ISSN 1308-8483
Önce Foça'yı pişirdim, sonra balık türlüsünü! Önce Foça'yı pişirdim, sonra balık türlüsünü!

  Yayın Tarihi: 20.2.2010    


Önce Foça'yı pişirdim, sonra balık türlüsünü!


Foça'yı seyrettim bugün uslu uslu... Beni duyan da uslu olmayıp nasıl bir yaramazlık yapabileceğim konusunda düş gücünü epey bir zorlar herhalde. Oysa akıllı uslu olmanın pek de önemli bir meziyet olmadığını bilenlerdenimdir!

Akıllı uslu olsam ne fayda diyorum, seyrettim Foça'yı bugün. Kıyı şeridinde gezindim. Büyükdeniz'den Küçükdeniz'e bütün bir sahili önce yüreğimde gezdirdim, sonra karakalemle çizdim bazı maket resimlerin üzerini. Kendim için çizdiysem aşkolsun, şöyle yabancı bir gözlükle, konuk gibi...

Foça Devlet Hastanesi'ni konum itibariyle oldum olası beğenmişimdir. Evet hastane dediğin denize yakın, bol oksijenli havadar olacak. Denizi yok mu, o zaman çamlar arasında yemyeşil bir dağlık bölgede olacak. Çok şey mi istiyorum? Hadi hastaneyi anlarım, hastalara önce ruhi tedavi gerek ki, hastanın iyileşmesi yüzde ellisi baştan garantilensin. Doktorları da anlarım; hastalara bakıyorlar, bol oksijen denizin maviliği, sağlıklı bir hasta bakımı ve garantili doğru teşhis için gereklidir mutlaka.

Hastaneyi anladık sağlık için elzem. Balıkçı tekneleri, restoranlar, kafe barlar, çay bahçeleri de halkın ve turist konukların kullanımı için, sahilde olması tercih nedeni olan mekan ve konumlanmalardır. Deniz kasabası bir yerleşim için bu gayet normal. Peki, okulların, resmi kurum ve kuruluşların, bankaların, depo ve otoparkların bir kentin en nadide kıyı şeridinde bulunması uygun mudur?

Ne hikmetse, okul ve resmi daireler denizi görecek şekilde sahile konuşlandırılmış bunu hiç anlayamadım! Neden acaba? Çalışanlar ve öğrenciler ders dinlerken ya da çalışırken arada bir başlarını denize çevirip tatlı hayaller kursun diye mi? Ben karşı değilim, her insan hayalleri kadardır!

Foça'yı seyrettim bugün. Hayallerim iki deniz arasına sığmadı... Foça'nın ana arterlerindeki trafiği, belirli alanlara otoparklar yaparak kontrol altına aldım. Küçük meydanları genişlettim, kırmızı balıklı fıskiyeli havuzlar, havuzlara bakan heykeller kondurdum. Foseptik kokusunu bastırmak için her yere Kıbrıs Mimozaları, leylaklar, menekşeler, melisalar, akasyalar, hanımelleri, iğdeler ektim. Faytonları ve karanfilli faytoncuları da unutmadım; Arnavut kaldırımlarında nal sesleri denizin sakin hışırtısına karışınca, sahil boyu sefaları gel dedi uzaktakilere! Gel. Ne olursan ol değil, insanca yaşayacaksan gel!

İnsanı daldığı hayallerden uyandıran, guruldayan boş bir midedir. En iyisi bir yemek tarifi vereyim, hem de afrodizyak bir yemek!

Balık Türlüsü

Balık kepçesine takılan birkaç tür balığa ihtiyacımız var. Hangileri olabilir; Topan kefal, mavraki, kılıç, fener, deniz kabukluları vs. (Yağlı mevsiminde tutulmuş balıklar tercih edilmeli)

Diğer malzemeler:
Kuru soğan
Yeşil biber
Mantar
Domates
Maydanoz
Roka
Defne
Sarımsak dişleri
Tane karabiber
Tane karanfil
Sızma zeytinyağı
Taze kekik
Toz kimyon
Tuz



Yukarıdaki bütün malzeme hafifçe ocakta öldürülür, kokusu çıkmaya başlayınca üzerine balıkçı kepçesine takılan temizlenip ayıklanmış balıklar sıralanır. Benim kepçemdekiler; Fener balığı, çipura ve kabuklu karides Daha lezzetli olması için karidesleri ayıklamadan atacağız tencereye, sadece kafaları kopsa yeter. (Aman tanrım ben kafa koparmaktan söz ediyorum!)

Hepsi birlikte sadece 20-25 dakika pişecek, tabi kapağı kapalı olarak. Malzemelerin miktarını belirtmedim çünkü istediğiniz kadar, göz kararı yürek ayarı olsun istedim... Tariflerimde tane -gram gibi ölçülerle sizi kısıtlamak istemiyorum. İçinizden ne gelirse. Mantar sevmiyorsanız koymazsınız, havuç koyun, patates koyun. Yeşil biber yoksa kırmızı biber koyun, diyorum ya içinizden gelendir güzel olan.



Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


2162











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)