ISSN 1308-8483
Patates yılı biterken

  Yayın Tarihi: 4.12.2008    


Patates yılı biterken


Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Örgütü 2008'i "PATATES" yılı ilan etmişti.

İşte 2008'in de sonuna geldik, içinde bulunduğumuz Aralık ayıyla patates yılı da bitiyor, bakalım 2009 ne yılı olacak? Soğan yılı olabilir mi? Dünyada uygulanan materyalist politikaların kokusunu bastırabilir mi soğan kokusu? Neden olmasın!

Anadolu topraklarındaki geçmişi hepi topu 200 yılı anca bulan patates, yeni keşif bir tat olması nedeniyle mi nedir 2008 patates yılı konsepti pek itibar görmedi galiba ülkemizde! Patatesin 1800'lerin başında Türkiye'ye geldiği söylemi doğru mu gerçekten? Yer elmasına benzeyen farklı çeşitlerinin Anadolu'da yetişmiş olma ihtimali yok mu acaba? Bilindiği üzre Anadolu yumru kökler konusunda oldukça zengin.

Bu toprakların insanı sever toprağının altındaki yumru ve kökleri. Havucundan şalgamına, turbundan yerelmasına, pancarına, her biri kendi içinde alacası karası kırmızısıyla yumrulu sebzeler, insanımızın severek tükettiği damak alışığı baharatı kendi içinde yumrular bunlar. Bunca yumrunun yetiştiği Anadolu'da nasıl olur da patates yetişmemiş, taa Yeni Dünya'lardan gelmiş daha dün! Anlamak zor.

Ülkemizin yaratıcı insanları patatesi nasıl kucaklamışlar acaba iki asırdır? Çocukluğumuzun patates kızartmalarından, şu annelerimizin az yağda kızarttığı iri dilimlenmiş olanlarından söz etsek mi?

Annem kaşarlı tava dediğimiz kalın bakır tavada yapardı bütün kızartmalarını. Salt patates kızartmasıyla kalınmazdı ki, patatesin ardından birkaç çarliston biber, kabak, patlıcan sanki olmazsa olmazıydı kızartma ritüellerimizin. Kızartma faslının sonuna varıldığında irice doğranmış domatesleri de sarımsakla kızartırdı annem. Amanın ne lezzetti Tanrım...

Yüce Tanrım nerelere gizledin o meşum zevklerimizi? Olur mu ama, neyin nesi kolestrol, şeker, kalp musibetleri! Neden en güzel şeyler zarar vermek zorunda? İnsanlık tarihinin değişmezidir ya, bütün zevkli şeylerin ya günah, ya yasak, zararlı sayılması...

Tanrıya şöyle seslenmeli; Tanrım, patates kızartması yeme hakkımı geri istiyorum!

Rahmetli İlhan Berk sevmese de mübareği, Enis Batur’un Patates’i de ayrıntılar ve sanat gölgesinde gelişen sıradışı bir biçim denemesiymiş, yani kitap olarak. Prof. Dr. Faruk Erden'de demiş ki; "Şekere duyarlı depresif insanlar Prozac yerine patates yesinler"!


Patates baskısı yapmayanımız var mı mini miniyken, küle gömüp başında beklemeyeni, kebabını, söğüşünü, püresini, nişasta kolasını, tuzlu yemeğin tuzunu emdirmeyeni, kızarmış haliyle rejim bozmayanı, soğana adaş edip "patates-soğan" ikilisini baş göz etmeyenimiz var mı, mutfaklarımızın demirbaş malzemesi değil midir patates soğan? Ziyafet sofralarında pek muteber sayılmasa da, onsuz yapamaz en asil et çeşitleri, balıklar, perhiz menüleri ve etyemez sofraları.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Örgütü'nün 2008'i patates yılı ilan etmesi, 1800'in ikinci yarısı Van Gogh dönemi (Patates yiyenler) kıta Avrupasının içinde bulunduğu yoksulluğu hafiften çağrıştırıyor olsa da, üçüncü dünyanın yoksul nüfusunun patates üretim ve tüketimine teşviği yeni patates yiyenlerin çoğalacağına işaret gibi görülüyor. Yoksa Fish and chips mi demeli!

Türkiye'de birkaç gösterişli otel menüsü dışında 2008 patates yılının altını çizecek etkinlikler yoktu pek, biz "mısır yılı" gibi yanlış anlamış olabiliriz miyiz, örneğin; kaynamış hibrit mısırı yılı! Külahlarda patates satacak değildik ya...

Bilinen bir fıkradır ya; Bir gemiye İngiliz, Alman ve Laz kaçak olarak binerler. Gemi diğer limana vardığında askerler tarafından yoklama yapılır. Hepsi hemen birer çuval bulup içine girerler. Askerin tekmesini yiyen Alman "miyaaaav" diye bağırır, asker kedi sanarak kontrol etmez. İngiliz köpek sesi çıkarır "hav hav" der o da paçayı yırtar. Sıra bizim laza gelir. Tekmeyi yiyen laz hemen bağırır "PATATEEEES"...

***
Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı.. Patates ekini için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir işti.. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi fakat o da hapisteydi.

Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve sorunu açıkladı.

"Sevgili David,
Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin.
Sevgiler Baban"

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.

"Babacığım,
Allah aşkına bahçeyi kazma. Ben oraya cesetleri gömmüştüm.
Sevgiler David"

Ertesi gün sabaha karşı FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm sahayı kazdı lakin hiçbir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

Babacığım,
Şimdi patatesleri ekebilirsin.Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
Sevgiler David







Biraz haşlayıp püre haline getirdiğiniz patates ile aklınıza gelebilecek sayısız çeşitte salatalar hazırlayabilirsiniz. İster taze yada kuru soğanlı, ister salt yeşillikler kullanarak, havuç ve turplar rendeleyerek sızma zeytinyağıyla limonu biraz tuzlayıp biberleyerek hoş ve mayhoş lezzetler yaratabilirsiniz. Elbette kullanılacak tatlandırıcıları zenginleştirebiliriz; Acı pul biber, kekik, nane, kişniş, kimyon, nar ve erik ekşileri, çeşitli sirkeler vs... Yoğurt ve mayonez de patatese yakışıyor fakat zeytinyağına alışmış damaklar ve ilerleyen yaşlara zeytinyağı daha iyi bir seçim. Bence.


Menemen ve Foça pazarlarının köylü tezgahlarında üzeri beyaz yağ ile kaplı tencereler görürsünüz. Donuk gibi duran yağın altındaki katmanda kahverengi bir tabaka vardır, tıpkı kavrulmuş kıyma görünümündedir. Buna "tartı" yada "tortu" denmektedir. İşte bu tartı ile patatesi bir tavada hemhal edip üzerine yumurta kırıverince sonuç ne olur sizce?




Elimizin altında haşlanmış patates bulundurmak iyidir. İmdat bir kolaylık sağlıyor mutfaklarımıza. İster ezip salatalar hazırlayabiliriz, ister etlerimizin tamamlayıcısı olarak, ister çorbasını yaparak kullanabilirsiniz. Patates çorbasına rendelenmiş havuç, biraz soğan ve sarımsak, yoğurt ve biber çok yakışıyor. Taze kıyılmış dereotu ve roka, nane. Özgürsünüz, damağınız neyi severse.


İlla da püre değil, irice doğranarak da güzel lezzetlere ulaşılabiliyor... Şöyle tazecik maydanoz ve yeşil soğan nasıl da yakışır patatese. Sumak da çok yakışıyor.




Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


1689











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)