ISSN 1308-8483
Foçalı Balıkçı Şevki Akyar'dan iki tarif Foçalı Balıkçı Şevki Akyar'dan iki tarif

  Yayın Tarihi: 26.6.2012    


Foçalı Balıkçı Şevki Akyar'dan iki tarif


Bildiğiniz gibi Foçalı balıkçılarla sohbetlerimiz devam ediyor. Genç balıkçılar çok şükür iyiler onlara sözüm yok da, yaşı ilerlemiş olanların aniden göçüp gitmeleri gerçekten üzüyor insanı. Şu son birkaç senede ne çok balıkçıyı kaybettik. Onları andığımız sürece gönüllerimizde yaşadığını biliyoruz elbet. Ruhları huzur içinde olsun, Allah rahmet eylesin…

Ben bugün yaşayan bir balıkçıyı konuk etmek istiyorum köşeme…

Çoktandır Şevki Akyar ile söyleşmek istiyordum kısmet bugüneymiş. Babası Demir Ali Akyar'ın da balıkçı olduğunu söyleyen Şevki Akyar’ı benim gözümde farklı kılan pek çok yanı var. Bunlardan biri, geçen yılki Uluslararası Slow Fish Bienali’nde geleneksel kıyı balıkçısı olarak Foçalı balıkçıları temsil etmesi. İtalya’nın Cenova kentinde gerçekleşen, eko sistemin bütüncül parçaları olan dünya denizleri ve içindeki tüm canlıları kapsayan bu buluşmaydı o. Şevki Akyar’ın görüşlerini; bienal dönüşü bizlerle paylaştığı satırlar ile öğrenmiştik ama, ben yine de Cenova’dan sonra hayatında nelerin değiştiğini ve düşüncelerini öğrenmek istedim.

Günümüzde sürdürülebilir balıkçılık üzerine ciddi pozitif bir yaklaşımın giderek arttığını ifade eden Şevki bey, İtalyan balıkçıların denizlere ve balıkçılığa karşı pek de duyarlı olmadıkları konusunda endişeli. Çok ufak boyuttaki balıkları avlamakta bahis görmeyen Cenovalı balıkçıların balık ağlarının küçük kafesleri canını sıkmış! Ama; Norveçli, Hintli ve özellikle Afrikalı balıkçıların denizlere karşı yaklaşımlarının kendisini etkilediğini belirtmeden duramadı. İş dönüp dolaşıp Foçalı ve Egeli balıkçılara geliyor, görüyorum ki; Foçalı balıkçı, kurallar ve deniz tahribatı konusunda çok duyarlı ve Şevki bey de küçük balıkçının yaşatılması konusunda benimle aynı fikirde.

Deniz, balık ve balıkçı derken gelelim sadede değil mi ama! Sevki Akyar’ın kendi elleriyle pişirdiği ve tadına bakma zevkine erdiğim iki tarifi paylaşayım izninizle…



Tavada Çimçim

Çimçim karidesler çiğken soyulup buzlu suda biraz bekletilir.
Sonra kurulanıp bir tabakta isteğe göre kırmızı ve acı pul biber ile tuzlanır.

Daha sonra da unlanıp kızgın yağa bırakılır. Ne kadar kolay ve bir o kadar lezzetli...



Karides sote

Bir büyük kuru soğan küçük doğranır sızma zeytinyağında kızartılır. Soğanların kokusu gelince ayıklanmış karidesler soğanın üzerine konur ve birlikte kızartmaya devam edilir.
Karidesler kendini toplayınca ince kıyılmış yeşil biberler ilave edilip kızartmaya devam edilir, biberin kokusu duyulunca kabuğuyla doğranmış iki üç tane domates konup kısık eteşte pişmeye bırakılır.

Ateşten indirmeye yakın, karabiberi, tuzu, az miktarda kırmızı toz biberi de konur sıcakken sofraya getirilir. Eller ayaklar bağlanır ve seyredilir…



Her iki tarifteki karideslerin de tadına baktığım için lezzetinden sual olunmaz desem umarım yeterlidir!




Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


2467











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)