ISSN 1308-8483
HABERİMİZ YOK PROPAGANDAMIZ VAR

  Yayın Tarihi: 4.10.2011    


HABERİMİZ YOK PROPAGANDAMIZ VAR

Düşünce ve görüşlerimizin yanlışlığını ve gerçek sandığımız şeyin aslında bir kurgu olduğunu ancak yıllar sonra öğreniyoruz. I. Körfez Savaşı(1991) sırasında petrole bulanmış bir karabatak kuşu hafızamıza kazınmıştı. Saddam'ın, Kuveyt'i bombalaması sonucu kuyulardan sızan petrolün karabatakları bu hale getirdiğini sanmıştık. Bu görüntülerin Irak ile hiç ilgisinin olmadığı ortaya çıktı. II. Körfez Savaşı(2003) öncesinde medyaya servis edilen ve Irak’ın nükleer silahlara sahip olduğunu iddia eden görüntüler de yalandı. 1988 yılındaki Halepçe katliamına ilişkin görüntülerin üzerine monte edilen “Ölen çocukların intikamı alınacak, Irak özgürleştirilecek” söylemleri de gerçeği yansıtmıyordu. Her şey, Irak savaşının haklı gerekçelere dayandığına inanmamız için yapılırken, Irak’ın özgürleştirilmesi projesi uygulamaya konuldu. Oysa biz barıştan yanaydık. Peki, Irak özgürleşti mi? Bu ülkeye demokrasi geldi mi?

Düzmece oyunlar tezgahında şimdilerde “internete sızdırma” var. Wikileaks adlı internet sitesi, ABD hükümetinin gizli diplomatik yazışmalarını yayımlayarak, bize internetin ve bilgi-iletişim teknolojilerinin gücünü gösterdi. Wikileaks’e göre, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki zalim rejimler, saraylarda şatafatlı bir hayat sürerken sadece ceplerini düşünüyordu. Halklar, artık bu gidişe bir “Dur” demeliydi. Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel bin Ali, Wikileaks tarafından karısının lüks tutkusu ortaya dökülünce ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Tunus’ta başlayan Arap Baharı(!) yönünü Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki diğer stratejik hedeflere çevirdi. Mısır, Libya, Cezayir, Yemen, Ürdün ve Suriye’de devam eden halk hareketleri bize “Devrim” olarak tanıtıldı. Ancak rivayetler değişikti… Wikileaks, ABD ve İsrail’in ortaklaşa yürüttüğü bir istihbarat operasyonudur. Bu bölgelerin kaynaklarını sömürmeyi amaçlayanlar asıl he¬deflerini bu şekilde gizliyor. İsrail’in varlığı ve güvenliğinin korunmasına çalışılıyor. Sonuç… Güçlü bir lider ya da sağlam bir ideoloji olmaksızın sözü edilen devrimin(!) nasıl başarıldığını ya da başarılacağını anlayamadık. Peki, bu ülkelere demokrasi geldi mi, özgürleştiler mi?

“Arap Baharı”(!) konusunda da karabatak misali duygularımıza gönderme yapan çok fazla söz ve resim ile karşılaştık. Çünkü duygu ve düşüncelerimiz bize aktarılan bilgilerden oluşuyor. Bu bilgilerin ve aldığımız iletilerin ne kadar gerçek olduğunu bilmiyoruz. Birçoğu bizi derinden etkilemek amacıyla kurgulanmış olabilir. Medyayı takip etmesek, hayatın dışına çıkmış gibi oluyoruz. Takip etsek, planlanmış gündemlerin zihnimize empoze edilmesine karşı koyamıyoruz. Aklımıza ve mantığımıza mukayyet olmamız zorlaşıyor. Kamuoyu oluşturucularının beklentileri yönünde düşünmekten başka seçeneğimiz kalmıyor.

Şimdi şu soru akla geliyor: Düşünce ve görüşlerimiz bize mi ait? “Evet” ya da “Hayır”... İletişim uzmanları, gerçeği öğrenmeyi zamana bırakmamız için elinden geleni yaptı, yapıyor. Çok zaman, düşünsel faaliyetlerimizin birileri tarafından organize edilebileceğini aklımıza getirmedik. Onların sayesinde haberimiz yoktu ama propagandamız vardı. Sonuç… Şimdi gerçeğin ortaya çıkmasını bekliyoruz. Ne zamana kadar? Muhtemelen “Arap Kışı” gelene kadar…


Ahmet Zeki YEŞİL



1450











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)