ISSN 1308-8483
ÇEVRİM TEORİSİ

Elif Y. ÖZEL    
  Yayın Tarihi: 31.8.2015    


ÇEVRİM TEORİSİ

Evrim mevrim yok artık.
Tersiniz de dönse nevriniz de dönse yok.
Değişmekle dönüşmek arası ihtiyacı “Evrim Teorisiyle” karşılayamaz olduk maalesef.
Evirsek de çevirsek de karşılayamadık.
Genetiğiyle oynadık yine karşılayamadık.
“Evrim Teorisi” oldu “Çevrim Teorisi”
Normalde aradıkça bulursun ya, biz bu teori sayesinde, buldukça aradık.
Ne mi bulduk… Tabii ki belamızı.
Nemi aradık… Tabii ki sırasıyla.
Önce insanı aradık.
İlk insanı bulmamız uzun sürmedi.
Uzaktan seyredersek anlamayız diye yakından seyretmeye başladığımız bu insan, geçmiş hipotezin birine yayılmış oturuyor.
Sanırsın kendi mekanı, öyle rahat, öyle misafirperver.
Hipotez’e gelince;
Ev sahibiyken misafir muamelesi gören gerizakalı,
“Çürük Raporu” almaya ikna edilebilitesi yüksek yegane ezik…
Şekil ikna edici görünse de, durumun ısrar edici olduğu ortadaydı.
Hem geri zekalı hem de ezik olunca, Evrim Teorisi’nin 1. Hipotezine “Çürük Raporu” vermek hiç de zor olmadı. Hayırlı uğurlu olsun.
Sonra, “İnsanın Teoride Ne Aradığını” aradık.
Baktık, Teori’nin Yerlileri” tıpa tıp birbiriyle aynı, evrenmiş, örneklemmiş hiç uğraşmadık.
Önümüze çıkan ilk insana sorduk;
“Ne arıyorsun?”
“Büfe arıyorum, sigaram bitti de”
Adam ne ara sorumuzu cevaplandırdı, ne ara sigara almaya gitti, nasıl bir duygu durumu salıverdiyse bünyemize hiçbir şey hatırlamıyoruz.
Baktık olacak gibi değil, yerlisini yerine bıraktık, yabancısını aramaya başladık.
Sonradan İrlandalı olduğunu öğrendiğimiz, iri kıyım bir yabancıya denk geldik.
Ona da sorduk aynı soruyu;
“Ne arıyorsun?”
“Aslında su alacak bir büfe arıyordum. Buldum da. Ama ne olduysa ondan sonra oldu işte.
Esnafın birinin elinde sopa vardı. O sopayla birbirlerinin boyunu ölçmeye çalışıyorlardı.
Yardımcı olmak istedim. Sonuçta adamların memleketindeydim. İyilik yapmak istedim. Yanlarına gittim ve “boyunuzun ölçüsünü ben alırım” dedim.
Ne oldu anlamadım, hepsi bir anda dağılıverdi. Şimdi onları arıyorum.
O an yaşadığımız hissiyat havada asılı kalırken, art arda gelen iki soru da hissiyatımıza eşlik etti.
Biz ne arıyorduk?
Soru neydi?
Kurulmamış hipotezin, sorgulanamayan değişenleriyle baş başa kaldığımızı, geçici hava boşluğunu atlatınca fark ettik.
Bir tek kurulmamış hipotez halinden memnundu.
Ya kurulsaydı. Ya kurulduktan sonra reddedilseydi.
O saatten sonra ne esnaf kurtarabilirdi onu, ne de o yiğit İrlandalı.
Hal böyleyken, evrim de istemezdi bizi zaten.
Nitekim de öyle oldu. Aldı teorisini yanına, gitti kendi yoluna.
Evrilemesek de çevriliriz diyen insanoğlu, vakitlice başladı yeni teorisini yazmaya.
Eskiden ayrı ayrı yerlerde bulduğumuz belalar bu teori sayesinde bir araya toplanmıştı adeta.
Devrim niteliğindeki “Çevrim Teorisi” hazırdı.
Şaheser niteliğindeki bu eserin her cümlesi okuyanı ayrı bir belaya götürebilecek kabiliyetteydi.
Umarım;
Kıymeti bilinesi, takdir edilesi, bağra basılası olur da yeni bir teori aramak zorunda kalmaz insanoğlu.


Elif Y. ÖZEL



1642











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)