ISSN 1308-8483
KADINLARDA KALP KRiZi

  Yayın Tarihi: 2.4.2013    


KADINLARDA KALP KRiZi

“Kadınlar en çok neden ölür?” şeklinde bir soruya, çoğunlukla “Meme kanseri” şeklinde yanıt verilir. Ya da “Erkekler mi daha çok kalp krizinden ölür, yoksa kadınlar mı?” sorusuna, çoklukla “erkekler” yanıtını alırız. Oysa bilinenler çok daha farklı. Erkekler daha sik kalp krizine maruz kalmakta ancak Kadınlarda kalp krizinden kaynaklı ölüm oranları erkeklerinkinden daha yüksek.

Erkeklerde kalp krizi nedeniyle ölümler son 30 yılda azalırken, kadınlarda bu yönlü bir düşüşün görülmemesi, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Erkeklere özgü olduğu düşünülen kalp hastalıklarının kadınlarda farklı şikayetlerle kendini göstermesi ve kadınların bu nedenle bazen ciddiye alınmaması, tanı konulmasındaki gecikmelere, dolayısıyla da kalp krizine ve buna bağlı ölümlere neden olabiliyor.

Kadın, erkek kadar hasta olduğunu göstermedikçe bazen aynı tedaviyi de alamıyor. Bu durum tıbbi literatürde, Barbara Streisand‘ın „Yentl“ filmine istinaden „Yentl Sendromu“ şeklinde adlandırılmıştır. (Yentl, aynı eğitimi almak isteyen bir Yahudi kızın, erkek kılığına girerek istediği eğitimi alabilmesini konu alan bir film.)

Nihayet doğru teşhis konulduğunda, tedavide uygulanan farklılıklar ile kadınların tedaviye ve ilaca gösterdikleri değişik tepkiler ayrı bir problem olarak kendini göstermektedir.

Yaş
Koroner arter (Damar tıkanıklığı) hastalığı kadınlarda erkeklere oranla 10 yıl gecikmeli olarak zirve yapıyor; erkeklerde bu durum 55 yaş ortası iken, kadınlarda 65 yaş ortasına denk geliyor.



Kalp ve damar hastalıkları kadınlarda Menapoz öncesi dönemde çok daha az görülür. Bunu sebebi Ostrojen hormonuna bağlanıyor. Kadın menopozla birlikte, kalp için zararlı birçok riskle karşılaşmaktadır. Özellikle daha önce zarar vermeyen hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı, menopoz sonrasında çok önem kazanmakta ve kalbe zarar vermektedir.

Anatomik Farklar
Kadın kalbi daha küçük olduğundan, küçük damar yapılarının tıkanmaları daha kolaydır ve bu nedenle de girişimsel tedavisi biraz daha zordur. Genç kadınlardaki Koroner arter hastalığı yaygın tipte, bazen ülserleşme şeklindeyken, erkeklerde ve yaşlı kadınlarda görülen koroner damar hastalığı daha çok tıkayıcı tiptedir. Bununla birlikte, kadın kalbi aşırı strese karşı daha duyarlı olduğundan, koroner damar hastalığı olmadan da kalp krizi olabilir.

Kadında kalp krizi şikayetleri
Klasik Anjina deyince akla göğüs ortası baskı, yanma, sıkıntı, ağrı şikayetiyle başlayan ve kola, sırta, çeneye yayılan ağrı gelir. Anjinanın 20 dakikadan uzun sürmesi Enfarktüs olarak adlandırılır. Bu ağrı tipi kadınların yüzde 49 unda böyle olabilmekteyken, diğer yüzde 51lik dilimde nefes darlığı, bulantı, karın ağrısı, aşırı yorgunluk şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu farklı durumlar, tanının konulmasını ve tedaviyi önemli ölçüde geciktirirken, ölümlere bile sebep olabilmektedir.



Araştırmalar ve yayınlar
Erkeklerde yapılan ve iyi sonuç alınan yayınların yolunda verilen ilaç ve tedavilerin, kadınlarda da aynı sonucu vermesi gerekmiyor. Örneğin koroner hastalığı oluşmadan Aspirin kullanmak erkeklerde çok iyi bir sonuç verirken, bunun kadınlarda aynı sonucu vermediği görülmüştür. Koroner hastalığı oluştuktan sonra ise Aspirin kullanımı her iki cins için aynı sonucu vermiştir. Cinsiyeti dikkate alan yayınlara ihtiyaç var (şu an 30% gibi).

Risk Faktörleri
İsviçre Arterioskleroz ve Lipid Derneği, en geç 40 yasında bir risk faktörü analizi yapılmasını öneriyor. Ailesinde risk faktörleri çok olan ya da risk faktörü erken ortaya çıkmış kişilerde, bu analiz daha erken yaşlara alınmalı.

Primer prevansyonda (koruyucu hekimlik) kişinin, risk faktörünü oluşturan kilolu olma, hareketsizlik, sigara, stres gibi değiştirebileceği davranış ve beslenme alışkanlıkları çok önem kazanmaktadır. Önemli risk faktörlerinin merkezinde yine kilolu olmak yatıyor. Örneğin; Şeker Hastalığı, Hipertansiyon.

Risk faktörünü ortadan kaldırmak için iyi bir beslenme şart. Akdeniz tipi Omega 3 yağ asidi ağırlıklı; balık, bol sebze, meyveli ve posa ağırlıklı beslenme türü buna en iyi örnek olarak verilebilir. Ayrıca günde 5 gramdan daha az tuz tüketerek ve düzenli egzersizlerle, riskinizi önemli derecede azaltabilirsiniz.

Bunların yetmediği durumlarda, risk faktörleri ilaçla tek tek tedavi edilmelidir. Diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği oluştuğunda, istenen hedef değerlere ilaçsız ulaşmak genelde mümkün değildir.

Bununla birlikte doğum kontrol hapları, sigara içenlerde, ailesel pıhtılaşma hastalığı olanlarda, yüksek tansiyon, ve auralı migreni olan kadınlar riskli olarak görülüyor. Çağımızın modern hastalıklarından stres ise, kalp-damar hastalığına yakalanma riskini yüzde 30 oranında arttırıyor.

Sonuç

-Kadınların kalp hastalıklar önemsenmelidir. Kadınlar daha az kalp krizi geçirmektedirler ancak kalp krizi geçirdiklerin, erkeklere oranla ölümleri daha yüksek değerdedir. Hekimler ve kadınlar bu konuda yeterince bilgilendirilmelidir.

-Kadın ağırlıklı cinsiyete özgü araştırma ve yayınlar çoğalmalıdır.

-Kadınların risk faktörleri erken teşhis edilmeli, gereken önlemler alınmalıdır.

-Kadın, menopozda çok yüksek bir risk altında olduğundan, bu yaşta ciddi bir risk analizi yapılmalıdır.

-Atipik kalp krizi şikayetleri ciddiye alınmalıdır. Zamanında teşhis ve tedavi ile hayat kurtarılabilmektedir.

-Davranış ve beslenme ile etkileyebileceğimiz risk faktörlerimize mümkün olduğunca erken müdahale etmeliyiz.


Doç. Dr. B. Nazan Walpoth
Bern Üniversitesi
Tıp Fakültesi Hastanesi
Kardiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi


Doç. Dr. B. Nazan Walpoth

nazan.walpoth@insel.ch


2192











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)