ISSN 1308-8483
Şaşkınız.

  Yayın Tarihi: 7.11.2009    


Şaşkınız.


Ortalık karışık. Her zaman olduğu gibi yine atalarımın, ninelerimin sözleriyle başlayayım; "Sağ gözden sol göze fayda yok", "at izi iti izine karışmış", "her yılan kendi bacağından asılır" (!) yok o öyle değildi; Her koyun kendi bacağından, bana dokunmayan yılan...

Ahir zaman mı dersiniz, bilgi çağı mı, bir garip zamanın içindeyiz. Kim doğru kim yanlış, kim haklı, haksız? Şaşkınız.

Hepimiz haklı, hepimiz meraklı ve korku doluyuz.

İnsan denilen canlının da bir kapasitesi var, her şeyi bilmek gibi bir yeteneğimiz yok ki!

Yaşam formüllerimizin ayarını bütün insanlığın aynı ölçüde bilmesi mümkün değil. Her yaşamsal alanın bilge kaplumbağası ayrıdır. Mühendisin işini müzisyen yapmaz, doktorun görevini de avukat yapamaz. Hangimiz biyogenetiğin alan bilgisini güncelimize taşıyabiliriz?

Hangimiz yeni keşfedilmiş bir aşının içeriği ve işlevi konusunda uzmanından daha iyi bilebiliriz?

Kim bilebilir yediğimiz yiyeceklerin, soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun sağlığımız üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerini? Her şey nasıl da belirsiz değil mi? Belki de bizim düşündüğümüz kadar karmaşık değil de biz öyle gibi görüyoruz! Olabilir mi?

Mümkündür. Yaşamsal edimlerimizi zorlaştıran belki de bizim bu çok çalışan beyinlerimiz. Düşünürken ipin ucunu kaçırıyoruz, kim bilir? Biraz, işi oluruna mı bırakmalıyız acaba!

Aylardır hatta yıllardır GDO, çiftçi, toprak, doğal hibrit, Frankeştayn hibrit, biyogenetik, zehir zıkkım ne kadar zararlı tohum, hava, su çer çöp varsa bol keseden yazıp güncelimi sağlıklılık adına sıcak tutmaya çalışıyordum, ne oldu da şimdi en başa dönüp sorguluyorum bütün bu süreci?

Belirli bir alanı, konu ve düşünceyi sonuna kadar savunmak da bir süre sonra kendi etrafında direnç geliştiriyor, insan ister istemez tam tersini sorgularken buluyor kendini. İnsanlara zarar vereceğini düşündüğümüz yiyecek, içecek, su, hava, aşı, tohum her ne varsa bütün bunları hayatlarımıza sorgusuz sualsiz buyur etsek ne olur acaba?

Evet, ne olur gerçekten? Bütün bu organizmal değişimler yeni nesil teknolojiler gibi yeni nesil bir insan ırkı yaratma süreci çalışmaları olabilir mi? Dünyada GDO konusunda yıllardır yazılıp konuşulanlara bir göz atalım isterseniz.

“GDO gıdalar gezegen üzerinde oynanan muazzam bir deneydir. Öyle ki insan sağlığı ve küresel çevre üzerinde potansiyel yıkıcı etkilerini bekleyiniz.” Adam Kapp, köşe yazarı, 7 Kasım 2002 Penn State Digital Collegian.

“Olumsuz kanıtların belgelerine rağmen sürekli inkarı seçmek on yıllardır Monsanto ve genetik mühendisliğinin ortak politikası olmuştur.” Eric Francis, “Sessizlik Komplosu” yazarı.

“Rastgele gen aktarımları her tür probleme sebep olabilir, kimse tahmin edemez.” Dr. Richard Lacey, Deli Dana Hastalığını (BSE) önceden tahmin eden Leed Üniversitesi mikrobiyoloğu.


Niçin bu kadar kaygı duyuyoruz, üstelik bazılarımızın geleceğini kayıracağı çocuğu bile yok!

Belki üzerinde yaşadığımız bu dünyanın da doğal sağaltıma gereksinimi var, belki dünyanın refahı için biraz temizlik gerek!!! Aramızdaki Adolf Hitler'lerin Eva Braun'ların sayıları bizim sandığımızdan fazla olmasın?

Diyorum ya; şaşkınız.


Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


1507











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)