ISSN 1308-8483

                   
Ana Sayfa
Foça
Haberler
Yazarlar
Galeri


Antik Phokaia Arkeolojik Araştırma ve Kazıları




   Antik Phokaia Arkeolojik Araştırma ve Kazıları


  Yayın Tarihi: 13.3.2005    


Antik Phokaia Arkeolojik Araştırma ve Kazıları


     Antik Phokaia üzerine 20. yüzyıl başından beri sürdürülen kazı ve araştırmalar, aralarında zaman aralıkları olan üç dönemde sürdürülmüştür. Fransız arkeolog Felix Sartiaux, 1913-20 yılları arasında ilk arkeolojik araştırma ve sondajları gerçekleştirmiştir. Bu araştırmalar sonucu antik Phokaia'nın ilk kez yerleşim alanı ve kalıntılarının bilim dünyasına çok yönlü tanıtımı yapılmış, beraberinde yeni sorunları da getirmiştir. İkinci dönemde, Ord.Prof.Dr.Ekrem Akurgal başkanlığında 1952 yılından 1955 yılına kadar kesintisiz ve daha sonra da aralıklarla 1974 yılma kadar sürdürülen arkeolojik kazılarda antik Phokaia ile ilgili önemli bulgular ortaya konmuştur. Bu kazılar daha çok küçük yarımada üzerinde yapılmış, arkaik yapı katları, Athena tapınağına ait buluntular ele geçmiştir. 1989 yılından itibaren tekrar başlatılan Phokaia arkeolojik kazıları bu kez Doç.Dr.Ömer Özyiğit başkanlığında yürütülmektedir.


F.Sartiaux Sondajları:

    Sartiaux 1913 yılında iki aylık kısa bir süre içinde yüzey araştırmaları ve sondajlar gerçekleştirmiştir. Fransız arkeolog ilk önce antik Phokaia ve yakın çevresini gösteren 5000 ölçekli topografik haritayı-yaklaşık 20 km2 lik bir alanı göstermekte- hazırlamış, yüzey araştırmaları ile derlediği bilgiler ve sondaj yerlerini bu harita üzerinde göstermiştir. Bu dönemde Foça 7000 kişilik nüfusa sahip, daha çok yarımada üzerinde ve küçük deniz tarafında kıyı boyunca toplu bir yerleşme idi. Günümüz Foça yerleşmesinin yayıldığı alanların çok önemli bir bölümü Sartiaux'nun çalıştığı dönemde bütünüyle tarımsal kullanımda daha çok zeytinlik, bağlık ve sebze bahçeleri ile kaplı olduğu hazırlanan haritadan görülmektedir. (Bkz.Ek.3)

    Sartiaux önce topraküstü kalıntılarla ilgilenir; günümüzdeki kayalara oyulmuş dromoslu mezar odası, Şeytanhamamı ile doğudaki Değirmenlitepe ve onun güneyindeki Altınmağarası Tepeleri (Zihniefendi Tepesi) üzerindeki kayalara oyulmuş "merdivenler", adak nişlerini belirler (Sartiaux, 1914)

    Sartiaux, Foça'da antik çağa ait bir çok mimari parça, yazıta rastlar; ayrıca çevrede çok sayıda lahit parçasının da bulunduğunu belirtmektedir. Buluntuların çoğunun yarımada ile Değirmenlitepe ve Altınmağarası Tepeleri arasında kalan bağ ve bahçelerde ele geçtiğinden söz etmektedir.

    Sartiaux döneminde günümüze göre daha iyi korunmuş durumda oldukları anlaşılan Cenevizlilere ait ortaçağ kalıntılarından yarımada çevresini kuşatan savunma duvarları, mermer kabartma levhalar ve diğer mimari yapı elemanlarının fotoğraflarla tanıtımı aynı eserde yapılmıştır. (Sartiaux 1914) Sartiaux'a göre ortaçağda yapıldığı tahmin edilen kemerli su kanalı 1913 yıllarında hala kentin içme suyunun büyük bölümünü karşılamaktaydı. Bu yapının önemli bir bölümü günümüzde de korunmuş durumdadır.

    Sartiaux 1913 yılındaki çalışmalarında 15 sondaj açmıştır. Bunlardan biri Panaia Burnunda, diğerleri Foça yerleşmesi içinde ve yakın çevresindedir. Sondaj çalışmaları yarımadanın kıstak bölümünde 2, 3, .4 ve 5 no'lu sondajlar ile başlanmıştır. Bu sondajlar ortaçağa ait savunma duvarlarını belirlemeye yaramıştır. Ayrıca, buradaki çalışmadan çok sayıda mermer mimari parça ele geçmiştir. Daha sonra aynı alanda sondajlar yapan Prof.Dr.Ekrem Akurgal'a göre bu mimari parçaların ele geçtiği çevrede Roma agorası yer alıyor olmalıydı (Akurgal, 1956).

    Sartiaux'nun bir diğer araştırma alanı ise Değirmenli Tepe (eski ismi ile Bakatanasi'nin Değirmen Tepesi) olmuştur. Tepenin kuzeybatısında 6,7, ve 8 no'lu sondajlar antik çağ tiyatrosunu bulmayı amaçlıyor idi. Ancak, bu sondajlar istenen sonucu vermemiş, yerel kalkerden duvar temelleri ortaya çıkarılmıştır. Sartiaux bu sondajlarda ve tiyatro olabilecek eğimli sırtta çok sayıda pişmiştoprak figürin, keramik parçası ele geçirmiştir. (Sartiaux, 1914).

    Sartiaux 10 ve 12 no'lu sondajlarda lahitler bulmuştur. Ayrıca çevredeki tarlalarda da lahitlere rastlanıldığı belirtilmektedir. Bu alanların çevresi olan Maltepe doğusu, büyük Deniz'in güneyinde kalan alanların antik çağda nekropolis olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

    Osmanlı mezarlığının hemen kuzeybatısında 11 no'lu sondajda kesme taş döşeme ortaya çıkartılmıştır. Bu döşemenin üstünde ise roma çağı keramik toplu buluntusu ele geçmiştir, Sartiaux buluntuların keramik işliğine ait olabileceğini ileri sürmüştür. Bu bağlamda, Değirmenli Tepenin batısındaki keramik atölyelerine ait olabilecek geniş bir alana yayılan çöplük alanlarından ilk kez Sartiaux değinmiştir. Ayrıca, 11 no.lu sondajın bulunduğu tarlada yüzeyden 4 m. derinde kemerli, 2.70 m. eninde, 15 m. uzunluğunun belirlenebildiği bir tünelin varlığından söz edilmektedir.

    Sartiaux 1914 yılında da Foça'daki araştırma ve sondajlarını sürdürür. 1914 yılındaki kampanya ne var ki, Foça'daki etnik guruplar arasındaki olaylar nedeniyle yarıda kalır. Bu kampanya daha önce de çalışılan yarımadanın kıstak bölümündeki alanlar üzerinde olmuştur. Yapılan kazılarda 45 m. uzunluğunda bir açmada portikli anıtsal bir kapıya ait çok sayıda mermer mimari parça ele geçmiştir. 30 m.lik bir diğer açmada ise taş döşeli bir cadde ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan başka mozaikli taban ve bir başka taş döşeme daha bulunmuştur. (Sartiaux, 1921).

    Üçüncü kampanya ile 1920 yılında, araştırmalar bu kez yarımadanın bütününde sürdürülmüştür. Yarımada üzerinde yapılan sondajlarda çok sayıda keramik parça ele geçirilmiştir. Sartiaux bu malzemeyi altı gurup içinde inceler; Miken, geometrik, Rhodos stili arkaik ion üretimi ile siyah ve kırmızı figür tekniklerinde ve daha geç dönemlere ait parçalar. Ele geçen malzeme İon kolonizasyonunu tarihlemesi açısından ilginçtir. 1920 yılı çalışmalarında jeolojik ve topoğrafik araştırmalar da arkeolojik araştırma ve sondajların yanı sıra sürdürülmüştür. (Sartiaux, 1921).

    Sarfiaux'nun çalışmaları antik Phokaia'nın yerleşme alanını ilk kez açığa çıkartarak, arkeolojik sorunları ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu çalışmalara göre, antik Phokaia'nın en eski yerleşim alanı Değirmenli Tepe'nin batı, güneybatı eteklerinde yer alıyor olmalıydı. Tepe ile yarımada arasındaki alanlarda arkaik kentin kalın dolgularla örtülü olduğu sondaj sonuçlarından anlaşılmaktadır.


Prof.Dr.Ekrem Akurgal Kazıları:

    1952 yılında Prof.Dr.Ekrem Akurgal’ın İzmir Müzesi Müdürü Hakkı Gültekin'in katılımıyla sınırlı sayıda sondaj girişimi antik Phokaia çalışmalarını tekrar başlatmıştır, Bu dönemde çok sayıda açma gerçekleştirilmiş, bunlar birer harf ile kodlandırılmıştır. Akurgal kazılarının büyük bir bölümü yarımada üzerinde sürdürülmüştür. (Akurgal, 1956)

    Eski Aya Fotini kilisesi yakınında yer alan A açmasında geç geometrik ve arkaik, dönemlere ait yerleşim katları ortaya çıkarılmıştır. Kıstak üzerindeki B sondajında Î.S. 6.yüzyıla kadar kesintisiz yerleşmeye işaret eden keramik malzeme ele geçmiştir, 1.60 m. derinlikte kum tabakası kıstağın bu bölümünde Roma çağında deniz olduğunu kanıtlamaktadır. (Akurgal, 1956) Lisenin bulunduğu alandaki C açmasında ise, İ.Ö. 6.yüzyıl ilk yansına ait Athena tapınağına çağdaş bir tabaka saptanmıştır.

    D açması yarımadanın orta yerinde bulunmaktadır. Burada, İ.Ö. 6.yüzyıl ilk yarısına ait bir tabaka ve daha eskiye giden iki yapı katı bulunmuştur. Arkaik çağ yapı katındaki ev duvarlarında dikdörtgen ve çokgen kenarlı örgü tekniğinin beraberce uygulandığı görülmüştür. Bu açmada bollukla İ.Ö.6. yüzyıla ait siyah figürlü doğu Kellen keramiği ile oryantalizan ve Attika keramiği ele geçmiştir. (Akurgal 1990).

    H açması 1954-57 yılları arasındaki kampanyalarda çalışılmıştır. Bu açma Athena tapınağının yer aldığı eski ortaokul yapısının bulunduğu kaya düzlüğünün yanında idi. Buradaki kazılarda Athena tapınağına ait mimari elemanlar ile Hellenistik çağa ait yapılar ortaya çıkmıştır. Athena tapmağının olası yeri olarak düşünülen kayalık düzlüğün denize bakan yamacında geç geometrik dönem ve gri Aiol keramiği veren bir tabakanın izlerine rastlanmıştır. (Akurgal, 1956)

    Yarımadanın doğusunda, kıstak bölümünde bulunan F açmasında Roma çağına ait süslü mimari bloklar ele geçmiştir. Daha önce de Sartiaux'nun sondajlarında benzer parçaların ele geçtiği bu alanda Prof.Dr.E.Akurgal'a göre, Phokaia'nın Roma çağı agorası yer alıyordu. (Akurgal, 1956:38).

    Yarımadanın 700 m. doğusunda kalan Maltepe ve çevresinde yapılan çalışmalara göre Helenistik ve Roma çağı iskan alanlarının yayıldığı gözlenmiştir. Maltepe'de ise Ark kültür tabakalarının varlığı saptanmıştır. Foça'ya eski yol girişinde bulunan benzin istasyonu yanında yapılan açmada gymnasion olabilecek yapı kalıntıları ortaya çıkartılmıştır.

    Akurgal kazılarının en önemli katkısı Athena tapınağının yerini belirlemiş olmasıdır. Eski ortaokul yapısının bulunduğu kayalık düzlükte Athena tapınağı bulunuyordu. Antik yazarlardan, ele geçen yazıt ve sikkelerden bildiğimiz Athena kültü Phokaia'da ayrıcalıklı bir yere sahip olmalıydı. (Strabon XIII 601. Pausanias n 31, 6; Xenophon hell. 1.3, 1) Athena tapınağı için önerilen alan Phokaia doğal limanına ve antik yerleşim alanına hakim bir noktada, yarımadadaki kayalık düzlüğün zirvesinde yer alır.

    Yapılan kazılarda tapınakla ilgili çok sayıda sütun tanburu, altlık ve başlık parçalarıyla diğer mimari elemanlar ele geçmiştir. Bu parçalar yerel tufa taşından yapılmıştır. Tapınağın bulunduğu kayalık düzlüğün kuzey kenarında İ.Ö. 6.yüzyıl ikinci yarısına ait, Harpagos tahribinden sonraki onarım dönemine tarihlenebilecek akroter ve sima parçaları da ele geçmiştir. Düzlüğün batı kenarındaki kireç kuyusunda mermer sütun parçaları bize tapınağın roma dönemine ait mermer bloklarının kireç ocağında eritildiğini kanıtlamaktadır. (Akurgal, 1956).

    Antik yazarlardan iyi bildiğimiz Athena tapınağı, Ephesos'taki Artemis tapınağı ile, çağdaş, İ.Ö. 6.yüzyıl ikinci çeyreğinde inşa edilmiş olmalıdır. Herodotos'a göre, tapınak Pers generali Harpagos tarafından İ.Ö.546 da tahrip edilir. (Herodotos 1.164) Arkeolojik verilere göre de, tapınağın İ.Ö. 6.yüzyıl ikinci yarısında onarıldığı anlaşılmakladır. Xenophon'un verdiği bilgiye göre, tapınak İ.Ö.5. yüzyıl sonunda yıldırımla hasar görmüştür, (Xenophon I.) Ancak, kazı sonuçlarına göre, çok sayıda onarım görmüş tufa taşından yapılma ilk tapınak Roma çağına kadar varlığını sürdürmüş olmalıdır. Roma çağında mermerden yeniden yapıldığı olası tapınağa ait izler ne yazık ki ele geçirilememiştir.

    Athena tapınağının arkaik çağa ait mimari parçaları H açmasında ele geçmiştir. Bunlar arasında Aiol ve Ion mimarlığı için önemli sayılan yapıya ait olması düşünülen mimari parçalar bulunmaktadır. 1955 yılındaki kazıda ele geçen mantar biçimli başlık (yükseklil 58, genişlik 131, üst çap 87 cm.) Eski İzmir'deki Athena tapınağındaki başlıklara benzerlik gösterir. Başlık İ.Ö. 6.yüzyıl ilk yarısına, Harpagos'un tahrip ettiği yapıya ait olmalıdır. 1954 yılında, H açmasında ele geçen Ion başlığı ise (çap 86 cm, yükseklik- 78 cm, uzunluk 205-210 cm.) İ.Ö. 6.yüzyıl üçüncü çeyreğindeki tapınağın onarım dönemine ait olmalıdır. H açmasında ele geçen, ortalama 60 cm. yüksekliğinde sütun tanburları da tapınağın ilk evresine ait olmalıdır. Bunlar dor sütunları gibi yivlidirler (en büyük çap 110 cm., 31-33 yayvan yiv ile bezeli). Bazdan kaidenin (en büyük çap 110 cm., 31-33 yayvan yiv ile bezeli). Bazıları kaidenin topuk bölümüyle, tek parça olarak yapılmıştır. Aynı açmada, 1957 yılında bir palmiye başlık (90 cm. yükseklik, 96 cm. çapı olan başlığın 12 yaprağı var) bulunmuştur. Bu başlık, Harpagos tahribi sonrası onarılan ve çevresi Ion başlıklı bir sütun sırası bulunan tapınağın belki de naosunda yer almaktaydı. 1956 yılındaki çalışmalarda, H açmasında tapınağın cella duvarına ait olabilecek profilli bir duvar altlığı parçası bulunmuştur. 1961 yılında ise sütun altlıklarına ait torus ve scotia parçaları ele geçmiştir.


    Ele geçen buluntulara göre, Phokaia'nın en görkemli dönemi olan İ.Ö. 6.yüzyıl ilk yarısında Athena tapınağı bulunduğu kayalık düzlük üzerinde gözenekli yerel tufa taşından yapılmış mantar biçimli başlık ve Samos tipi altlıklı sütunlarıyla yükseliyordu. Mantar biçimli başlıkların üzerinde ele geçmeyen Aiol başlıkları bulunuyor olmalıydı. Buna göre, Athena tapınağı İ.Ö. 6.yüzyılda Aiol ve Ion mimarlıklarının eşsiz bir uzlaşma örneği idi. (Akurgal, 1990).


Üçüncü Dönem Phokaia Kazıları :

    Phokaia'daki arkeolojik kazılar uzun bir dönemden sonra, 1989 yılında Foça Belediyesinin desteğiyle İzmir Müze Müdürlüğü yönetiminde, Doç.Dr. Ömer Özyiğit'in bilimsel başkanlığında yeniden başlatılmıştır. 1989 kampanyası Eski Foça yerleşmesinin gelişen kuzey bölümünde, Çifte Kayalar Tepesi (Katırcı Kayaları) batısında, Y.Foça-İzmir asfaltının hemen yanında bulunan bir "yükselti" üzerine yoğunlaşmıştır. Denizden 9.23 m. yüksekte olan bu tepe aslında çevredeki olası çanak-çömlek atölyelerinin bozuk üretim, fırın atığı ve benzeri atıklardan oluşan yapay bir oluşumdur. Phokaia'daki keramik atölyelerinin döküntüleri yukarıda da değindiğimiz gibi ilk kez Sartiaux'nun dikkatini çekmiş, daha sonra 1980 lerin başında araştırmacı M.Picon batı Anadolu’da Geç Roma keramik üretimi konteksinde önemine işaret etmiştir; N. Tuna tarafından Ionia araştırmaları kapsamında kısa süreli yüzey araştırmasına da konu olmuştur. N. Tuna tarafından 1985’te yapılan araştırmalarda atölye atıklarına ait dolguların döküntüleri o tarihlerde yeni açılan Yeni Foça-İzmir karayolu boyunca Değirmenlitepe batısında görülmekteydi. (Tuna, 1988).

    Antik atölyelerin tepe üzerindeki bölümü 1977 yılında Yüksek Anıtlar Kurulunca 1.Derece Arkeolojik alan olarak tescil edilmiş, daha sonraki sit sınırı değişikliklerinden ise hiç etkilenmemiştir. 1989 yılında Foça Belediyesi desteğindeki arkeolojik Kazılar bu alan ve çevresinin sit bozuk üretim veya atık malzemenin bir antik atımına aittir. Her bir tabaka türdeş nitelikte malzeme içerdiği, toplu buluntu olma özelliğine sahip olması nedeniyle belirli keramik tiplerinin zamandizini için eşsiz bir veri durumundadır.

    1989 kampanyasında 3,4,5 ve 6 no.lu açmalarda atölyelere ait dokuz atım tabakası saptanmıştır. 1990 kazılarında ise, sadece 2 no.lu açmada 15 atım tabakası görülmüştür, Buna göre, tabakalar aşağıdan yukarıya doğru keramiklerin zamandizini için tarihlenmesine olanak tanıyan bir konteks sunmaktadır, özellikle, İ.S. l .yüzyıl ikinci yarısı ile İ.S. 2.yüzyıl ilk yarısı arasındaki Roma döneminde üretilen yerel Phokaia tipleri kronolojisinin kurulmasında önemli bulgular elde edilmiştir. Bu tabakalardan ele geçen başlıca çanak-çömlek biçimleri şunlardır. Güveç kaplar, çeşitli yayvan kaplar, kaseler, sürahiler, tavalar, maşrapalar, tabaklar, ağırşaklar, kandiller, ocaklar, çömlekçi diskleri, v.b. Bu kaplardan bazılarının altında üreticisinin kısaltma ismi bulunmaktadır. Aynı atım tabakasında farklı kısaltma isimlere rastlanmıştır. Buna göre, çöplük çok sayıda üreticinin kullandığı bir alan olmalıydı.

    1990 yılı çalışmalarında tepenin güneybatı bölümünde kazılan açmalarda saptanan iki tabaka çömlekçi atölyelerine ait olmalıdır. Ancak, bu kesimdeki kazılar sürdürülemediği için söz konusu yapı katındaki kullanımlar tam olarak anlaşılamamıştır. Üstteki İ,S. 2.yüzyıla ait yapı katı bir yangın sonucu tahrip olduğu anlaşılmıştır. Bu yangından sonra alanın çöplük olarak kullanıldığı üzerindeki cüruf atım tabakalarından görülmüştür. (Özyiğit, 1992: 103-4)

    1990 yılında bugünkü otobüs terminalinin doğusundaki alanda hükümet konağı temel kazısı sırasında Herodotos'un söz ettiği görkemli Phokaia surları ortaya çıkartılmıştır. Bu kent savunma duvarları 2.40 m. genişliğindedir; doğudaki Altınmağarası Tepeleri, Değirmenlitepe ve Çiftekayalar Tepesi üzerinde anakaya üzerinde yatak izlerinden seçilebilen olası savunma duvarları sistemine ait olmalıdır. Müze denetimsiz temel kazıları sırasında bir bölümü tahribata uğrayan bu önemli arkeolojik bulguların daha iyi anlaşılabilmesi için İzmir Müzesi Doç.Dr.Ömer Özyiğit danışmanlığında kazılara devanı ederek, 900 m2 lik bir alanı açmıştır. Yapılan kazılarda dikdörtgen örgülü Arkaik kent savunma duvarlarına bitişik çok sayıda daha erken döneme ait mezarlar bol Arkaik-Klasik çağ keramiği ile beraber ele geçmiştir. Ayrıca, kent savunma duvarını delerek geçen daha geç döneme ait D-B yönelişinde kanalizasyon tüneli pişmiş toprak içme suyu künkleri de ortaya çıkarılmıştır. Bulunan Antik altyapı sistemleri yaklaşık 100 m. güneydoğusunda bulunan Sartiaux'nun bildirdiği tünelin uzantısı olmalıdır. (Sartiaux, 1914)

    1991 yılı kazılarında, daha önce Sartiaux'nun da 6,7 ve 8 no.lu sondajlarla saptamaya çalıştığı, ancak başarısızlıkla sonuçlanan antik tiyatro'nun bazı oturma sıraları ve orkestranın bir bölümü ortaya çıkartılmıştır.

    1991 ve 1992 yıllarında 3.derece arkeolojik sit alanlarında artan sayıda yeni yapılanma talepleri kazı çalışmalarının programını etkilemiş, İzmir Müzesi uzmanları tarafından yürütülen yeni yapı temel kazılarının yapıldığı alanlar Phokaia kazı heyeti tarafından da çalışılmıştır. Örneğin, 1625 ada, 3 parselde Müze uzmanı tarafından yapılan açmalarda herhangi bir kültür katı görülmemiş olmasına rağmen, hemen bitişik parselde Doç.Dr.Ö.Özyiğit'in sondajında roma, klasik ve arkaik yapı katları ortaya çıkmıştır. 1992 yılı kazıları bir çok noktada daha çok 3.derece sit alanlarındaki yapılaşma taleplerinden kaynaklanan Müze temel sondajlarının denetlenmesine yönelik yürütülmüştür. Bu kampanyada sürpriz keşif, Helenistik tümülüs olarak bilinen Maltepe'nin daha eski bir yapılanmadan kaynaklanması olmuştur. Maltepe'nin eski İzmir yoluna bakan yamacı kazıldığında oldukça iyi korunmuş durumda olan İ.Ö. 6.yüzyıl savunma duvarları ve yola hemen bitişik kent giriş kapısı ortaya çıkarılmıştır; burada arkaik duvarların savunulan yöne doğru aşırı yattığı görülmektedir. Yine Herodotos'a göre, Phokaia kentini de düşürmeyi başarmış Harpagos kuşattığı kentlerin duvarları önüne toprak yığdırarak, askerlerinin içeri girmesini sağlıyordu. (Herodotos I. 1B) Buna göre, 1992 kazılarıyla gün ışığına çıkartılan Maltepe'deki kent duvarlarındaki aşırı eğim kuşatılan taraftan yığılan toprak dolgudan, daha sonra da üzerine oturan tümülüsten kaynaklanmış olmalıdır. Maltepe'deki tümülüsün Harpagos'un yüksek kent savunma duvarlarına erişebilmek için kullandığı toprak dolgu üzerine oturduğu anlaşılmaktadır.




Kaynak : KA.BA tarafından hazırlanan Foça Koruma Amaçlı İmar Planı Sit Alanları Belgeleme ve Değerlendirme Çalışması Raporu, sayfa 36-45




7162





  Siren Kayalıkları
  Foça Tarihi
  Foça Balık Restoranları
  Rasgele Balıkçı
  Foça Harita / Ulaşım

  .:: Yazarlar
  .:: Aşçı Fok'un Mutfağından
Aşçı Fok'tan Sarıkız Şerbeti
Ekofest 2019 için hazırlanan Sarıkız Şerbeti

Ekofestival alanında o gün pek çok kişi...

  .:: Mizah
Çenesuyu   
MIŞ MİŞ MUŞ
  .:: Yazılar
Portreler   
SEN UÇMAYI HATIRLA
ELİF'ce   
KADINSIN ALIŞIRSIN!1
Kuruyan göller, çekilen ırmaklar, ağlayan doğa!
KAZ DAĞLARI'NA SELAM OLSUN!





Booking.com 4884

* Yazıların sorumluluğu yazarına aittir.
* FocaFoca'da yer alan yazı ve görsellerin, herhangi bir biçimde alınarak basılı ve/veya internet ortamında basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
* Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. focafoca.com harici linklerin sorumluluğunu almaz
* "Otel Arama" ve "Otel Rezervasyonu" hizmeti, Amsterdam / Hollanda merkezli Avrupa'nın lider online otel rezervasyonları şirketi booking.com tarafından sağlanmaktadır.

* Yasal Uyarı
    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)   


Tasarım ve Uygulama FocaFoca.com