ISSN 1308-8483
PEKMEZ / Zeynep KASAP
Zeynep KASAP    
  Yayın Tarihi: 13.12.2023    


PEKMEZ

Günaydın, herkes elini yüzünü yıkadı mı bakalım?

Eskiden böyleydi, gözünün açılması için iki üç kez yüzüne su çırpmak yeterliydi. Şimdi istersen başından aşağıya bir kova buz gibi su dök, bazılarımız beş dakikaya kalmaz yine mışıl mışıl uyuyor.

Peki neden?

Teknolojiden kardeş, teknolojiden. Maşallah jet hızıyla açıyoruz gözlerimizi her sabah. Ama sonrası derin bir duygu. Bu konuyla ilgili onlarca anıma yenisi eklendi. Merak edenler için izninizle anlatmak istiyorum.

Bugün işe giderken yolda aklıma geldi. Keçi boynuzu pekmezi alacağım. Epeydir niyetlenip ertelemiştim. “Nasıl olsa önünden geçiyorum, iki dakika durup alayım” dedim. Dükkânın kapısı sonuna kadar açıktı. “Günaydın” diyerek içeriye girdim. Sessiz sedasız içeriye giriyormuş hissine kapıldığım için, bu arada ayağımı bilerek yere sürttüm. Hatta iki kez de öksürdüm. Usüldendir, adaptır, sünnettir. Başkasının evine veya mekânına haldır huldur girilmez... Adet edinmişim, yıllardır ben de böyle. Neyse... Tezgâhın arkasında bir kadın, sırtı bana dönük, belli ki çok meşgul. Kafasındaki ponponlu şapkasıyla çok dikkat çekiyor. Beni duymayınca, ikinci kez “Günaydın” dedim. Yine ses yok. Kulaklarının ağır işittiğini düşünerek, sesimin tonunu yükseltmek zorunda kaldım. Daha doğrusu “Günaydın!” diye bağırdım. Sonra, bir hayat belirtisi görebilmek umuduyla bir süre bekledim. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Hafif bir kıpırdanma olunca, elinde telefon olduğunu fark ettim. İlla dönüp bakacaktı kapıya. Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu. Kadını dürtecek halim yoktu. Hoş, öyle bir küçük çılgınlık yapmayı düşünmedim de değil. Dükkân sahibiyse ayıp olur. Belki de çalışandır, neyse o kısmı önemli değil. Sonuçta öyle de böyle de olabilir. Telefon denilen o muhteşem alet, artık her yetişkin insanın elinde; onu geçtim bebelerin bile elinde. Bu arada ben işe geç kaldım. Ancak inat ettim, kendimi göstermeden bir yere gitmeyeceğim. Çünkü, o pekmez bugün alınacak! Otobüs durağında bekler gibi sessizce ayakta bekliyorum. En sonunda genç kadın yavaşça kapıya doğru döndü. Kulaklığını çıkartıp, telefonuyla birlikte usulca bankoya bıraktı. Ponponlu şapkasından dolayı yanlış anlamışım kadın değil erkekmiş meğer. Minik özrünün altındaki yüzünde memnuniyetsizliğini de iliklerime kadar hissediyorum. “Sanki daha yeni açmışım dükkânı, karga bokunu yemeden” diye söyleniyor içinden.

Ben de, mecburen içimden cevap veriyorum. “Hadi bağımlı olmuşsunuz anladık, bari kendinizi düşünün; hırsızı var katili var. Neye güvenip kapıyı ardına kadar açık bırakıp, on beş dakika boyunca kendini telefona kaptırabiliyorsun...

Ah teknoloji. Bugün de pekmez yüzünden on beş dakikamı yedi...


Zeynep KASAP



1841











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)