ISSN 1308-8483
Dokuz karı mancası

  Yayın Tarihi: 18.12.2012    


Dokuz karı mancası


Güneydoğu Anadolu’da görev icabı bir süre yaşayan büyük teyzem anlatırdı...

“Konumumuz gereği sıkça yöre insanının evlerine misafir olurduk. Pek çoğu, kadın misafirleri mutfak olarak kullandıkları büyük odaya alırlardı. Erkek misafirler evin erkekleriyle ayrı bir odada otururdu. Mutfak olduğunu düşünmemin nedeni, odada kocaman bir yer ocaklığı ve kap kacak olmasıydı. Ocakta, odun ateşinde kaynayan ve odaya iştah açan kokular saçan bir tencere daima bulunurdu.

Yine böyle bir gün mutfak odasına aldılar beni, köşede çok yaşlı bir nine oturuyor. Yaşlı nine sürekli önüne bakıp dudaklarından anlaşılmaz sözcükler döküyor, diğer tarafta elinde bir ip belirli aralıklarla salıncaktaki bebeği sallıyor. Ortalarda dolaşan üç beş kadın görüyorum ama, kim kimdir bilmiyorum! Orta yaşlı olan belli ki evin kayınvalidesi ve en sözü geçeni! Diğerleri sanki hepsi bir ayar kardeş gibi genç kadınlar... Çoluk çocuk takımını saymıyorum, epeyce varlar.

Kayınvalideye benzettiğim kadın bana yer gösterip yaşlı ninenin yanına oturttuktan sonra, ocakta kaynayan tencerenin kapağını açıp şöyle bir bakıyor. Ocaklığın yanı başındaki başka bir tencereden sadeyağ olduğunu sandığım bir kepçe yağı alıp ateşteki tencereye koyuyor ve kapağını kapatmadan yan taraftaki tuz çanağından okkalıca tuz atıyor. Sonra eteğini toparlayıp dışarı çıkıyor.

O sırada genç kadınlardan biri, bir kucak odunla odaya giriyor doğruca ateşin başına gidip tencerenin altındaki korları maşayla şöyle bir eşeleyip yeni getirdiği odunlardan koyarak ateşi güçlendiriyor ve el çabukluğu marifet o da tencerenin kapağını açıp karıştırarak bir avuç tuz atıyor yemeğe! Hadi bakalım o da çıkıyor odadan...

Bu defa diğerleri kalabalık giriyorlar içeri, mutfak odası bir dolu kadın ve çocuk ile uğulduyor. Çoluk çocuk kıyamet, bağırış çağırış derken o ne; genç kadınlardan biri kaşla göz arası tuz atmaz mı yemeğe! Ocakta pişen ne yemeğidir bilmiyorum ama kokusundan nohutlu bulgurlu suluca bir yemekti sanırım! Uzaktan kırmızı renkli olduğunu görebiliyordum ama taneleri görünmüyordu. Güzelim yemek oldu mu sana tuz zehiri!"

Bu yaşanan alışılmış bir davranışmış oralarda. Kalabalık ve çok eşli ailelerde ocaktaki yemeğe önüne gelen yağ tuz attığından, çoğu zaman yemek ağıza alınmayacak kadar tuzlu olur, köpek mancası görevi görürmüş. Evin söz sahibi yaşlıca kadını; “dokuz karı mancası olmuş bu” deyip yemeği hayvanların önüne döktürürmüş.


Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN


www.ascifok.com


2050











   |   Hakkımızda    |    İletişim    |    Yasal Uyarı    |


    © FocaFoca.com tüm hakları saklıdır.   (03/2005)