ISSN 1308-8483
ŞİZOFREN ZAMANLAR

Elif Y. ÖZEL    
  Yayın Tarihi: 28.12.2016    


ŞİZOFREN ZAMANLAR

Yüzümden düşüveren gülüşüm…
İnan bana seni ararken, ne şizofren tanısı almış bir zamandan medet umdum ne de şizofren bir zamanı ağırlayan geceden.
Yani bir başıma ve sessizce aradım seni.
Çok zor olsa da nihayetinde buldum.
Buldum ve “sen” diye hitap ettiğim o kıymetli gülüşümü yeni baştan taktım yüzüme.
Gerçekten zordu bunu başarabilmek ve de başarabilmek için her türlü zorluğa göğüs gerebilmek.
Mesela;
“Kal” ya da “git” lerin arasında sıkışmış kalmış ne kadar kelimem varsa, hepsini bir bir ağlamaklı dünlerime saydım.
Aklımın susmak bilmeyen arsızlığına sebep olsa da;
Önce kırmızı ışıkta geçmeye gönüllü cümleler kurdum, sonra da o cümlelerle pabucuma dahi anlatamayacağım hikâyeler yazdım.
Vefasızlıklarını sermaye sayanlara bile, olur ya belki bir gün feyz alırlar diye, aklını başında taşımayı becerebilen şiirler yazıp gönderdim.
Hüzün kırmızısı bir yol haritasını cebime koymadan ve de yarım bırakılmış cümlelerimi yanıma almadan asla ve asla yola çıkmadım.
Acılarımı olay mahallinde bırakamasam da, en azından hepsini beynimin az gelişmiş bölgelerine emanet edebilmeyi başardım.
Beni idrak yeteneği bozulmuş cümlelerle karşılayanları ben de yüzümün en itaatkâr mimikleriyle uğurladım. Hatta arkalarından mendil sallayıp su bile döktüm.
Yüzleşmeye cesaret edemediğim yaralarımdan tutun da tadilat nedeniyle kapattığım ruhuma varıncaya kadar hepsini gözyaşlarıma hibe ettim.
Boyu devrilesi cümlelerimi bile, belki bir gün mektup yazarım umuduyla, bir kenarda tuttum.
Bağrıma bastığım kelimeler sürekli açığa alınsa da, vicdanıma yazarak seslenmekten asla vazgeçmedim.
Kabuğuna çekilmiş kelimelerimle “susmayı”, kalp atışlarımın düzelen ritmiyle de “dinlemeyi” öğrettim kendime.
Orta halli bir iyilik haline razı olmuş gibi görünsem de, dişe dokunur bütün olmazlarımı, döktüre döktüre yazdığım cümlelerle olduruverdim.
Zamanın–di’li geçiyor oluşuyla ilgilenmediğim kadar–miş’li geçiyor oluşuyla da ilgilenmedim hiç.
Tercihimi sadece, tutmak ve bırakmak eylemlerinin vakitli yapılmasından yana yaptım. Bu yüzden de, ne geç kalmayı ne de erken kalkmayı hak saydım kendime.
Kapatılmış falların niyetine hürmeten hayal kurmadığım gibi, açılmış falların rivayetine göre de kurmadım yarınlarımı.
Kısacası, herkes hak ettiği yerde dursun istedim.
Ve bu yüzden, ne virgülü ne de noktayı gücendirecek hiçbir şey yapmadım.
Onları sadece olmaları gereken yere bıraktım..
Yani ait oldukları yere,
Yani tas tamam hak ettikleri yere bıraktım.


Elif Y. ÖZEL



1633











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)