ISSN 1308-8483
Aşçı Fok'un Şifa Reçeli

  Yayın Tarihi: 18.8.2013    


Aşçı Fok'un Şifa Reçeli


Şifa…
Nedir şifa? Şifa, iyiliktir bana göre. İyilik, hoşluk, sağlıktır…

İnsanoğlunun bedenine ve ruhuna iyi gelen her şey şifadır. Büyüklerimiz, bazen içilecek bir bardak su için bile “şifa niyetine” derler. Niyet! Tam da bu noktada niyet giriyor devreye. “Dervişin zikiri ne ise, fikri de odur” diye anlamlı bir atalar sözü vardır. Hangi niyetle yaptığımız, hangi niyetle yiyip içtiğimiz çok önemli. Şifa reçellerimi yaparken garip bir duygusallık içine giriyorum. Bu nasıl bir inanç ise, her aşamasında büyük bir sevinçle sanki dünyanın en yararlı yiyeceğini pişiriyorum! Sanki hazırladığım bu çeşitli meyvelerle baharatlar herkese iyilik dağıtıp birden bire mutluluk versin istiyorum!

Olabilir mi böyle bir şey? Bir kaşık şifa reçelim bunca güzelliği gerçekleştirebilir mi?

Bazı dostlarım, şifa reçelimi rahatsızlıkları olan yakınları için isterler benden; “şu senin acil şifalar reçelinden” diyerek bir de “acil” ilavesinde bulunurlar ki bu beni çok mutlu eder. Acil olan bir şey yoktur aslında! Her şey an içinde olup biterken aciliyetlerin dünyamızdaki yerini sorgulamak çok anlamlı gelmiyor tabi. Yaşam, bir birimize sunduğumuz küçük mutluluklar, sürprizler ve yaşama umududur biraz. İşte o umudun ipine tutunmak bütün yaptığımız.

Yaşam ipimizin gevşediği zamanlarımız olur, öyle zamanlara öykünmenin bir tarifi olarak çıktı şifa reçellerim. Sayısız meyveyi sayısız başka arguman ile sohbete çağırır kocaman bir şölen başlatırım mutfağımda. Her seferinde yeni bir ilave yaparım. Ya meyvelerin çeşidi değişir ya da baharat ve otların… Bazen de ceviz, fındık, fıstık, badem gibi kuruyemişler ilave ederim. Çitlembik ve karabiber tanesi bile koyduğum olur!




En az yedi çeşit meyve ve yedi çeşit baharat olmasına dikkat ederim. Bazen bu dokuz onar çeşide çıkar, olsun. Önemli olan o an ki duygularım o an ki coşkularım. İşte o yüzden tam bir tarifini bile anlatamıyorum. Yalnız, bazı meyvelerim vardır ki onlarsız olmaz. Yaz mevsimi ise mutlaka mürdüm eriği, vişne ve şeftaliyi katmalıyım bu şenliğe. Kış ise; İlle de portakal, turunç ve ayva. Yazın yaz meyvesi, kışın kış. Bu kadar anlattığım şölen malzemelerimin adını anmasam olmaz!

Kırmızı elma,
Yeşil elma,
Ayva,
Armut,
Şeftali,
Kavun,
Mürdüm eriği,
Sarı deli erik,
Kayısı (Tazesi veya gün kurusu),
Üzüm (Tazesi veya gün kurusu),
Turunç,
Portakal,
Tarçın,
Karanfil,
Zencefil,
Havlıcan,
Zerdeçal,
Karabiber dalı,
Ihlamur,
Limon,
Kuşburnu,
Kızılcık,
Yaban Mersini,
Nar suyu,
Gelincik, akasya, gül, morsalkım gibi çiçeklerin yaprakları.

Bazen, böğürtlen, beyaz ve karadut, yeşil ham incir ve taze incir de kullandığım oluyor lakin, bu meyvelerin minik çekirdekleri çok olduğundan her zaman tercih etmiyorum. Yıllardır yaptığım şifa reçelimin önceki yazdığım tariflerine bakayım dedim; öyle çok değişikliğe uğratmışım ki… Güncelleme zamanı çoktan gelmiş geçiyor!

Ağustos ayı itibarıyla başoyuncum mürdüm eriğinin saltanatı sürüyorken, izninizle yarın mürdüm toplamaya gideceğim. Yanına da şeftali ve armut, taze elma, kızılcık ve daha neler neler… Sonrası malûm.

Afiyet-i şifalar olsun.






Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


2584











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)