ISSN 1308-8483
Phokaia'da Bir Bağ Bozumu

  Yayın Tarihi: 18.8.2009    


Phokaia'da Bir Bağ Bozumu


Topaz Şarapçılık'ın sahibi Rıfat Şekerdil, bağ bozumuna davet ettiğinde sandım ki öğleden sonra yada akşam üzerine denk düşen bir zamanda gideceğiz. Ne mümkün! Şaraplık üzümü toplamaya, sabah alacasını takip eden gün doğumuyla başlanırmış meğer...

Sabahın erkeninde bağa vardığımızda, Şekerdil ailesi için gün çoktan başlamıştı ve hasata hızla devam ediliyordu. Çok şey kaçırmış olmanın olası belirsizliğiyle daldım buğulu salkımların arasına. Henüz asma gövdelerine tutunuşları devam eden kara gözlü Cabarnet Sauvignon üzümü tanecikleriyle, soluk soluğa bakıştık karşılıklı. Yeni tanışan yabancıların tedirgin ve temkinli tavırlarıydı bizimki ilkin, giderek ısınan duygularımın açığa çıkardığı sevgiyi algılayan tanecikler, sonunda dokunmama izin verdiler. Usulca, kuş kanadı bir hafiflikle dokundum onlara. Üzüm tanecikleri mora mavileşip, bordoyu teğet geçen sessiz bir çığlık attılar buğulu gözlerinin ardından. Ürkerek çektim elimi, silivermişim buğulu zırhını tanelerin.



Şekerdil'lerin bağı Antik Phokaia Yarımadası'nın neredeyse tam ortasına denk gelen bir tepesinde. Sağım deniz, önüm deniz, solum deniz ve Gedizin bereketli sulak deltası. Uzaklara bakıldığında koskoca İzmir Körfezi sabahın sisiyle siliyor göz çapağını. Gerenköy sırtlarına selam verip yönümü Güneşin denize en iyi düştüğü Foça Kıyıları'na doğru çeviriyorum... Kent hınca hınç dolu. Haftasonu ziyaretçileriyle yaz sezonu hareketliliği, bir de Rock Tatili Foça Festivali'nin kente verdiği yoğun insan enerjisine tezat bir dinginlik var bağda. Bağın huzurlu sessizliğinde, üzüm taneleri üzerine düşen güneş sanki kendini sağaltıyordu ağırdan...

Severim ben üzüm bağlarını, bağ kokusunu...

Asma ağacının o kendine has kekremsi yaprak kokusu Ağustos güneşiyle bütünleştiğinde, üzüm salkımlarına çarpıp geri dönen bir rahiyaya bırakır kendini. Sırf o kokuyu hissetmek için gidilmeli üzüm bağlarına...



"Nerede kaldı o eski bağbozumu şenlikleri Phokaia Ülkesi'nin" diye geçirirken içimden, Rıfat Beyin anlattığı güzel projelerle heyecanlanıyorum. "Bağımızdaki Cabarnet Sauvignon'lar altı yaşında, Foça Karası asmalarımız henüz iki yaşında, buna rağmen oldukça kaliteli genç şaraplar üretmeye başladık. İlerleyen süreçte buraya kapsamlı bir şarap tadım ve tanıtım ünitesi kurmayı da planlıyoruz. Turistler Foça sapağından Bergama'ya transit geçiyorlar! Foça'nın antik çağlardan kalan bağcılığını yeniden canlandırıp turizme açabilirsek bu toprakların hakkını vermiş oluruz" diyen Rıfat Beyin korkuları da var, Aliağa'da kurulması planlanan termik santrallerin gerçekleşmesi durumunda yapmak istedikleri yeni oluşumlar için çekimser kalabileceklerini vurgulamaları içimi bir tuhaf etti.

Sanayileşmenin olası kirliliği, başta şaraplık üzümlerimiz olmak üzere Foça'nın zeytinliklerini, kaliteli zeytinyağlarının tadını bozacaktır. Bu, üzerinde hassasiyetle durulması gereken önemdedir.



Vaktiyle yok olan Foça üzüm bağları, son yıllardaki bazı girişimcilerin geniş arazilerde bağcılık yapmaya başlamasıyla yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. Şekerdil'ler de üç kuşaktır şarapçılık yapan bir aile olarak günümüz koşullarında şarapçılığın ne kadar özveri isteyen bir gönül işi olduğunu belirtirlerken, çocuklarının eğitimleri konusunda bile bağcılığı öne çıkaran bir yol izlediklerinin altını çizmektedirler.

Geleneksel butik üretimler günümüz dünyasında giderek önem kazanmakta ve her üretim de kendi yatağında akan bir nehir gibi alışık olduğu ürünü besleyip büyütmekte. Ege kıyılarındaki antik kentlerin üzüm, incir ve zeytin gibi üç kutsanmış armağanı vardır insanlığa. Bu armağanlar ki varoluşun simgesi, yüzyılların bugüne taşıdığı ortak insan gıdalarıdır. Onları barındırıp büyüten topraklarda devamlılığını sağlamak, yaşamın devamlılığı demektir, o yüzden doğuştan sahip olduğumuz öz varlıklarımıza sahip çıkmak gibi bir sorumluluğumuz olduğunu unutmamamız gerekir.

İşte belki de sırf bu yüzden, meydana getirdikleri bu güzel bağ için bir kez daha kutlamak istiyorum Aliye ve Rıfat Şekerdil çiftini. İkiz oğulları Aziz ve Reşat'a, kızları İpek'e nasıl bir dünya bırakacaklarını biliyorlar, onlar ellerinden geleni yapmışlar azim ve sevgiyle çalışmalarına devam ediyorlar.

Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


2537











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)