ISSN 1308-8483
ŞEYTANIN KAHVESİ’NE YOLCULUK, ŞEYTAN SUAT İLE MUHABBET…

Işık Teoman    
  Yayın Tarihi: 26.10.2020    


ŞEYTANIN KAHVESİ’NE YOLCULUK, ŞEYTAN SUAT İLE MUHABBET…



Ayvalık’ı tanımlamak için “rakı, balık Ayvalık” deyişi dolaşır dillerde, ben “Güneş, deniz, balık, Ayvalık, zor gelir ayrılık” diyordum düne kadar. Ancak yaşayıp gördükçe, toplumla iç içe geçince bu deyişlere neler ekleniyor neler! Öncelikle 22 adası, ot çeşitleri, meşhur papalinası, muhteşem mezeleri, yavru kalamarı, sızma zeytinyağı, kırma zeytinleri, mis kokulu sabunları, bademli muhallebisi, sakızlı kurabiyesi, lor tatlısı, karadut, koruk suyu, turkuaz koyları, tarihi zenginliği, kiliseden bozma camileri, ayazması, kesme taşlar ile kaplanmış daracık sokakları, sarımsak taşlı Rum evleri, o evlerin birbirinden güzel kapıları, o kapıların önünde mama için bekleşen rengarenk kedileri.

Yaya geçidinde araçlar “zınk” diye duruyor

Daha neleri var, yazarlar, çizerler, ressamlar, sanatkarlar, müzisyenler, ünlüler, ünsüzler, gelip yerleşmiş zenginler. Ama, kötü giyimli, dilenen, yolda ona buna rahatsızlık veren kimseye rastlamadım bugüne kadar. Ayvalık tam bir mozaik. Bir de motosikletler. Ayvalık düzayak bir şehir olduğu için insanlar ağırlıklı olarak motosiklet kullanıyor. Bir Atina’da görmüştüm yüzlerce motosiklet bir de Ayvalık’ta. Kadın, erkek, çoluk çocuk, yaşlı başlı insanlar hemen herkesin altında küçük de olsa bir motosiklet var. Kimse kimseyi zorlamıyor yollarda, ne motosikletler insanları ne de araçlar motosikletleri, gül gibi geçinip gidiyorlar. Yaya geçidinde araçlar zınk diye durup yol veriyor.

Yaz kış tekneler Ayvalık - Cunda arasında yolcu taşıyor. Yazın püfür püfür poyraz esiyor, boğucu sıcaklığı alıp gidiyor. Yetmiş binlik nüfus yazın çıkıyor beş yüz binlere, Eylül ayı geldi mi, dönüyor kendi içine. Ayvalık’ta yaşamaya başlamadan önce çok kez geldim gittim bu kente. Ayşe ile balayımızı da burada geçirdik yıllar önce Moshous butik otelde. Cunda Adası’nda çadır kampı yaptık, butik otellerde konakladık. Midilli Adası’na buradan geçip gittik.



Şeytan Suat’ı tanımayan yok

Hemen her geldiğimde mutlaka uğramadan geçmediğim bir kahve var Ayvalık’ta, ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış Şeytanın Kahvesi, zorlasalar tanınmışlıkta sanki Ayvalık’ın bir tık önüne geçecek gibi. Tam 155 yıllık bir bina, dededen babaya, babadan oğula, oğuldan toruna geçerek bugünlere kadar gelmiş, kalitesini ve duruşunu bozmamış çalıştıranlar. Dede Suat Kaçak oğlu Mustafa ve torunu Suat ile birlikte çalışıyorlar Şeytanın Kahvesi’nde. Ama öyle şeytanlıkla falan işleri güçleri yok ailenin, lakap yapışmış kalmış üzerlerine, onlar da kabullenmiş, tüm Ayvalık halkı, gelip giden yerli ve yabancı turistler de öyle bilmiş. Şeytan Suat denilince, bilmeyen, tanımayan yok. Çarşıda kime sorsanız hemen iki dakika içinde tarif ediveriyor gidilecek güzergahı.


Suat, Mustafa, Suat Kaçak

Her şey butik olunca

Şeytanın Kahvesi. O kadar ünlenmiş ki, satılığa çıkarılan veya kiraya verilmek istenen evler ilanlarına, “Şeytanın Kahvesi’ne yüz metre, Şeytanın Kahvesi’ne bitişik” gibi duyurular ekleyerek satışlarını hızlandırma yolunu seçmişler. Suat Kaçak da doğruluyor, “Bizim ünümüzle birlikte çevremizde, sokağımızdaki evlerin değeri üçe beşe katlandı,” diyor. Macaron Sokağı olarak da bilinen Barbaros Caddesi renkli, bir o kadar da sıcakkanlı esnaflarıyla biliniyor. Talatpaşa Caddesi’nden girip, sokağın diğer ucundan çıkmak o kadar keyifli ki. Her şey butik. Sahaflar, oteller, meyhaneler, lokantalar, kahveler. Güleryüzlü insanlar, mekanlarına sıcak bakışlı gözleriyle davet ediyorlar, geri çevirmek ise mümkün değil. Ya bademli bir muhallebiyi kaşıklarken, ya da mevsimine göre karadut veya koruk suyu yudumlarken buluyor insan kendisini.


Yaşı 150'ye dayanan ve inşaa edildiği yıllardan beri fırın olarak çalışan, Mavi Fırın

150 yıllık Mavi Fırın

Yıllarca köklü bir Ayvalıklı ailenin barındığı mekan bağışçısı tarafından Emniyet Müdürlüğü’ne hibe edilmiş. Müdürlük de yaşı yüz yılı geçen binaya öyle keyifli bakıyor ki. Tertemiz pırıl pırıl, her gün önünden mutlaka geçiyorum, Barbaros Caddesi’ne uzanıyorum, Köklü zeytinciliğin satış mekanı ’Pembe Köşk’ün önünden, kesme taşların üzerinden sekerek 150 yıllık ‘Mavi Fırın’a kadar gidiyorum. Dilek Bilir tarafından işletilen fırında yeni sahipleri fırını yüz yıllar önceki mimarisine getirme hazırlığı içinde. Mavi fırından tahinli kurabiyenin tadına bakıyorum, sabah kahvaltısında atıştırmalık biraz peksimet biraz da galeta alıp yürümeye devam ediyorum.

1865’den bu güne

Solumda dar sokakların arkasından tek katlı taş yapıların arasından boynunu uzatan kiliseden bozma Çınarlı Camii’nin muhteşem mimari görüntüsüne selam duruyorum. Karşımda Şeytanın Kahvesi. Güleryüzlü sahibi Suat Kaçak, oğlu Mustafa, torunu adaşı Suat konukların etrafında pervane oluyor, hizmette kusur yok! Nasıl kusur olsun ki, 1865 yılında inşaa edildiğinde müzisyenlerin uğrak yeriymiş taş yapı, o günden bugüne dimdik ayakta duruyor. Mübadeleyle birlikte Rum vatandaşların kendi ülkelerine dönmelerinin ardından dede Mustafa Kaçak’ın icar olarak işletmeye başladığı binanın başına neler gelmiyor ki! Önceleri, marangoz, keresteci ve mobilyacılar mesken tutuyor binayı. Baba Mustafa Kaçak daha sonra tarihi binayı alıp kahveye çeviriyor. Kent merkezinde turizmin gelişmesi ile başlayan hareketliliğin ardından, mahallelerin yukarı bölümlerindeki sokaklar bir anda sessizliğe bürünüyor ve mekanlar birer birer kapanıyor, kahve de nasibini alıyor ve dükkana kilit vuruyor Mustafa Kaçak.

Film ve dizi çekimleri başlayınca

35 yıl sonra kapılarını kahve mekanı olarak açan tarihi binanın şansı bir anda film ve dizi çekimleri ile birlikte parlıyor. Kahvenin karşısındaki arsaya film çekimi için Rum mimarisine uygun bir bina yapılıp ‘Ay büyüyünce uyuyamam’ filminin çekimleriyle birlikte Şeytanın Kahvesi adeta film platosuna dönüşüyor. Ayça Bingöl, Fırat Çelik, Selin Şekerci ve Hazal Kaya’nın rol aldığı filmi Şerif Gören yönetmiş. Ardından, Her şeye rağmen, Yol arkadaşım, İki yaka bir İsmail ve Familya filmleri de çevrilince ününe ün katmış Şeytanın Kahvesi.

Koruk suyu ve kaynar

Kahveyi açtığı yıllarda babasının bir kez yaptığı koruk suyunun tadına bayılan Suat Kaçak, 40 yıldır koruk suyu yapmaya devam ediyor. Ayvalık’ın kesme taşlı, Arnavut kaldırımlı daracık sokaklarında yürürken, Rum mimarisiyle bezeli binalara bakmaktan kendini alamıyorum. Yorgunluğu ise buz gibi koruk suyu içerek atıyor insan. Son yıllarda koruk suyunun iyice rağbet gördüğünü anlatıyor Suat Kaçak, “Ayvalık’a gelenler Şeytanın Kahvesi’ni sormaya ve oraya koruk suyu içmeye gidildiği duyulunca, kahveciler ‘meşhur koruk suyu’ diye, satış yapmaya başladılar. Haziran ayında asmalar koruk yapmaya başlar ve bu Kasım ayına kadar devam eder. Kış gelince de kimse koruk suyunu sormaz. Ama onun yerine mübadil içeceği ‘kaynar’ımız var. Kırk çeşit baharat ve dal tarçın ile yaparız. Kaynar kaynar sunulur ve bekletmeden sıcacık içilir. İçine kızamık şekeri ve ceviz de ekleriz. Kışın soğukta insanın içini ısıtır bronşları temizler şifalı bir içecektir,” diye anlatıyor.


İçmeyenlerin hayat damarlarından birinin tıkalı olduğu yazıyor ahşap levhada. Haziran'dan Kasım ayına kadar her dakika koruk suyu bulmak mümkün

Karadut suyundan uzak duruyor

Kahveye farkla çevrelerden insanların geldiğini ve adeta bir kültür merkezine dönüştüğünü anlatıyor Suat Kaçak, oğlu Mustafa bir yandan, torunu Suat diğer yandan müşterilere koruk suyu yetiştirmeye çalışıyor. Koruk suyundan vazgeçmenin mümkün olmadığını söyleyen Şeytan Suat, “Karadut suyunu bozdular içine hile kattılar. Yolboyunda, büfelerde satılan karadut suyuna sentetik maddeler karıştı sanki. Ben de hiç yanaşmadım. Karadut işinden hep uzak durdum, öyle de devam ediyorum. Benim mekanım koruk suyuyla bilindi, öyle de tanındı. Oysa benim çok sayıda karadut ağaçlarım var, isteyen olunca götürüp birlikte toplayıp yiyoruz” diyor.

Aydınlanma köşesi ve kütüphane

Kahvenin içinde bir aydınlanma köşesi bir de kütüphane yer alıyor. Emekli öğretmen ve yazar Recai Şeyhoğlu annesi Rasime Hanım adına açmış aydınlanma köşesini. Ayvalıklı Aysel Namlı da kütüphane ekleyince kahve bir kültür merkezine dönüşmüş. Dileyen koruk suyunu yudumluyor, bir yandan da beğendiğini bir kitabı veya dergiyi okuyor. Şeytan Suat, dizi ve film çekimlerine evsahipliği yaptığını anlatıyor, “’Yol Arkadaşım’ dizisi kahvede çekildi. ‘Her Şeye Rağmen’ de karşı binayı plato yaptılar. Erdal Özyağcılar’ın ‘İki Yaka Bir İsmail’i, Uğur Yücel’in ‘Familya’sı da burada çekildi. Ve son olarak da Şerif Gören’in ‘Ay Büyürken Uyuyamam’ adlı uzun metrajlı filmine ev sahipliği yaptık. Koruk suyu, kaynar ve diziler derken ünlendik.”


Şeytan lakabı büyük dede Halil Kaçak'dan geliyor

Nasıl Şeytan oldular

Ayvalık’ta anlatılacak o kadar çok şey var ki. O kadar çok mekan var ki. Her biri ayrı bir öykü, her biri ayrı bir tarih. Hemen her Rum evinin bir öyküsü var. İçinde barınan insanlardan kalan. Mübadele ile birlikte, anıları da alıp götürmüş, ama geride kalanlar aktarımıyla bugünlere kadar gelmiş. Dilden dile dolaşmış öyküler, anılar. Kaçak Ailesi’ne şeytan lakabı da nasıl gelmiş onu da Şeytan Suat’tan dinleyelim: 1877 doğumlu dede Halil Kaçak, daha küçük bir çocuktur. Ve her çocuk gibi sevimli ve hareketlidir. Bir gün yaşlı Rum kadınlar çalı ateşinde gözleme pişirirler. Halil de duvarın arkasından onlara küçük taşlar atarak rahatsız eder. Kadınlar taşın nereden geldiğini önceden anlamazlar, sonra bakarlar ki, taşları Halil atıyor. Halil’e bağırmaya başlarlar, “Seni şeytan seni” diye. O günden sonra Halil’in lakabı Şeytan Halil diye kalır ve bugünlere kadar ulaşır. Halil’in oğlu Mustafa’ya, oğluna, torununa, torununun oğluna. Şeytan Suat, Şeytan Mustafa ve en küçükleri torun Şeytan Suat.




Duvarlar fotoğraflar, gazete küpürleri ve sayısız anıyı barındırıyor




















Ahmet Ümit de ziyaretçiler arasında


Seyahat yazarı Aynur Tattersall da İngiltere'de ününü duyduğu koruk suyunun tadına baktı.


Şeytanın Kahvesi'nde her daim bir hareketlilik yaşanıyor. İzmir TV 35'den Belediye Başkanı Mesut Ergin için çekime gelen Seher Onay da sohbeti Suat Kaçak ile kahvede sürdürdü


Mustafa Dede'den kalan duvar saati ve kullandığı tesbihi anı olarak salonda yerini almış


Kahvenin müdavimleri kütüphaneden de yararlanıyor


Suat Kaçak (Şeytan Suat)


Üç kuşak bir buçuk asırlık kahvede gece geç saatlere kadar çalışıyor ve anıları yarınlara aktarmaya devam ediyor


Şeytanın Kahvesi'nde Kasım ayına kadar koruk suyu bulmak mümkün. Daha sonraki aylarda sıcacık kaynar var.


Şeytan Halil'in öyküsü


Kahvenin kedisinin lakabı da şeytan mı diye soramadık ama müşterilerle pek ilgilenmediği için aynı lakabı kendisine konduramadık


Sorduğuna bakmayın, içmeden giden olmaz.


Günün menüsü


Kiliseden bozma Çınarlı Camii, sokak arasından tüm heybetiyle gelip geçenleri selamlıyor


Sarımsak taşlarıyla yaşama tutunan tarihi binanın pencere mevsim çiçekleri ile süslenmiş


Barbaros Caddesi'nde Köklü zeytinciliğe ait Pembe Köşkün sokağı sizi Şeytanın Kahvesi'ne kadar çıkarır


Işık Teoman

isikteoman@gmail.com


4780











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)