ISSN 1308-8483
NAM-I DİĞER…

  Yayın Tarihi: 18.11.2013    


NAM-I DİĞER…

Parmakla gösterilirdi.
“Nah işte o!” denirdi.
Böylesi bir daha gelmedi.
Guinness rekorlar kitabına girecek bir adamdı.
Hem çok yönlü, hem de çok karakterliydi.
Günde elli kişiliğe bürünür ve elli takla atardı.
Özür dilemeyecek kadar tutarlıydı.
Eşine dostuna attığı kazığın haddi hesabı yoktu.
Günde en az üç kere, kendisine beddua edilmesini istemişti.
“Yoksa öbür tarafta iki elim yakanızda” demişti.
Huzur içerisinde yatması için O’na beddua edelim arkadaşlar.
Şahsen ben, üçe beşe bakmıyorum.
Hayattayken kendi adına bir festival düzenleyemedi.
İçinde ukde kaldı, öyle gitti.
Şimdi mezarı nerede, kimse bilmiyor.
Çünkü kendisi öyle istedi.
“Namım yürüyecekse, böyle yürüsün” dedi.
Gözleri bozuktu ama ileri görüşlüydü.
İnsanlar hayır duada bulunursa, öbür tarafta rahat edemeyeceğini söyledi.
Duyan önce şaşırdı, sonra tebrik etti.
Ne günlere kaldık?
Adam sevgilisine, “Şerefsizim seni seviyorum” diyor.
Kadın, “İnanmam, şerefsiz” diyerek, sarılıp adamı dudağından öpüyor.
O, iyi ki bu günleri görmedi.
Görseydi, herhalde kahrından ölürdü.
Ölümünden sonra ağız tadıyla beddua edemez olduk.
Kime beddua edeceğimizi şaşırdık.
Rastgele yapılan beddualar yüzünden insanlar günaha giriyor.
O yaşasaydı elbette böyle olmazdı.
Bedduanın adresi belli olurdu.
Hiç kimse, rast gele sallamazdı.
“İspatlamazsan şerefsizsin!” gibi laflar etmezdi.
İçinde “Şerefsiz” kelimesi olan cümleler kurulmazdı.
Öyle değil mi?
Valla öyle…


Ahmet Zeki YEŞİL



1889











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)