ISSN 1308-8483
Foça’nın kızıyım ben, Foça neyse ben oyum!

  Yayın Tarihi: 22.3.2012    


Foça’nın kızıyım ben, Foça neyse ben oyum!


“Foça’nın kızıyım ben Foça neyse ben oyum” diyen Çidem Dirim ile söyleşmek ne keyifliymiş meğer… Küçükdeniz Limanı, baharın ilk günü olan 21 Mart'ı müjdelercesine günlük güneşlik. Tabiat, uyanışını haykırıyor sanki denize ve günbatımına. Sıcacık gülümseyen güzel bir kadının silüeti beliriyor tahta iskelede; Tepeden inme pat diye Foçalı kadınları soruyorum. Biliyorum onun doğma büyüme Foçalı olduğunu.

“Foça neyse ben oyum” diyerek şaşırtmıyor beni.

Dişi bir kenttir Foça, bunu iyice yerleştirdim belleğime. Geldiğim günden bu yana kadınlarını izlerim bu kentin, onların özgürlük anlayışlarına her gün yeniden hayran olurum. Çidem hanım içindeki Foçalılığı döküp taşırıyor ufkun günbatımı esrikliğine. “Onlar” diyor, “balık tutmasını da, yemek yapmasını, tekne kullanmasını, küfür etmesini de bilirler, sevmesini de. Foçalı kadın için aşktan daha önemli hiçbir şey yoktur. Aşık olmasını da bilir, aşka saygı duymasını da…”

Günbatımı, aşk ve Foça… Diyecek bir sözcük bulamıyorum, aşkın aktığı denize zinhar meşksiz yan bakılmaz. Aşk, sözcüklerle raks etmeye başlamış ise, sözü söyleyene dünyanın tüm dikenleri tomurcuk görünür.

“Foçalı kadın” diyor, duruyor… “Ama ben, kendimi hala hiç kadın gibi görmüyorum. Ben Foça’nın kızıyım, henüz gencecik bir Foça kızı! Bir asır önce Makedonya’dan göçüp gelmiş Boşnak İbrahim efendinin torunu, Asaf Evin Yenipazar’ın kızıyım. Daha dün saçalan topluyordum İngiliz Burnu’nda. Saçalanı bilirsiniz değil mi? Aynı kalamar gibi yumurtalı unlu kızartılır, Foçalı Kadınların havyarıdır saçalan, senede bir kere mutlaka yeriz”…

“Hani seramikçi Konca var ya; o çok güzel gözlemlemiş, balıklı kızları görünce o yaptığın benim haa, sen beni yapmışsın dedim. Elif Şafak’ın Med Cezir kitabının kapağındaki kız tıpkı ben!”

Tamam. Bir günbatımı vurgunu bu. Her insan bir dünya, her Foçalı kadın bir galaksi sanki! Kollarında sımsıkı sarıldığı balığıyla sevdasıyla aynı Ege Denizi gibi, bir gün dalgalı bir gün fırtınalı ve oynak, kimi zaman da sessiz ve durgun. Sevgileri de büyük, hırçınlıkları da! Efelerin kızıdır onlar, erkeklerini kendileri seçerler, seçilmezler. Herhalde, Foçalı bir kadın tarafından sevilmek şans olsa gerek!

Her geçen gün yeni şeyler öğrenmek, hele bu Foça üzerineyse daha bir kıymetli! Onlar, yani Foçalı kadınlar önemli kararlarını denizde kulaç atarak alırlarmış. Varsa bir tasaları, atmışlarsa maviliğin kollarına kendilerini, saatlerce yüzüp İncir Adası’ndan kıyıya çıkarken çoktan vermiş olurlarmış kararlarını artık. Bütün yara bereler denizin tuzuyla iyileşmez mi? Bu benim de başvurduğum bir sağaltım şekli, suda düşünmek daima işe yarar.

“Ben Çifte Kayalara gider otururdum bir sıkıntım varsa” diyor Çidem hanım, “ne zaman dağıtırım içimdeki derdi tasayı, o vakit kalkarım kayaların oturmaktan aşınmış çukur taşlarından…” Deniz ya da kayalar, hepsi tuz tadında tıpkı göz yaşı gibi…

“Her Foçalı çocuğun kayığı olmalı” diyen bir çocuğun annesini biraz daha yakından tanıdım bugün... Oğlunun adını Deniz koyacak kadar deniz seven Foçalı bir anne o. Ege Denizi gibi fırtınalı, hırçın ve işveli…




Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


2680











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)