ISSN 1308-8483
ÇAY VAR İÇERSEN

Elif Y. ÖZEL    
  Yayın Tarihi: 18.11.2015    


ÇAY VAR İÇERSEN

Çay ve insan;
Birbirlerini usulca demleyen iki dost.
Varlıkta ve yoklukta, hastalıkta ve sağlıkta, kısacası her şartta ve durumda evliklerini devam ettirebilen örnek çift.
Hatta; “Biri eder diğeri sineye çeker” ilişki modelinin sorunsuz uygulayıcıları.
Fazla geriye gitmeye gerek yok, etrafınızdaki çiftlere göz ucuyla baksanız yeter.
Gözlemlediğiniz “İnsan ve insan”la süregelen tüm ilişkilerde, yukarıda sıralanan detaylara rastlamanız pek mümkün değil.
Ama konumuz başka.
Konumuz, çay ve insan ilişkisini deformasyondan koruyan samimiyet ilkelerini belirleyebilmek.
Yani, çaya dem vuran insana rağmen, çayın neden hala ısrarla insana dem olmaya devam ettiğini anlayabilmek…

İnsan için çay, lisandır aslında.
Çayca konuşmak, iki kelimeyle dünyaları anlatabilmektir.
Debelenmeden iletişim kurabilmektir.
Beni sana dümdüz, olduğu gibi ve ayan beyan anlatabilmektir.

“Seni seviyorum” diyemediğimizde;
Seni çay içerken izlemek,
Seni çay doldururken,
Seni demlerken çayı,
Kimseler inanmasa da düpedüz sevap (Alper Gencer) diyerek ilan-ı aşk edebilmektir.

“Seni çok özledim” diyemediğimizde;
Azizim; Bir çayımız, bir de çay içerken düşündüğümüz insanlar var (Uğur Koca) diyerek, özlenene, cesurca karşıdan el edebilmektir.

“Sana ihtiyacım var” diyemediğimizde;
Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.
Küfürler saçıp etrafa, belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.
Yokluğuna alışmamalıyım (Tarık Tufan) diyerek, gidene, “gelsen ne iyi olur”u ima edebilmektir.

“Anlamsız bir hayattı yaşadığım” diyemediğimizde;
Soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm (Nevzat Çelik) diyerek, anlam katamadığın hayattan af dileyebilmektir.

“Ne dostumuzu bilmişiz ne düşmanımızı” diyemediğimizde;
Şekersiz içilen çayın içindeki çay kaşığı kadar anlamsızdı bazı insanlar (Alıntı) diyerek, doğru yerlere yanlış kişileri oturttuğumuzu kendimize itiraf edebilmektir.

Dahası da vardı elbet…
Velhasıl çay hayattı insan için.
Kabul edilmelidir ki;
Çay yoksa yarımdır insan,
Çay yoksa aşka da özleme de tarif yoktur.
Ve bilinmelidir ki;
Çay girmezse bir eve doktor da girmez.
İkram edilecek çayın yoksa ocakta, ne postacı çalar kapını ne de konu komşu.
Çernobil’e rağmen kapı dışarı edilemeyen çay’a gelince…
Bütün bunların hatırına dem olunmaz mıydı insana?
Sineye çekilmez miydi edilenler?
Hal böyle olunca çiçek gibi devam edilmez miydi bu birlikteliğe…?
Çay ve İnsan;
Onlar hala dost,
Onlar hala evli,
Ve değişen hiçbir şey yok hayatlarında.
Sadece bardaklar değişti… o kadar.


Elif Y. ÖZEL



1455











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)