaaa… ya o aný paylaþacak kimse……..?
Babadan - oðula yeni yüzleriyle ara sokaklarýnda balýkçýlar…. Baþka bir kavga içindeler artýk…. O salaþ ama sarmaþ ucuz balýk mekanýmýz Mercan Cafe; sarmadý bu kez ….

Türkiye’de ilk kez Ýstanbul’da Dünya Raký Günü kutlanmýþtý…. Cumhuriyet Meyhanesi’nde….. Ve ikincisini de 2 yýl önce Manisa’da toplaþtýðýmýz 30 arkadaþla biz kutlamýþtýk…. Meyhane bile diyemeyeceðimiz bir mekanda….

30 yýl öncesinden bilmezdim Tarihi Cumhuriyet Meyhanesi’ni… Zaten 17 yaþým askeri öðrenci harçlýðý ve aileden gelen böyle bir kültür de olmayýnca nereden bilecektim ki meyhane – raký – balýk - fava tadýný… Ama öðrendik sanýrým…. Favanýn bakladan yapýldýðýný – rakýnýn üzümden yapýldýðýný….. Sohbetin kattýklarýnýysa halen öðrenmekteyiz….. Vefa Zat’tan okuduk, sözü kadim aðabeylerden dinledik, sohbeti çekilir dostlarla içtik…. öðrendik zamanla…. Öðreniyoruz…. Rakýnýn – balýðýn - favanýn tadýna eyvallah daaa, tüm bunlarýn sohbetin mezesi olduðunu…..
Bu kez sohbetim kendimle….. Þerefime çýrpýþtýrdým kendimle…..

"Oturduðu yerden" fotoðrafý çeken ben .... Balýðý – rakýyý - favayý kim "götürdü"?
..........................................................
Galata Köprüsünde midye tava – balýk - ekmek, a bir de illaki Beþiktaþ Kazan Birahanesi… O günlerdeki midye tavalarýn tadýný bilince þimdilerde buruk ama özlemli bir tad olarak baki kalmakta bu tek kadehle hoþ olmuþ kubbemde….

Yol almalý Taksim’e doðru…. Yola çýkmalý…. Fotoðraf çekmeliyim…. Fotoðraf belleðime katmak için mi, belleðimi sunmak için mi……? Yollarda olmalýyým…. An’ýn, insanlarýn, yaþamýn yollarýnda……
Vara vara vardým Ýstiklal'in baþýnda eskilerde bir su deposuna... Daldým içeri.... Þimdilerde Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi.... Cumhuriyetin 86. yýlýnda 86 sanatçýnýn eseri.... Kocaaaaa Ýstanbul..... San-atýda, san-atçýsýda bol.... Pek bir keyifle izledim eserleri de, mekaný da..... Cumhuriyetin 86. yýlýnda 86 sanatçýnýn eserlerinin bir araya geldiði “86/86 Cumhuriyet” sergisi 28 Ekim – 28 Kasým tarihlerinde ziyaret edilebilir. Öneririm... Cumhuriyet’in getirdiði yeni dünya görüþü doðrultusunda hazýrlanan 39 resim, 15 heykel, 21 fotoðraf, 7 baský, 2 seramik, 1 mozaik ve 1 enstalasyon eserinin yer aldýðý sergiden birkaç fotoðraf.....






ve sergiden son fotoðraf zincir - halka........

1980 Yýllarýydý.... Askeri öðrenci olarak Kuleli'de bir tiyatro grubu kurma çalýþmalarý sýrasýnda Atatürk Kültür Merkezi’ne gittim ... Ýzleyici olarak sahne önündeki koltuklarda oturmak için deðil de ziyaretçi olarak... Nereden estiyse(!) "Çürük Elma" oyununun yazarý Atila Alpöðe ile görüþerek oyunu sahneleme izni almak için... Koridor boyu ilerlerken her bir kapýsýndan ayrý bir týný aldýðýmý hatýrlýyorum... Bir kapý ardýndan duyduðum "opera" seslendiricisi sesi, o zamanlar TRT’de yayýnlanan (TRT2si-üçü beþi yoktu) Hikmet Þimþek yönetimdeki "pazar konseri"ndeki ýzdýraptan çok farklý bir duygu katmýþtý bana... "Sivas Sivas olalý böyle bir iþkence görmedi" diyen vatandaþ gibi "pazar konseri" bitse de kovboy filmi baþlasa diye zoraki izleyiþlerimden utanmadým ama, kapý ardýndan duyduðum o ses, o anlamadýðým sözlerdeki duygu beni etkilemiþti... O kadar etkilenmiþim ki halen koþa koþa operaya gitmiyorum.... Kültür çocukluktan iyi yerleþmezse, don düþüyor iþte ...ýçýmýzdan, needek..... Sonuçta oyun yazarýyla mý yoksa baþka bir yetkiliyle mi görüþtüm hatýrlamýyorum ama o oyunu sahneleme iznini þifaen de olsa almýþtým. Okulda tiyatro grubundaki arkadaþlarla onca prova, onca "onaylatma" sahnelememize karþýn "Çürük Elma" oyununu okulda oynayamadýk.... Sonuç budur.... "Her film mutlu bitmez" öðretisinin bilmem kaçýncý tekrar dersi.... Belki de o günden evveli ve bugünde o oyunun anlattýklarý o kadar çok gündelik yaþamýmýzda yaþanýyor ki bir de sahnede görmeye gerek yoktu herhalde kiiii.....
ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZÝ dolu dolu bir yerdi.... Düzce'ye yolculuk için ilk hareket noktasý olan AKM önüne geldiðimde.... Ýçim burkuldu.... Ýçini boþaltmaya çalýþýyorlar ATATÜRK - KÜLTÜR Merkezi'nin....

devam edecek....
Gündüz Akagündüz
www.gunduzakagunduz.com
Yollara çýkasým gelmiþti.... (Yalnýz)
Yollarda olasým....
Yollara düþtüm ....
Yolumu seçtim....
Yol aldým.....
Yollara, daðlara, denizlere, göllere, insanlara vardým....
Uzaklaþtýklarým onlar – yakýnlaþtýðým insan….
Yollarda olmak ?….
Kalakaldýðým, kalkamadýðým, kalkýnamadýðým, kaçamadýðým, kovalayamadýðým her ne varsa ardýmda ….. Yollarýn uzayýp – uzatýp – götürüp - getirip yine beni ulaþtýracaðý benbenliðim yüzleþmelerinde kendimle….
Yollarda….?
Ne kaçýlan ne dönülen farklý bir yer deðil… Tek tanýðým - tanýdýðým yollardaki kendim….. Ne kaçmak ne de dönmek için deðil bu yolculuk…. Yollarda kendimi hatýrlamak için…
Zincirleri kýrmalý bazen...
Halkalardan sýyrýlmalý…
Metalin sesinden uzaklaþmalý…
Onlardan……..

18 saat içinde 3 þehir, 3 deniz, 3 göl görüp, 3 günde 33 insan tanýyýp 333 tebessüm edince daha bir keyflendi yaþam.... Sýfýr rakýmdan 1200’e, yeþilden kýrmýzýya, ahþaptan taþa, maviden turuncuya…. Sonbahar hüznün de beyaz bir mevsimin de baþlangýcý….. o anýn da, sonun da baþlangýcý….
Yazý ve fotoðraflar Ýstanbul'dan baþlayýp; Düzce, Akçakoca, Yýðýlca Ormanlarý, Yedigöller, “hava”sýnda bir fotoðraf ilgilisi ya da fotoðraf havasýyla, insanla devam edecek.... Umarým.....
ÝSTANBUL – ÝSTÝKLAL CADDESÝ – ÇÝÇEK PASAJI – CUMHURÝYET MEYHANESÝ – AKM
Adnan Menderes'ten çýkýp da Atatürk Havaalaný’na inince garip bir kavram kargaþasý oluþsa da (!) hemen karýþýyorsunuz kalabalýðýna ve kargaþasýna o koþuþturmanýn.... Her gün yetiþmek gerek, gidilene de, dönülene de…. Her gün böylesi bir koþturu yaþ almak olmamalý… Ýzlemeyen bakýþlarýn koþuþturmasý…. Varýlamayanýn döngüsü…. Soluklanmak için yine yollarda olma hali….. Yollarsa kalabalýk…. Yalnýz….
AKM önünden Düzce’ye doðru yola çýkmazdan öncesi 30 yýla sýðdýramamýþken eski günleri, toplamda 4 saate sýðar mýyým acep….?
Aksaray-Taksim ve Ýstiklaldeyim iþte....
Ýstiklal Caddesi’ni ilk kez gördüðüm 1979’daki genç-çocukluðum anýlarý depreþik nedense.... Yaþ almak kaynaklý mý, aný zenginliðimin züðürt tesellisi mi ayýrt edemesem de.... Renk cümbüþü çekimi arasý eski günlerdeki az yalnýzlýk korkusu..... Kalabalýðýn seyranýnda, yüzlerdeki yabancýlýða karýþmakta ve yaþanmýþlýklarýmýn bildikliðinde yürümekteyim…. Beyoðlu – Taksim - Ýstiklal..... çocukluðum ve yetiþkinliðim arasý..... Çokluðum ve hiçliðim… Her þeyliðim ve azlýðým….. Azalýp azalýp çoðaldýðým, çoðaldýkça yollara sýðýndýðým….

Taksim kalabalýk…. Çoðunluk, gençler…. Ne hoþ renk-i bi ahenk…. Çoðulcular-bencil-s-leriyle, aramakta ve aranmakta olanlarýyla çoklar…. Azýnlýk; binalarýn tenhasýna sýðýnmýþ yaþam savaþýnda gecikmiþler… Saçlar – sakallar - giysiler deðil yitirilen gecikmiþler için; yarýnsýz bakýþlar…. Bayýk bakýþlarsa her hallerden mutlu…. Ayný cadde üzerinde zarif hanýmefendiler - þýk beyefendilere karýþmýþ, tikiler, entelektüeller, memurlar, aþifteler, öðrenciler.... Sevgililer - sevgisizler, güzeller - az güzeller, faniler – ruhaniler – ruhsallar - ruhu þad olmuþlar…. Doðusu - batýsý, mürekkep lekesi - daksili kadar zýtlýklarýn üst üste-altaltalýðý Taksim… Güzel bir geç sonbahar serinliði…. Akþamýn ilk karanlýðý…. Genç ve geç bir Ýstiklal akþamý….
1979 sonrasý aralýklý zamanlarda her uðrayýþýmda, belleðime yeni bir mekan kattýðýmýn Ýstiklal’i…. Abdülhamit’ten bu yana yürüyeni, oturaný, kapaný - kaçaný, yerli yerinde duraný, nereden geldiði bildiklerle kimin çocuðu olup, nereye gideceði bilinmezlerin omuz mesafesi, koku temasýnda yan yana yürüdüðü Ýstiklal’i…. 30 yýl öncesinin ezberletilmiþ zýtlýklarýna neon giysili yeni zýtlýklar türetilmiþ Ýstiklal’i…. O zamanlar býyýðýnýzý tarif gerekmezdi berberinize…. Yanlýþ berbere giderseniz de býyýk derdiniz kalmazdý… Dergilerden iþaret parmaklamak yeterli þimdilerde kuaförde, ya da pop name bilin yeter…. Tanýmlarýmýz çeþitlendi, çoðaldýk, reng-i ahenk hallere vakfedilmekteyiz her an.…. Anýmsamalarýmýz azaltýlmakta…. Kendimiz azalmaktayýz çoðaltýldýkça….
Karaköy'den - Tünel sonuna çýkýþ vaktinin 2 katý vakitte Ýzmir'den gelip.........

"Trene bakmaktayýz" artýk....

Yuvarlak tepsili soba - mangal kestanecilerin yerini, askerden yeni gelmiþ hizalý kestaneler alsa daaaa.....

Ali Muhittin Hacý Bekir'in akide þekerleri halen yerli yerinde... Üstelik fotoðrafýný çekene iki de fýndýklý ikram ediyorlar...
Bugünün ambalajý çeþnili tercihleri çocukluðum günlerinde olmadýðýndan olsa gerek kaynana þekeri, akide þekeri uzaktan gelen akrabalarýn beni çok mutlu edebilen hediyeleriydi.....

Ege'den 1 saat sonrasý Marmara.... 45ten – 35e – 35ten 34e kadar yakýn görünen.... Bu günden 30 yýl öncesine uzaklýkta...
................................
17 yaþýma giydirilmiþ resmi üniforma bile Çiçek Pasajý merakýma engel olamamýþtý o yýllarda... Ayak üstü masalarda - yanyana, ortada bir midye tavaya ortalama 4 bira düþen arkadaþ sohbetleri.... 50 cl arpa suyuna bir dünya dönmesi kafalarla Zübük filmine yetiþme kaygýsý…. Yýllar deðiþiyor, Zübük filmi artýk Kanal 7’de gösteriliyor, Hacý Bekir’in akide þekerini geveliyorum aðzýmda, Çiçek Pasajý’nýn kapýsýndayým, bildik bir yabancýyým….. O günlerin paylaþýldýðý arkadaþlar uzaklarda… E artýk cep var, o var bu var daaaa… ya o aný paylaþacak kimse……..?
Babadan - oðula yeni yüzleriyle ara sokaklarýnda balýkçýlar…. Baþka bir kavga içindeler artýk…. O salaþ ama sarmaþ ucuz balýk mekanýmýz Mercan Cafe; sarmadý bu kez ….

Türkiye’de ilk kez Ýstanbul’da Dünya Raký Günü kutlanmýþtý…. Cumhuriyet Meyhanesi’nde….. Ve ikincisini de 2 yýl önce Manisa’da toplaþtýðýmýz 30 arkadaþla biz kutlamýþtýk…. Meyhane bile diyemeyeceðimiz bir mekanda….

30 yýl öncesinden bilmezdim Tarihi Cumhuriyet Meyhanesi’ni… Zaten 17 yaþým askeri öðrenci harçlýðý ve aileden gelen böyle bir kültür de olmayýnca nereden bilecektim ki meyhane – raký – balýk - fava tadýný… Ama öðrendik sanýrým…. Favanýn bakladan yapýldýðýný – rakýnýn üzümden yapýldýðýný….. Sohbetin kattýklarýnýysa halen öðrenmekteyiz….. Vefa Zat’tan okuduk, sözü kadim aðabeylerden dinledik, sohbeti çekilir dostlarla içtik…. öðrendik zamanla…. Öðreniyoruz…. Rakýnýn – balýðýn - favanýn tadýna eyvallah daaa, tüm bunlarýn sohbetin mezesi olduðunu…..
Bu kez sohbetim kendimle….. Þerefime çýrpýþtýrdým kendimle…..

"Oturduðu yerden" fotoðrafý çeken ben .... Balýðý – rakýyý - favayý kim "götürdü"?
..........................................................
Galata Köprüsünde midye tava – balýk - ekmek, a bir de illaki Beþiktaþ Kazan Birahanesi… O günlerdeki midye tavalarýn tadýný bilince þimdilerde buruk ama özlemli bir tad olarak baki kalmakta bu tek kadehle hoþ olmuþ kubbemde….

Yol almalý Taksim’e doðru…. Yola çýkmalý…. Fotoðraf çekmeliyim…. Fotoðraf belleðime katmak için mi, belleðimi sunmak için mi……? Yollarda olmalýyým…. An’ýn, insanlarýn, yaþamýn yollarýnda……
Vara vara vardým Ýstiklal'in baþýnda eskilerde bir su deposuna... Daldým içeri.... Þimdilerde Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi.... Cumhuriyetin 86. yýlýnda 86 sanatçýnýn eseri.... Kocaaaaa Ýstanbul..... San-atýda, san-atçýsýda bol.... Pek bir keyifle izledim eserleri de, mekaný da..... Cumhuriyetin 86. yýlýnda 86 sanatçýnýn eserlerinin bir araya geldiði “86/86 Cumhuriyet” sergisi 28 Ekim – 28 Kasým tarihlerinde ziyaret edilebilir. Öneririm... Cumhuriyet’in getirdiði yeni dünya görüþü doðrultusunda hazýrlanan 39 resim, 15 heykel, 21 fotoðraf, 7 baský, 2 seramik, 1 mozaik ve 1 enstalasyon eserinin yer aldýðý sergiden birkaç fotoðraf.....






ve sergiden son fotoðraf zincir - halka........

1980 Yýllarýydý.... Askeri öðrenci olarak Kuleli'de bir tiyatro grubu kurma çalýþmalarý sýrasýnda Atatürk Kültür Merkezi’ne gittim ... Ýzleyici olarak sahne önündeki koltuklarda oturmak için deðil de ziyaretçi olarak... Nereden estiyse(!) "Çürük Elma" oyununun yazarý Atila Alpöðe ile görüþerek oyunu sahneleme izni almak için... Koridor boyu ilerlerken her bir kapýsýndan ayrý bir týný aldýðýmý hatýrlýyorum... Bir kapý ardýndan duyduðum "opera" seslendiricisi sesi, o zamanlar TRT’de yayýnlanan (TRT2si-üçü beþi yoktu) Hikmet Þimþek yönetimdeki "pazar konseri"ndeki ýzdýraptan çok farklý bir duygu katmýþtý bana... "Sivas Sivas olalý böyle bir iþkence görmedi" diyen vatandaþ gibi "pazar konseri" bitse de kovboy filmi baþlasa diye zoraki izleyiþlerimden utanmadým ama, kapý ardýndan duyduðum o ses, o anlamadýðým sözlerdeki duygu beni etkilemiþti... O kadar etkilenmiþim ki halen koþa koþa operaya gitmiyorum.... Kültür çocukluktan iyi yerleþmezse, don düþüyor iþte ...ýçýmýzdan, needek..... Sonuçta oyun yazarýyla mý yoksa baþka bir yetkiliyle mi görüþtüm hatýrlamýyorum ama o oyunu sahneleme iznini þifaen de olsa almýþtým. Okulda tiyatro grubundaki arkadaþlarla onca prova, onca "onaylatma" sahnelememize karþýn "Çürük Elma" oyununu okulda oynayamadýk.... Sonuç budur.... "Her film mutlu bitmez" öðretisinin bilmem kaçýncý tekrar dersi.... Belki de o günden evveli ve bugünde o oyunun anlattýklarý o kadar çok gündelik yaþamýmýzda yaþanýyor ki bir de sahnede görmeye gerek yoktu herhalde kiiii.....
ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZÝ dolu dolu bir yerdi.... Düzce'ye yolculuk için ilk hareket noktasý olan AKM önüne geldiðimde.... Ýçim burkuldu.... Ýçini boþaltmaya çalýþýyorlar ATATÜRK - KÜLTÜR Merkezi'nin....

devam edecek....
Gündüz Akagündüz
www.gunduzakagunduz.com
"Gündüz Akagündüz" bütün yazýlarý için týklayýn...
