Muammara / Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Muammara



Elindeki devasa boyutlu hamburgeri, büyük bir iþtahla yiyen þu soluk benizli çocuða bakar mýsýnýz... Yüzünün renksizliðine tezat olan etli yanaklarý ve hamburgeri her ýsýrýþýnda iyice þiþen avurtlarýyla tombul ve sevimli bir görüntü sergiliyor. Ýki eliyle kavradýðý hamburgerini kýsa aralýklarla býrakýp, kola bardaðýna ve kýzarmýþ patates kümesine saldýrmasý anlýk bir hýz gerektiriyor ki, dikkatini hiç daðýtmadan son derece otomatik bir halde tekrarlýyor bu iþleri...

Tok olaný bile acýktýracak bir reklam filminin setinde gibiyiz.
Çocuðun yaný baþýnda, acele yemesi için sabýrsýzlanan kadýn muhtemelen annesi. Kadýn, bir taraftan çocuða “çabuk ol” anlamýnda bir þeyler mýrýldanýrken, diðer taraftan bulunduklarý hamburgercinin karþý sýrasýndaki moda vitrinlerine keskin bakýþlar fýrlatýyor. Kadýn, çok katlý, geniþ bir alana kurulmuþ bu dev alýþveriþ merkezine gireli saatler olmasýna raðmen, henüz gezilmesi gereken bir çok dükkan olduðunu düþünüyor gibi. Ýyi ki bu ayaküstü yiyecek yerleri var! Öyle ya o iyi bir anne. Çocuðunun aç kalmasýna izin veremez, üstelik en sevdiði yiyecekleri yediriyor daha ne olsun!

Fazla dayanamadýðým bu üzeri kapalý beton fanus þeklindeki alýþ veriþ merkezinden bir an önce çýkýp kaçmak istiyorum. Daha neler (!) kapalý alan fobimin olmadýðýný sanýyordum!

Dev binalarýn dizildiði, gökyüzünün zorlukla seçildiði bu alýþveriþ merkezleri, insanda yapay bir uzay þehri duygusu uyandýrýyor. Herhangi bir nedenle ne zaman gitsem, her defasýnda benzer duygulara kapýlýyorum. Suni, yapay, plastik bir soluk týpký hamburger tadý gibi. Hele o þoklanmýþ patates dilimlerinin genzi gýcýklayan yað kokusu... Patatesler sanki toprakta deðil, hýzlandýrýlmýþ kimyasallara gömülü plastik yumrularla cam seralarda beyaz bir toz içinde yetiþtiriliyor! Uzay baþlýklý astronotlar topluyorlar bu patatese benzeyen yumrularý!

Karmaþýk ve midemde taþlaþan bir duygu boþluðuyla kaçýyorum o dev merkezden. Þehrin betonlarýný görmemeye çalýþarak, benzin ve egzoz kokularýnýn iyice azaldýðý bir pazar yerine ulaþýncaya dek saatlerce yürüyorum...

Sesler deðiþime uðramýþ, kokular, renkler de...

Geçmiþin çok uzak olmadýðý, bildik yakýn kokular duyumsuyorum, iþte pazar yerindeyim. Tezgahlara þöyle bir bakývermekle, mevsimin kimliðini belirlemek kaçýnýlmaz. Olgun domatesler, taze fasulyeler, barbunya, bol yeþillik ve iyice kýzarmýþ salçalýk yað biberleri... Lahana, kereviz saplarý ve havuçlarla, turþuluk (korniþon) salatalýklarý, kýþtan önce güzü müjdeliyor...

Taze cevizler, pazar tezgahlarýný alabildiðine doldurmuþ. Yeni dünya yada muþmula da yerini almýþ tezgahlarda, henüz sert ve týkýz olan sarý ayvalarýn tüyleri üzerinde koruyucu bir katman sanki, mis gibi bir koku kaplamýþ bütün pazar yerini. Henüz buzhaneye girmemiþ taze sulu elmalar, yeþil kabuklarýyla mandalinalar ilk turfan ürünü olduklarýný adeta haykýrýyorlar. Tezgahlardaki bütün sebze ve meyvelerden satýn almak istediðimi fark ediyorum. Taze cevizin ömrü pek kýsa olur, acele etmeliyim.
***
Sabah uyanýr uyanmaz, geceden bu yana hayalini kurduðum, çocukluk kahvaltýlarýmdan birini hazýrlamaya koyuluyorum. Önce, harmaný zengin çayýmýzý demleyip, bir taraftan da ocaðýn üzerine 3-4 kýrmýzý yað biberi koyup parpullamaya (közlemeye) baþlýyorum. Aceleyle 9-10 taze cevizi kabuðundan ayýrmak üzere kýrýyorum. Kýzarmýþ ekmeðin kokusu ortalýðý muþtularken, kahvaltýlýk peynir, zeytin, reçel çeþitlerini çýkarýyorum buzdolabýndan...

Ýyice parpulladýðým kýrmýzý biberlerin kabuklarýný soyup, ayýkladýðým taze ceviz içleri ile bir tabaða alýyorum. Ýþtah açýcý bu görüntüye daha fazla sabredemeyeceðim için, aceleyle koyuyorum demlenmiþ çayýmýzý ince belli cam bardaklarýmýza. Közlenmiþ kýrmýzý biber ve taze cevizi bir parça beyaz peynirle yemek, çocukluðumun en özel damak tatlarýndan biri olarak kaydedilmiþ belleðime. Bazen de, Ýzmir tulumu veya Manyas mihalýçý girerdi devreye, kahvaltýlarýmýz öylesine çeþitlilik arz ederdi ki, zeytin, reçel ve yað faslýný taze dilimlenmiþ domates salatalýkla zenginleþtirmek bile, yeterli olmazdý büyüklerimizce. Annem bir tabaða sýzma zeytinyaðý koyar yaðýn üzerine kekik, nane, kýrmýzý toz biber, poy, tuz ilave ederdi, biz çocuklar da kýzarmýþ ekmeklerimizi bandýrýrdýk büyük bir iþtahla…

Hamburger tadý nedir bilmezdik biz, bilmezdik ama mis gibi kokan kýzarmýþ ekmeklerimizin üzerine, içine bir yýðýn öteberinin konduðu doping lezzetler sürerdik. Muammara denilen þerefli bir lezzet vardý ki evlere þenlik! Taze cevizin havanda dövülerek, içine biber ve domates salçasýnýn konulduðu, ayrýca bolca baharat, ekmek içi, zeytinyaðý ile çeþnilendirilip kýsýk ateþte öldürüldüðü karýþým adeta bir lezzet bombasýydý. Annelerimiz hiç üþenmez yaparlardý.

Çocukken, “muammara” demeyi beceremezdim, (muramara, mýrýmuru) baþka isimler takardým o harika lezzete. Muammara, halk dilinde oluþmuþ bir isim, galiba muamma sözcüðünden türetilmiþ. (Muamma = zor anlaþýlýr, çözümlenmesi güç þey, bilmece) Hakikaten de içine konulan þeyleri çözebilmek oldukça güçtür muammaranýn.

Bazý tatlar, geleneksel aile yapýsý içinde keþfettiðimiz ve damaðýmýzý alýþtýrdýðýmýz çocukluk tatlarýdýr… Yaþanýlan coðrafi çevre ve aile yapýsý, bu alýþtýðýmýz tatlarý damaðýmýza öylesine yerleþtirir ki, yýllarca uzak bile kalsak unutmayýz, bir koku bir renk ve biraz nostaljiyle dilimizin ucu damaðýmýzýn özlemi olur...

Ahh o þerefsiz tatlar!


Nurdan ÇAKIR TEZGÝN




3 Eylül 2007 Pazartesi / 3639 okunma



"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...