FOÇATEYN KAZASININ ÝYON GELÝNÝ / Nurdan ÇAKIR TEZGÝN
Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

Nurdan ÇAKIR TEZGÝN

FOÇATEYN KAZASININ ÝYON GELÝNÝ





Phokaia kýyýlarýndan ufka doðru bakýnca, Helen ülkesinin bulutlarý seçilir belli belirsiz...

Bu taraftakilerin - denizin karþý kýyýsý, suyun öte yüzü - dedikleri, Helen ülkesi mirasçýlarý Yunanlýlarla bir akrabalýðýmýz var mý acaba?

Komþi olmak dýþýnda alýp verdik mi kýzoðlan kýzlarý, oðulcuk delikanlýlarý? Akraba olduk mu diye sorduðum birkaç yaþlý kiþi, gözlerini kaçýrdýlar yine ayný ufka bakarak. "Sevenler, seviþenler oldu elbet" dedi Durgadýn nine. "Evlilik, düðün dernek pek olmadý, araya büyükler girdi engellediler izdivaçlarý"

Geriye doðru gidildiðinde, mübadele zamanýndan önceki kayýtlardan 1891 yýlý “Aydýn Vilayeti’ne Mahsus Salname”de Foça’nýn nüfusu þöyle geçer:

ÝZMÝR SANCAÐINA BAÐLI KAZALARDAN FOÇATEYN KAZASI:
NÜFUSU KAZA
(Kazanýn Nüfusu)
Kazanýn nüfusu 7755 zükur
(erkek) ve 6793 ünas (diþi) olmak üzere 14548 nüfusdan 2051’i zükur (erkek) ve 1710 ünas (diþi) olarak 376l'i muslim ve 5696'sý zükýýr (erkek) ve 5270’i ünas (diþi) olarak I0966'sý gayri müslimdir.

Burada müslüman nüfýýsdan gayri müslimler ziyade görülürse de bu Kaza adalardan gelmiþ ve yarý yerli sayýlmaktadýr.


O mübadele zamaný ki, büyük dedemin komþusu olan Rumlar canhýraþ yakarýþlarla bindirilmiþler teknelere... Yanlarýnda götürebildikleri taþýnýrlarýyla týkýþtýrýlmýþlar dar kamaralara. Dedemin babasý anlatýyordu Rum komþularýnýn gidiþlerini ve emanet ediþlerini inek ve tavuklarýný, þarap fýçýlarýný, üzüm sýkma selelerini... Gidenlerin yerine, karþý kýyýdan gelen Balkan Türkleri yerleþtirildi diyordu büyük dedem. Gelenler de, týpký gidenler gibi yanlarýnda sele sepet, çoluk çocuk filikalar dolusu... Yanlarýnda otu, ocaðý, camýzý, tavuðu, yoðurt bakracýyla muhacirler.

Hep anlatýlýr muhacir olanlarýn yol ziyanlýðý.

Mübadele zamanýnda, Helen denizinde filika trafiði pek yoðunmuþ. Karþýlýklý becayiþ, göçerler arasýnda o zamanýn tarihini belirlemiþ...

Muhacir lehçeleri de ayrý bir telaffuz sorunu, Dil ayný dil, amma velakin ahengiyle vurgusuyla, ekleme ve kýsaltmalarýyla dejenere bir üslup göçerlerin dili.

"A be kaptan agaaa, kýzanlar kusayiru, camýzlar böðüreyru, ekþimik çýkýnlarý akýyoru, sallamayasýn a bu kayuðu"

Karþý kýyýdan gelenler, karþý kýyýya gidenler ve hiçbir yere gidip gelmeyenlerle iþte Phokaia ülkesi. Hiçbir yerden gelmediðini iddia eden yerlilerin sayýsý pek az günümüzde.

Phokaia kýyýlarýnýn, gerçek yerlilerinin bir düðün þölenine davet edildim geçen gün.

Gelin kýz, mübadele insanlarýndan biri deðildi, kökü bu topraklardaydý. O gerçek bir Phokaia'lýydý, gerçek atalarý Ýyon'du belki de! Evet evet o bir Ýon'du. Duyduðuma göre kabullenmiyordu Phokaia dýþýnda bir yerden olabileceðini. Sormuþtu ana ve baba tarafýndan köklerini, nereden geldiklerini, kaç kuþaktýr yaþanmýþlýklarýný... Hiçbir þecere Phokaia'dan uzakta bir yerleri iþaret etmiyordu, bildik bileli bu kýyýlarda doðduk yetiþtik diyordu koca ninesi. "Daha da ötesini bilemeyiz a kýzým, bildiðimiz; o büyük depremde bizim ninelerimizin üç kuþak nineleri bile daha bebeymiþ" (3 Temmuz 1709 depremi)

Gelin kýz, anlatýp söyletmiþ, dinlemiþ bütün atalarýný, ve karar vermiþ Phokaia'lý olduðuna. Eðer bir gün evlenirsem, eski Phokaialýlarýnki gibi bir gelinlik giyeceðim demiþ. Mitolojik kaynaklardan araþtýrmalar yapýp, tarih derslerine daha bir önem vermiþ. Müzeleri gezmiþ, eski Ýyon heykellerini incelemiþ...

Öyle bir gelinlik giymiþ ki, görenlerin aðzý yamulmuþ, gözünün feri sönmüþ. Ben gözümü sakýndým, maþallah çektim gelin kýzýn ýþýðýyla efsunlanarak. Gizlenip saklandým düðün sunaðýnýn ardýna, sýrtýmý verdiðim büyülü taþa dokunmamla, bir ayna belirdi gözümün önüne…

*

Kuðu gibi uzun ve ince boynunu seyrediyor aynada, zarif kaþlarýna, çýkýk elmacýk kemiklerine bakýyor ve inceliyor geniþ omuzlarýný. Gelinliðini kendi tasarlamýþtý, Helen'ler ipeði keþfetmemiþlerdi o devirlerde, keten ve pamuklu karýþýmý sarýnaklarla örtüyorlardý narin bedenlerini. Gelinliðinin kumaþý ipekten olamazdý, annesinin ýsrarlarýna raðmen ipekten olmamalýydý.

Ham ketenin eskitilerek yumuþatýlmýþ krem sarýsý bezinden biçmiþti gelinliðini. Stilistlik okumuþtu gelin kýz. Günlerdir çizdiði gelinlik eskizleri arasýnda karar veremiyordu modelin son haline. Bütün çizimleri sevmiþti, hepsini dikip, hepsini giymek istedi günler süren kararsýzlýðýnda. Sonunda öyle bir görünüme sahip oldu ki; herkesten çok kendi beðendi gelinliðini.

Tek omzunu açýkta býrakan, dilimler halinde aþaðýya süzülen keten bezi, bel ve kalça aralýðýnda oldukça geniþ bir madeni kemerle sýkýlýyordu zarif bedeninin orta yerinde. Açýkta kalan omzuna düþürdüðü kýzýl buklelerini sarýmsý nergis çiçekleriyle bezemiþti. Nergis soðanlarýný taaa atalarý Ýonlar ekmiþ olmalýydý Ýncir adasýna. Sabah erkenden göndermiþti Ali Dayýyý Ýncir adasýna.”Toplayabildiðin kadar nergis topla Ali Dayý, öyle çok topla ki çiçeklerin rayihasý düðün yerini mis gibi kokulara gark etsin” demiþti.

Ali Dayý, sandalýný nergislerle doldurup limana döndüðünde, Phokaialý atalarýnýn ölmüþ bedenlerinden oluþan mücevherlerdi sanki nergis demetleri… Gelin kýz nergisleri saçlarýna iliþtirirken, aynada atalarýna gülümsemeyi ihmal etmedi. Mersinaki koyundan topladýðý defne yapraklarýný baþýnýn en üstüne çapraz þekiller vererek yerleþtirdi. Günler öncesi toplayýp kuruttuðu sazlýk samanlarýndan diktiði ayakkabýlarýnýn iplerini defne yapraklarýyla süsledi. Kaya taþlarýndan yuvarlatarak küçülttüðü topuk taþlarýný, sazdan ayakkabýlarýnýn altýna yerleþtirdi. Uzun boylu olduðu için topuklu ayakkabýlara ihtiyacý yoktu ama, yine de eteklerinin salýnýmýna yakýþacaktý hafif topuklu sazdan ayakkabýlarý…

Açýkta býraktýðý omzundan, aþaðýlara uzanan narin kolunun etli kýsmýna, gümüþ kývrýmlý yýlan baþý bileziðini de takýp seyrine daldý güzelliðinin… Güzel Phokaia gelini, Ýyon Zehra.


Nurdan ÇAKIR TEZGÝN




25 Þubat 2006 Cumartesi / 4377 okunma



"Nurdan ÇAKIR TEZGÝN" bütün yazýlarý için týklayýn...